Kocaman yüreğim daha ne kadar sevebilirdi seni? Olduğu kadar mı, ölene kadar mı, yoksa sonsuza kadar mı hissederdim yüreğimde yarattığın kırgınlıklara rağmen seni?

Hangisini tercih ederdin seni düşündüğümde hissetmem için? Tahminimce ya “olduğu kadar sev beni” derdin ya da hiçbirini söylemez “artık beni sevme” derdin bana. Çünkü ikimizde biliyorduk ki yaşadığımız hiçbir his sonsuza kadar sürmezdi. Ayran gönüllü olduğumuzdan değil, bizim gerçekten birbirimizi sevmeye yüreğimiz yetmiyordu. Sevmekten korkuyorduk biz, birbirimizi çok sevdiğimiz zamanlarda bile…

Hayat sana ve bana inat her gün “durma bak ben duruyor muyum? Yaşamaya devam et diyordu” usulca bize. Bir anda kendimizi birbirimizden uzakta bir hayat koşuşturması içinde bulduk. Sen benden geçeli çok oldu bunu biliyordum. Ben tek başıma sana rağmen çok savaştım bunu da biliyordum. Ama anladım ki tek başına zafer kutlaması yapmanın senin olmadığın bir hayatta anlamı yoktu… Artık bende pes ettim. Her gün seni unutmamak için yaptığım ne varsa hepsinden vazgeçtim… Kafamı kaldırdım başka bir pencereden dünyaya baktım… Ve anladım ki o an orada sen yoktun…

Hatırlarsın yeminler ettik önce birbirimize. Bizim yeminlerimiz bile suya yazı yazar gibiydi… Garantici değildik ikimizde. Anı yaşıyor, yaşadığımız anlarda kendimizi buluyorduk birbirimizde. İlerisini görmek aklımızın ucundan bile geçmedi hiçbir zaman. Biz buna da cesaret edemedik. Biz seninle sadece bitmeye mahkum bir aşktan ibarettik… Velhasıl aşk bitti bizde seninle sonsuza kadar bittik…

İlginizi çekebilir

  • 20 Ocak 2011 -- Aşktan öte… (1)
    Bazen durup sadece seyretmeli insan hayatında olup biteni... Acı da çekse nefes almayı, o olmadan da yaşamayı, kalp ağrılarını kendince hafifletmeyi bilmeli... Göğüs kafesinden taşan aşkını dizginleme...
  • 15 Eylül 2010 -- Aşk hiç biter mi? (6)
    Biraz gitmeye ihtiyacım var. Biraz uzaklaşmaya. Kaçışım senden değil, kaçışım kendimden... Aynalara uzak duruyor benliğim. Aynadaki yüz sanki ben değilim... Tükenmişliğin, tüketilmişliğin acısı var iç...
  • 30 Nisan 2010 -- Çam ağaçları ağlıyordu (0)
    Dokuz yaşında ilköğretim 4.sınıf öğrencisi olan Can'ın derslerini bitirdikten sonra arkadaşlarıyla top oynamak en büyük eylencesiydi.  Can, okulundan gelir derslerini bitirir, top oynamak için mahalle...
  • 10 Ekim 2009 -- Tarçın (0)
    Kimse tanıştırmadı bizi. kendimiz keşfettik birbirimizi. Evimin bir alt sokağında evleri. Her sabah ve akşam, eve gidip gelirken görüyordum kendisini.   Önceleri hiç yüz vermedi. Ama sevgi, ilgi kim...
  • 26 Eylül 2010 -- Bilinçaltı serzenişleri 5 (3)
    Kadavra hissizliğimi bağışla, inan şaşıramıyorum artık, ötenazi düşleri gören ve ölümüne hayran sınırda kişiliğimi bağışla. Çok sık içiyorum babamın Erdek'ten kaçak tütünle sarıp gönderdiği sigaralard...
  • 22 Temmuz 2010 -- Bilinçaltı serzenişleri 2 (9)
    Yazdıklarımda edebi değer aramayın, ana fikrini sorgulamayın, yazılanlar sadece pesimist bir ölümlünün med cezirlerini harflerle kusmasıdır. İsyan gibi, bağırarak küfretmek gibi. He! Olur ya bazen kar...