Son derece sakar bir insan olduğum gerçeği ile ben ve beni tanıyanlar yüzleşeli epey bir zaman oldu. Daha önce bir yazımda da belirtmiştim her gün illa bir şey kırmayı en olmadı düşürmeyi çok iyi beceriyorum diye. Bu bir yetenek mi derseniz. Tabi ki de bir yetenek. Her gün böyle şeyler yapabilmek tam bir marifet, her kula nasip olmaz.

Bu açıdan annem bana bazen ayaklı felaketim der. Annem beni çok sevdiğinden olsa gerek artık kadıncağız beni ne tarz kelimelerle seveceğini şaşırmış durumda. Hele ki onun sevdiği bir şeyi kırıp döktüysem öyle bir sever ki dayanamaz bir daha ve bir daha sever :) Anladınız siz beni :)

Hadi ben bu sakar hallerime alıştım da henüz uykularım alışamadı. Dün gece uykumda kendimi öldürüyordum desem inanır mısınız. Nasıl yani derseniz, şöyle ki; kolumun üzerine yatmışım, öyle de uyuyakalmışım. Haliyle sol kol iptal felaket tutulmuş durumda. Parmaklarımın ucuna kadar hissetmiyorum o an. Gecenin ilerleyen saatlerinde farkında olmadan sol taraftan yüzüstü dönerken sol kolum yüzüme düşüyor gecenin kör saati. Ellerim yüzümü kapatıyor. Burnum ve ağzım avcumun içinde. Nefes almaya çalışıyorum imkan yok. Elim tutulmuş durumda olduğu için güç bulup kolumu yüzümden çekemiyorum. Bir de uyku semesi olduğum için ne olup bittiğini o an tam olarak anlayamıyorum. Gözlerimi açtığım gibi sol elimin tutulmuş olduğunu, burnumu ve ağzımı kapattığını farkediyorum ve hemen sağ elimi kullanıp yüzümde uyuşmuş bir şekilde duran sol elimi yüzümden çekiyorum. Hemen derin bir nefes alıyorum. Son anda yırtıyorum :)

Başucu lambamı yaktığım gibi “ulen nalları dikiyordum az kalsın.” diyorum ve salak salak gülüyorum içinde bulunduğum bol saçmalıklı halime. Düşünsenize böyle öldüğümü çok komik olmaz mı. Ertesi gün gazete manşetlerinde kendimi görür gibiyim. “Şok şok şok: Kolu tutulan sakar kız nefes aldığı yerleri tıpa misali tıkayıp kendi elleri arasında can verdi” Ne diyeyim yılın en salağı ödülünü artık yakınlarım benim adıma almaya gider.

Hatta biraz önce anneme bu durumdan bahsettim de kendisi ile bir karar aldık benim bebeklik tulumumu çıkartacağız sandıktan. Sadece kafanızı çıkartabildiğiniz önden fermuarlı bir tulum bu. Tek oynatabildiğiniz yeriniz başınız. Bir gün kızım olursa giyer diye saklıyorduk pek cicili bicili bir tulum. Ama üzgünüm kızım bu tulum bir türlü büyümeyi beceremeyen ayaklı bir felaket olan annene lazım deyip buradan doğmamış kızıma da bir sosyal mesaj vereyim :) Allahımdan da iki gram akıl dileyeyim :)

About Elif Savaş

Elif Savaş has written 367 post in this blog.

İlginizi çekebilir

  • 04 Nisan 2009 -- Bir sempati kişisi Berrin Şeker Civil (0)
    Uzun zamandır Berrin Şeker Civil hakkında birşeyler yazmak istiyordum, bu gece beyaz show'a konuk olunca tekrar depreşti bu istek, kendileri kanaltürk televizyonunda hafta içi gece yarıları berrin'le ...
  • 06 Mayıs 2010 -- Neyin ne zaman karşımıza çıkacağı belli olmuyor (4)
    Hayat ilginç sürprizlerle değişik olaylarla doludur, neyin ne zaman karşımıza çıkacağı belli olmaz ve bazen öyle zamansız bir durum çıkarki karşımıza planlarımızı değiştirmek zorunda kalırız. Geçen...
  • 15 Ekim 2010 -- Aşk denen günah (2)
    anladım artık bir köleyim senin gözünde durmadan kırbaçlıyor saçların umutlarımı ve en pis yalanlarını yiyorum üç öğün üstelik haykırışlarımın da eli kolu bağlı kurtuluşum yok biliyorum ama ...
  • 15 Haziran 2009 -- Toprakla temasın bünyeye kattığı pozitiflik (0)
    Dün günlerden pazar'dı uzun zaman sonra evden çıktım, Çamlıca'daki evimin yanındaki ormanlık alana gittim, mangal, semaverde çay keyfi falan yaptık, bir ara ayakkabılarımı çıkardım, çıplak ayak toprak...
  • 24 Haziran 2010 -- Her şey biraz sen gibi… (2)
    Tarifi yok bendeki senin. Ellerime kenetlenmiş ellerin gibi, Bugüne kadar hissetmediğim huzur gibi, Gökyüzü gibi, mavi gibi, gözlerin gibi, Aşk gibi ama aşktan daha ötesi gibi, Sevginin daha kuvv...
  • 22 Nisan 2010 -- Çok bayağı hareketler bunlar (8)
    Yayılmışım koltuğa, bir yandan dergileri karıştırıyorum. Bir taraftan da ''Yaprak dökümü''ne göz atıyorum. Birden, Fikret'in eşi ile arasını düzeltmek için, süslenip püslenip sofraya cicileriyle oturm...