Artık hiç şüphem yok uyku sırasında kesin içime bir şey kaçıyor benim. Tanımlanamayan cisim gibi, tanımlanamayan bir Elif oluyorum. Aslında günlük hallerimde hafiften bir şaşkındır benim ama uykulu olan şaşkınlık hallerim bambaşka.

Kolumun uyuşup yüzüme gecenin bir vakti tokat gibi düşüp burnumu tıkaması sonucu nefes alamayıp ölüyorum zannetmem bir yanda, uykumda arada sırada konuşmam hatta sorulan sorulara cevap vermem diğer yanda, çok baskı altında kaldığımı hissettiğimde uykumda yürüyüp başka bir odada uyanmam diğer bir tarafta. Ne olacak bu halim bilmem.

Bu kadar talihsizlik üzerine ne diyebilirim ki; bence ben horlayayım daha iyi ya :) Horlarsam en azından horlayan diğer insanlar gibi bende birisi bana “Elif horluyorsun” dediğinde “Yok artık ben hayatta horlamam” der inkar eder işin içerisinden çıkarım. Ama bu öyle bir şey ki kapı ağzında uyanmanın nasıl bir açıklaması olabilir ki? Kim getirdi beni buraya diyecek halim yok ya. Kimsenin hiç işi gücü yok, gecenin bilmem kaçı, bel fıtığını da göze alıp beni kapının ağzına kadar götürüp yatıracak değil ya. Biraz aklı varsa kaldırmaz yani :) Uyku esnasında konuşma olayına gelince çatır çatır sohbet ediyormuşum ya. Şaka gibiyim. Bu tarz o kadar çok anım var ki yaz yaz bitmez. Mesela bir tanesi;

Yazlıktayım şarj aletimi kışlık evde unutunca bu durumun bende yarattığı “ühühühü biri beni ararsa şarjım bitik nasıl konuşacağım” ın derin psikolojisi altında uyumaya karar veriyorum sabah ola hayrola diyerek. Bu durumu o kadar takmış durumdayım ki kafama, rüyalarıma giriyor ve konuşmaya başlıyorum hatta başlamışım haberim yok. Sürekli “neden getirmedim. nasıl unuturum” diye bağırıyormuşum yatağımda. Sonunda kuzenim yanıma gelip iki üç defa dürtüklemiş, bakmış ben uyanmıyorum o da tabi bu olayı dalga malzemesi yapmış. Başlamış sorular sormaya “Elif neyi unuttun sen?” “ühühü şarj aletimi unuttum ya. Nasıl konuşacağım ben şimdi” şeklinde o bana bir sürü sormuş ve benden de cevabını net şekilde almış. Sabah bir uyandım bütün ev ahalisi “kıyamam sen şarj aletini mi unuttun” diye dalga geçiyor benimle. Ben tabi “alt tarafı şarj aleti aman alırım buradan bir yerden. Neden böyle diyorsunuz ki siz bana şimdi?” diyen şaşkın hallerime karşılık kendimi ev ahalisine karşı bolca güldürdüm.

Bugün ise yeni bir skandala daha imzamı attım. Annem sabah yanıma gelip “Elifcim hadi uyan teyzene gidelim” demiş. Bende gözlerimi açıp düşünün bir de gözlerimi açmışım utanmadan “Günaydın anneciğim. Nasıl güzel uyumuşum anlatamam. Yastığıma baskana yumuşacık ne kadar da güzel değil mi? Pamuk gibi. Çok sevdim ben bu yastığı. İyi ki almışız” demişim. Annem de dibime kadar gelip “Allah Allah Elif kendine yastık falan mı aldı? Kaç yıllık yastığı neden böyle dedi acaba?” diye düşünmüş. Sonra bakmış ki ben uyuyorum yani yine uykumda bile çeneme vurmuş şekilde konuşuyorum, üstelememiş kendi halime bırakmış kadıncağız beni :) Akşamına tabi evdeki herkes dalga geçti o ayrı konu.

Kendime gelip uyandığımda ise çenemde hafiften bir ağrı vardı. Genelde çok konuştuğumda böyle hissederim. Bu da demek oluyor ki gece çok konuşmuşum. Ne olacak bu halim bilmem gece bile bıdı bıdı bıdı bıdı susmak nedir bilmiyorum. Kısacası kendimi çekemez hallerdeyim. O yüzden kendimi bir kez daha tebrik ediyorum. Daha önceki yazılarımda uykulu Elif ile uykusuz Elif in hallerine baya bir değinmiştim. Ne diyeyim benden cacık olmaz. Allah tez günde bana akıl fikir ve daha sessiz sakin bir uyku versin inşallah.

İlginizi çekebilir

  • 05 Ekim 2009 -- Yaşayan En Seksi Kadın: Kate Beckinsale (0)
    1973 Londra doğumlu Kate Beckinsale çocuk yaşlarda edebiyat ve şiir gibi alanlarda kendini göstermeye başlamış, hatta ödüller almış. Daha sonra TV dizileriyle oyunculuğa başlamış peşinden 2001 yapımı ...
  • 08 Aralık 2009 -- Kibarca Hayır deme taktikleri (0)
    Bu "hayır"ların altında bal gibi tipim değilsin, aramızda fark var, seninle aynı gezegende olmak bile beni geriyor gibi gerçekler var ama kadın ve erkeklerin kırmadan, üzmeden reddetmek adına söyledik...
  • 12 Ocak 2010 -- Kafiyelerini düşürmenin telaşında acemi bir şair (9)
    beyninin kıvrımlarında savaşan doğrularının yara aldığını, gözyaşları içinde kendine itiraf ederken, ihtimallerin çorak iklimlerinde savrulmadan, bana ait olmalı, ait kalmalıydın. direnmeli...
  • 08 Mart 2011 -- Hırsızın yüreği (2)
    İstanbul da yaşamak kolay değildir. Hele de keşmekeş trafiğinde. İşe gidiş-gelişler ömrünüzden ömür alır. Eğer ki bir de otomobiliniz yoksa işiniz daha zordur. Çünkü otobüsler tıka basa doludur. Binme...
  • 01 Nisan 2012 -- Morfinli lolipop (0)
    Tıraş köpüğüm bitmişti, bu yüzden açamadım kalemimi, Kâğıdım siyahtı, ne yazdıysam karayakaydı Ben okudum onlar anlamadı Seni bir türlü yazmaya satırlayamadım Çünkü hala “MORFİN” diye haykırıyor a...
  • 17 Şubat 2012 -- Kapı Önü Muhakemesi (0)
    Eşi tarafından ( başka bir adama kaç suretiyle ) terk edilen adamın mahkeme kararı gereği haftada bir çocuğunu annesine bırakılmasından hemen önce, çocukla babası arasındaki diyalog. … - Hadi oğ...