Ah şu gemiler!
Bir yaşamın suya izdüşümü gemiler…
Hayat bizi avuçlarının arasından bi çalı savurduğunda,
Bir ihtimaldi bizim deryamız
İyi ki denk düştük sevgilim
Ah şu gitmeler!
Bir gönülden bir şehre sürülmeler.
Bir ölünün ağıtıyla fısıldardın,
Sahte dünyanın karaya vuruşunu.
Tanıdık bir kokuydu zihnimde uyandıran seni.
Günaydın sevgilim!
Bugün gitmesen ya
Hiç bitmesen ya…
Nice yürekler, limanlardan uğurladı hayallerini,geleceğini,düşlerini,varını yoğunu…Bitmek bilmeyen bir özlemle el sallamak gidenin ardından.İçin acır, kanar ama ne gelir elden.Çoktan kesilmiştir bilet.Hani ağzını bağlarsın da birinin “konuş şimdi” dersin ya tamda böyle bir çelişkidir.Böyle bir tutukluluk halidir.Zamanın ağır aktığı bu sularda gidenlerde ağırdan alır gelişini.Öyle ki kimi zaman gidişlerin dönüşlerle sonlandığı unutulur.Bu film hep mutlu sonla bitmez.
Gitme vakti gelmiştir.Kiminin meslek aşkıdır,kiminin ekmek kavgası,kimi neden ordadır bilmez “hayattan geçerken yolu düşmüş de uğramış” gibi.Sebep ne olursa olsun her giden ardında birini bırakır.Hepimizin aşina olduğu bir hisle,özlemle… Hiç kuşkusuz gideni de yaralı kalanı da.
Geride kalan;
Her veda sonrası sırt döndüğünde denize, yüzü şehrin sancıyan anılarına bakar.Gel de ciğerlerin kedere dolmasın. Gel de nefes al.Her veda bir ömür alır ömründen.Büyük mutlulukların bedeli bir anda tüketir bedenini.Sen artık iki kişilik düşünür olursun.Kendin için onu “acaba iyi midir şuan”, onun için onu ”acaba iyi bakıyor mudur kendine” yani hep onu düşünürsün.Sanıyor musun ki giden seni ardında bırakır.Sen bu şehirde mi kaldın sanıyorsun.Aklın fikrin hep ordadır.Kalbin onunla atıyordur.Beden değildir varlığımızın göstergesi.Bizi var eden cömertçe sunduğumuz bu sevgidir.Seviyorsan insansındır.Düşünüyorsan bir canda başka bir canı o zaman varsındır.Yaşıyorum demenin hakkını vermektir.
Bir şehri düşünmek.
Halini hatırını düşünmek.
Aklını fikrini düşünmek.
Gelişini, bitmeyen gidişini düşünmek.
Bir gecede seni düşünmek,
İpsiz sapsız hallerini düşünmek.
Düşünmek ,
Düşünmek,
Düşünmek,
Ve bir gecede seni düşünmek,
Varımı yoğumu düşünmek!
Ya gidenin hali;
Zaman, mavi sularda yare gitme zamanıdır şimdi.
Işık tutmak, umuda el vermek zamanıdır.
İsyanlardan denize inme zamanıdır.
Umuda yolculuktur surlarında mülteci olmadan.
Kaderine bir gemide mühür vurmadan.
Bacasında sıcak dumanın tüttüğü sessiz sularda arşa yükselmektir.
Kendi kanıyla canıyla beslemektir özgürlük bekçilerini.
Bir umuttur, ardında bıraktıklarına rağmen dim dik durmak.Bir umuttur gözlerini dikmek gelecek habere.Hazırlamaktır kendini ölüme, doğuma.Ya yeniden doğarsın ya bir daha bir daha ölürsün.Büyük bir cesarettir “giden” olmak.Yürek ister,sabır ister,aşk ister.Her olasılığa vira deyip, riske yelken açmaktır.Yitip gidersin de koyu mavi sularda kimse görmez cesedini…
Ve Deniz;
Bütün yaşanan özlemlerin, hasretlerin sessiz şahidi.Kimi zaman kendi derdine bile uzak düşmüş.Ama ona sorarsanız bütün bir hayattır insanoğlunu ağırlamak.
Karşılıksız bir aşktır, özgürlüktür.
Ufkuna güneş doğan masum bir genç kızdır.
Büyüklüğünden irkilir insanda
Yine kaçınılmaz bir huzurla sakinler yüreği.
Taze bahar gibi, aşka düşer gibi.
Gelip gelip gider suları hoş sohbet gibi,
Ne keder kalır ne dert.
Melankolik bir dinginlik, tuhaf ama bilindik.
En ala alkol edemez bu denli sarhoş.
Üzerine dikenli teller çekilip mayınlar dizilemedi,
Bölünemedi, parçalanamadı kendi istemedikçe.
Kim doyurur bir yetimi onun gibi karşılıksız.
Büyük bir imtihandı deniz.
Yanı başındaydı da insanlığın, kimse sükutuna altın demedi.
Kenarından köşesinden yağmalandı da gıkı çıkmadı.
Kıyılara vurdu ölü göz yaşları,
Yüzlerce binlerce…
Soykırımdı bu kavgasına kulak tıkanan.
Yoktu ukalalığı.İçinde, derinlerinde sakladı mucizelerini.
Bakire bir kız edasıydı onun ki.
Bir dil oyunuydu, hak ve mücadelenin kazanacağı.
Oysa kaldı mı öyle sevgiler.
Öyle içine basmış ki hüznü
Kefensiz, topraksız, taşsız binlerce ceset
Öylece çırılçıplak…
(Bedri Karayağmurlar , 80x100cm, Karışık teknik)
Sanatçı Bedri Karayağmurlar “Balıkçı Kasabasında Sabah” isimli bu resminde kendi imgelemindeki deniz manzarasını tuvale yansıtmaktadır.Yaşamın, denizin her iki tarafında da devam ettiğini,deniz ve kara yaşamının bir bütünlük oluşturduğunu tüm doğallığı ve gerçekliği ile resimsel bir tatla bizlere sunmuştur.Resmin geneline hakim olan mavi rengin yoğunluğu adeta denizin bize yansıması gibi.Denizin o maviliğinden almamız gereken sonsuzluk ve huzur …onsuz kalmak bir eksikliktir. Figürler, yelkenler birer somut nesne olmaktan çıkıp duygunun var ettiği resmi tamamlayıcı öğeler halini almıştır.Sanatçının kendine özgü üslupta çalıştığı bu resimde özellikle dikkatimi çeken nokta gerideki sandalyede oturan, yaşamın doğal akışı ve kalabalığı içinde unutulmuş ve kendi hüznüyle baş başa kalmış, deniz havasıyla dertleşir gibi duran o tedirgin figürdür.Bizimde kendimizi zaman zaman bu durumda hissettiğimiz ve bulduğumuz olmuyor mu?
Yalnızlığın terk edilişin efkarıdır bu off çekiş.
Küçük gemiler uğrar olmuş sularına da onlarda bir ateş alıp gitmişler.
Enini boyunu göremediğin bir yolda yol almak seni sevmek.
Başı belli de sonu rastgele
Sevmesini bilmeseydim olmazdı bu denizler.
Bu şiirler, resimler olmazdı.
Ben olmazdım.






Son yorumlar