Son derece sakar bir insan olduğum gerçeği ile ben ve beni tanıyanlar yüzleşeli epey bir zaman oldu. Daha önce bir yazımda da belirtmiştim her gün illa bir şey kırmayı en olmadı düşürmeyi çok iyi beceriyorum diye. Bu bir yetenek mi derseniz. Tabi ki de bir yetenek. Her gün böyle şeyler yapabilmek tam bir marifet, her kula nasip olmaz.
Bu açıdan annem bana bazen ayaklı felaketim der. Annem beni çok sevdiğinden olsa gerek artık kadıncağız beni ne tarz kelimelerle seveceğini şaşırmış durumda. Hele ki onun sevdiği bir şeyi kırıp döktüysem öyle bir sever ki dayanamaz bir daha ve bir daha sever
Anladınız siz beni
Hadi ben bu sakar hallerime alıştım da henüz uykularım alışamadı. Dün gece uykumda kendimi öldürüyordum desem inanır mısınız. Nasıl yani derseniz, şöyle ki; kolumun üzerine yatmışım, öyle de uyuyakalmışım. Haliyle sol kol iptal felaket tutulmuş durumda. Parmaklarımın ucuna kadar hissetmiyorum o an. Gecenin ilerleyen saatlerinde farkında olmadan sol taraftan yüzüstü dönerken sol kolum yüzüme düşüyor gecenin kör saati. Ellerim yüzümü kapatıyor. Burnum ve ağzım avcumun içinde. Nefes almaya çalışıyorum imkan yok. Elim tutulmuş durumda olduğu için güç bulup kolumu yüzümden çekemiyorum. Bir de uyku semesi olduğum için ne olup bittiğini o an tam olarak anlayamıyorum. Gözlerimi açtığım gibi sol elimin tutulmuş olduğunu, burnumu ve ağzımı kapattığını farkediyorum ve hemen sağ elimi kullanıp yüzümde uyuşmuş bir şekilde duran sol elimi yüzümden çekiyorum. Hemen derin bir nefes alıyorum. Son anda yırtıyorum
Başucu lambamı yaktığım gibi “ulen nalları dikiyordum az kalsın.” diyorum ve salak salak gülüyorum içinde bulunduğum bol saçmalıklı halime. Düşünsenize böyle öldüğümü çok komik olmaz mı. Ertesi gün gazete manşetlerinde kendimi görür gibiyim. “Şok şok şok: Kolu tutulan sakar kız nefes aldığı yerleri tıpa misali tıkayıp kendi elleri arasında can verdi” Ne diyeyim yılın en salağı ödülünü artık yakınlarım benim adıma almaya gider.
Hatta biraz önce anneme bu durumdan bahsettim de kendisi ile bir karar aldık benim bebeklik tulumumu çıkartacağız sandıktan. Sadece kafanızı çıkartabildiğiniz önden fermuarlı bir tulum bu. Tek oynatabildiğiniz yeriniz başınız. Bir gün kızım olursa giyer diye saklıyorduk pek cicili bicili bir tulum. Ama üzgünüm kızım bu tulum bir türlü büyümeyi beceremeyen ayaklı bir felaket olan annene lazım deyip buradan doğmamış kızıma da bir sosyal mesaj vereyim
Allahımdan da iki gram akıl dileyeyim






Eylül 6th, 2010 on 01:54
elif hanım ;beni nasıl güldürdünüz anlatamam; ben gecenin bu saati odam da kahkahalarla gülerken annem ne seyrediyorsun diye odama geldi
))tv nin kapalı olduğunu görünce bayağı şaşırdı tabi:)))suratıma anlamsız bakarak uzaklaştı:))
))
Öncelikle yazının başına çok güldüm annenizin sizi sevme kısmına ;..gözümün önüne geldi bir an
valla Elif hanım; benden söylemesi ..
Eskiden (aslında hala var) kızlar bir an önce evlenip evden gitmek için evdeki herşeyi kırar annelere illahlah dedirtirlermiş ve anne ,babada tamam mesaj alındı diyerek bir an önce kızlarını evlendirirlermiş..:))) dikkat edin sakarlık bir yere kadar:))))annenizin sizin için planları olmasın
bu arada uyku tulumundan ziyade viskolex tarzı yatak alın; hiç olmazsa o gömülüyor vucudun şeklini alıyor …:))))kolunuz altta kalsa bile uyuşmaz…
cok keyifli bir yazı çok güldüm..
Eylül 6th, 2010 on 02:56
Murat Bey bu da bir şey mi buzdolabının içinde sebzelik kısmı raylı çalışıyor. Dolaptan meyve çıkarttım o sırada raylı sebzelik kısmını açık bırakmışım. Raylı kısmı kapanmasın diye önüne bir şey koyup sıkıştırmıştım. Sonrada unutup dolabın kapağını bir kapattım çat diye bir ses. Bir baktım sebzeliğin kapağı kırılmış.Bu arada buzdolabı eve geleli toplasanız bir ay olmamıştır. Annem o sırada odasında uzanıyordu.Gittim yanına “annecim ben bir şey yaptım” kadıncağız direkt ayaklandı kırdın mı yaktın mı dedi. “Kırdım” dedim. “Bardak mı tabak mı?” dedi.işte buna cevap vermesi çok zordu “buzdolabı” dedim.”yok artık daha neler şaka mı yapıyorsun” dedi.ama görünce inandı
bir de duygu sömürüsü yapıyorum böyle şirinlik muskası hallerimle görmeniz lazım “ama ben bir evin bir kızıyım benden değerli mi ya.ne yapalım mala gelsin cana gelmesin önemli olan o annecim.bana da bir şey olabilirdi Allah korudu yavrunu” diyorum.
Bu arada Murat bey annemler evlenmek istediğimi düşünselerdi çoktan everirlerdi beni çünkü ben 25 yıldır böyleyim
yastığımda viskolex ama yatağında öyle olması hiç fena fikir değil yoksa bu sakarlığımdan bir gün kendimi öldüreceğim farkında olmadan
Eylül 4th, 2010 on 11:14
Ama Elifin ki başka birşey
o an kolunu hissetmiyor yani onun vücudu değil
sen gene de tulumu düşün derim
Eylül 4th, 2010 on 12:09
her zaman derim hiç fena fikir değil
Eylül 3rd, 2010 on 10:59
O da güzelmiş
Guinness’e girerdin artık..
:)
Gerçi kendi kendini boğmak imkansızdır. vücudun koruma mekanizması devreye girer ve uzun süre soluksuz kalmasına izin vermez. İnsan kendini zorlayarak morarıncaya kadar nefesini tutsa bile boğulmaz, yalnızca bayılır ve hemen o anda solunum yeniden başlar.
Eylül 3rd, 2010 on 12:43
sağol Melih içimi rahatlattın demek ki elim oramı da buramı da tıkasa yine de ölmeyeceğim.çok şükür