Karanlığın katmanlarının olduğunu öğreniyorum. An be an artan aydınlık özlemimin içinde. Karanlığın elleri alnım da geziyor. Korkmuyorum. İnsanlardan daha yakıcı ve daha acımasız olamaz ki.

Gözlerim kapalı, günün aydınlandığını sokağa doluşan seslerden anlıyorum. Artan çocuk sesleri bana okul saatinin yaklaştığını anlatıyor. Gözlerim de canlanıyor mavi önlüklü çocuklar. Gruplar halinde koşuşan ve onların arkalarından ilerleyen tek başlarına çocuklar. Sırtların da çantalarının yükünden başka, görünmez acılar taşıyan, sessiz, sakin ve geneli gözlüklü çocuklar. Yeryüzüne yanlışlıkla atıldıklarını düşünürler. Ama sessizce kimseye dillendirilmemiş acılar gibidir bu hisleri. Yasaklanmış bir cümle gibi koyunlarında taşırlar. Yürürken tekrarlarlar, inanmasalar da bugün güzel olacak bugün güzel olacak. Oysa kendileri bile inanmazlar bu dediklerine.

Gözlerimi açmıyorum açarsam sanki her sabah o yalancı gülücüklerini yüzlerine yapıştırıp çıkan o kimsesiz çocuklar kaybolacaklar gözümün önünden. Oysa hatırladığım en önemli anılarımdan biri o çocuklar. Nereden tanıyorsunuz demeyin bana. O sır hala takılı kursağımda. Onlar yürüyor oysa ben gözlerim kapalı bekliyorum. Değişmiyor hiçbir şey. Oysa büyüyünce geçer sanıyordum. Değiştirebilirim her şeyi, ama olmuyor. Şimdi karşılarına geçip, kollarından tutup silkelesem onları uyanın desem, büyümeyi beklemeyin hiçbir şey değişmeyecek aklınızı başınıza toplayın uyanın! Ama yapamam inanmazlar ki bana. Kendimden biliyorum bende olsam inanmazdım onlara.

Yol uzuyor okulun kapısında duran büyük çocuklar ilişiyor gözüme. İstemsizce kasıyorum bacaklarımı koşmaya hazırlanır gibi. Biri gelip dikiliyor karşıma. Anlamlandıramadığım sözcükler dökülüyor ağzından sadece dudaklarının kıpırdadığını fark ediyorum. Gerisi umurumda değil. Çok ufak bir çocuk değilim oysa istesem o kocaman burnunun üzerine bir yumruk sallayabilir, tüm hayatımı değiştirebilirim ama yapmıyorum omuzlarım daha da düşüyor. Yavaşça yürüyüp geçiyorum yanından. Elini kulağımda hissettiğim de çok geç olduğunu biliyorum ama hiç tepki vermeden benimle dalga geçmesinin bitmesini bekliyorum. Keyfi kaçıyor direnmeyip, yalvarmayınca bırakıyor beni. Küçümseyen bakışları üzerim de hissediyorum. Yürüyorum. Okulun içi daha da kalabalık. Sesler bir uğultu gibi. Alışığım. Merdivenleri tırmanıp dalıyorum sınıfıma. Sanki bir gölgeyim hiçbir ses hiçbir merhaba gelmiyor. Oturuyorum sırama. Buna da alışığım.

Gözlerimi açıyorum. Geceden daha acıtıcı şeyler olduğunu biliyorum demiştim. Var işte. O çocukları kurtaramıyorum ve onların hayatları benimkinden farksız olmayacak biliyorum.

Devam edecek….

Benzer yazılar

  • 29 Ekim 2011 -- Çirkin Çocuk Günceleri –10 (0)
    Saat sabahın altısı ve ben sesinden düşerek uyanıyorum bunca zaman düştüğüm onca boşluk rüyasından amansız iç çekişlerle uyanışlardan sonra bu ilk. Bir sesten nasıl düşülür, ne kadardır yüksekliği. ...
  • 12 Ekim 2011 -- Çirkin Çocuk Günceleri – 9 (0)
    Beni bana bırakma, kaybolurum… Ben oldum, aylarca kendimi aradım bu kalabalık şehirde, bulduğum tüm kitapları okudum, kemanların tınılarını dinledim, ağladım, saatlerce, bazen sabahı öptü tuzlarım ...
  • 12 Ekim 2011 -- Çirkin Çocuk Günceleri – 8 (0)
    Ölmek çoğu kez, kötüdür aslında, dilde bir beddua gibi taşınır ama çoğu kadının gizli düşleri gibi, yastığının altında büyür. Ölmek bir lanet değildir, kimi kazanılan bir ödüldür, ‘’Allah sevdiğini ya...
  • 30 Aralık 2010 -- Siz hiç iki yaşında oldunuz mu? (5)
    Nicedir sesimi duymuyorum... Evet, kendi sesimi... Onca gürültünün arasında onu kaybettim galiba. Ondan mı artık kendime kaçamayışlarım. Hayallerimin de ipi kaçtı. Yalın ayak güleç bir çocuğa bürünmey...
  • 26 Aralık 2010 -- Çocukların melekleri nerede? (1)
    Suskunluğumu bağışla dudaklarıma Ben kör bir çocuk Her gece günü arayan! Gün annen var mı senin Korkmaz mı geceye kaçtığın da Gün özlüyorum seni Gece yıldızlarını serdiğin de sineme Her nefes...
  • 22 Aralık 2010 -- Çirkin Çocuk Günceleri – 7 (1)
    Şimdi bu koltuktan kalkmak, kalkıp kaçmak geliyor içimden. Bir zamanlar sevdiğim, hala içimde sevgisinden parçalar taşıdığım bu yabancıyı terk edip gitmek. Ama yapamıyorum, gidip bir çay daha alıyorum...