Ah ben bu kendimi nerelere koysam da etrafa verdiğim bilimum zararı azıcık ortadan kaldırsam. Her şey annemin “Elifcim yarın misafir geliyor kakaolu kek ve patates salatası mı yapsak diye düşündüm. Sen ne dersin?” diyerek yüzüme en imalısından bakıp içinden ise “yani yapsak dediğime bakma bunları sen iyi yapıyorsun küçük cadı o yüzden sen yap” demesiyle başladı.

Ayıptır söylemesi annem gibi misafir geleceği zamanlarda paniklemem “aman hemen yapayımda rahat rahat oturayım, içim huzursuz olmasın sonra” demem aksine pek bir keyfime düşkünümdür. Önce kendime yemek sonrası bol köpüklü güzel bir türk kahvesi yaparım, biraz interneti bızıklarım, o da kesmezse beni biraz kitap okurum, sonra canım ne zaman isterse o zaman kalkar yapmam gerekenleri yaparım. Annem benim bu ekstra rahat hallerimi bana bakıp “Seni gerçekten ben mi doğurdum. Kesin bebekler karıştı hastanede” demesiyle ifade eder.

Şu var ki eğer mutfakta bir şey yapmam gerekiyorsa annem yattıktan sonra yapmayı tercih ediyorum. Keyfime olan düşkünlüğüm bir yana, mutfakta herhangi bir şeyi kırdığımda annem uyusun ki ona gürültüsü gitmesin diye hınzırca düşünmem diğer bir yanadır hayatımda :) Böyle yapmamın en büyük sebebi itiraf etmeliyim ki annemdir. Annem bana karıştıkça elim ayağım daha da birbirine dolanıyor sanki mutfakta. Bazen öyle çok karışıyor ki annemin yemek yapmaktan ziyade mutfaklarda denetmen olarak çalışması gerektiğini düşünüyorum.

Hani yarın öbürgün evlensem kayınvalidem  olacak ikinci annem diyeceğim insan, annemden daha bir şeker gelecektir kesinlikle bana. Çünkü ben bir iş yaparken annem bana her müdahale ettiğinde kendisine sürekli olarak  “kaynanam olsa bu kadar karışmaz Perper” derim. O da “Sus bakim anneye cevap verilmez iyi karıştır onu dibi tutmasın ya da önüne bak şimdi dökeceksin en olmadı kırdığın her şeyi maaşından düşüp ev ekonomisine katkıda bulunmanı sağlayacağım belki o zaman daha dikkat edersin .” der ve benim bu sakar hallerime değişik yaratıcı çözümler bulmaya çalışıp bol bol bana güler.

Neyse o yattı bende mutfağa geçtim. Önlüğümü giydim, saçlarıma bandanamı bağladım, ellerimi de güzelce yıkadıktan sonra işe koyuldum. Bir yandan patatesleri salata için haşlıyorum diğer yandan yapacağım kekin tarifi önümde malzemelerini çıkartıyordum bir bir. Tam unu çıkartacaktım ki yaklaşık 5 kiloluk un kavanozunun üst rafta olduğunu gördüm. Elimi uzattım dengemi kaybettim, un kavonozunun kapağı açıldı, üzerime bol miktarda un döküldü böylelikle benimde genç yaşımda saçlarım ağardı :) Bir yandan hapşurup diğer yandan gülmeye çalışmak zor ve enteresan bir hismiş bunu öğrendim mesela bu gece. Yani demem o ki insan böyle durumlarda bile ne kadar önemli şeyler öğreniyor hayat işte :)

Neyse sonunda saçı başı dağıtmış da olsam yılmadım kekimi de salatamı da yaptım. O yüzden kendime bu gece 10 üzerinden 8 veriyorum. “İki puanı nereden kırdın Elif?” derseniz ben kırmadım annem o halimi görse kesin kırardı ondan elimi korkak alıştırmadım peşin peşin hakettiğim notu kendime verdim, gerektiği yerde de puanımı kırdım. Kısacası Sezar’ın hakkı Sezar’a bende :)

İlginizi çekebilir

  • 23 Şubat 2012 -- Nora; benim yüzü dağınık pandomim (0)
    Al ahımı vur boynuna Nora. Ayrılıkla etiketlenmiş ilişkiler. Binlerce seansla bile düzelmeyecek depresif durumlar. Terli terbiyesiz, yerli yersiz bir hayal ardından sürüklenişim. Sen kasaptın bense ağ...
  • 09 Şubat 2011 -- Evde kaldık a dostlar (6)
    Gerçekten çok merak ettiğim bir şey var; Şu Allah'ın her günü hangi kanalı çevirirsek karşımıza çıkan evlilik programları olmadan önce insanlar acaba nasıl evleniyorlarmış? Bunu gerçekten merak ediyor...
  • 27 Aralık 2010 -- Geç bunları (0)
    Bazı insanlar vardır işlerine gelen şeyleri yapmadığınızda hayatlarında sizden daha kötüsü olmaz. Kuyruğuna basılmış kedi gibi ne yana saldıracağını sapıtır bu tipler. Kişilikleri oturmamış, karakterl...
  • 29 Ekim 2010 -- Cumhuriyetimizin 87. yılı kutlu olsun (1)
    Yüce Atatürk’ün önderliğinde kurulan Cumhuriyet’in 87. yıldönümünü, Ulusça coşku içinde kutladığımız bu büyük günlerdeyiz. En büyük bayramımızda, başımızı her dönemde dik tutabilmek için Cumhuriyet...
  • 22 Nisan 2010 -- Hadi len… (6)
    Başkan Aziz Yıldırım, Fenerbahçe'li futbolculardan, şampiyonluk sözü almış... Aaa, ne saçma. Adama bak ya, sen futbolcularından niye şampiyonluk sözü alıyorsun ki? Hakemlerle, Futbol Federasyonunda...
  • 03 Ocak 2010 -- Kimsesiz sokak (0)
    Neredeyim, hiçbir fikrim yok. Bildiğim, gecedeyim. Sessizlik çok.   Galiba, kaldırımda oturuyorum, çökmüşüm hatta. Tutup kaldıran yok. Olmasın da. İnadına vermişim yüzümü dondurucu ayaza. En çok, ür...