Erkenden uyanmıştı Sinan. Günlerden pazartesiydi ve gidecek bir işi yoktu aylardır. Şifonyer in üzerinde duran cep telefonundan saate baktı: 5.30′u gösteriyordu.
Çok erken diye düşündü. Sonra yanında uyuyan eşine baktı. Yokladı yüreğinde ona duyduğu sevgiyi. Yabancı gibi hissediyordu kendini uzun zamandır. Bunu düşünüyor olmaktan suçluluk duydu.
Sessizce kalktı, kapının arkasında asılı duran hırkasını alıp giydi. Yan odada uyuyan kızının odasına yöneldi. Üzerini örttü, öptü alnından şefkatle. Bebek halleri geldi gözlerinin önüne bir an. 9 yaşına gelmiş kocaman bir kız olmuştu. Sessizce kapısını kapatıp, mutfağa girdi. Bir kahve hazırladı kendine. Sigarasını da alıp balkona çıktı. Sandalyeye oturdu. Önce derin derin nefesler çekti ciğerlerine. Gerindi açılmak için iyice. Uzaklara daldı gözleri. Öyle güçsüz, yenik ve mutsuz hissediyordu ki kendini. Gözleri yaşlandı bunları düşünürken, telaşla sildi birisi görecek kaygısıyla…
5 aydır işsizdi. Patronu işlerin kötü gitmesini bahane edip 15 yıllık emeğini iki cümleyle hiç edip kapının önüne koymuştu. Bankadan aldığı krediyi de ödeyemediğinden icra gelmişti dün eve. İş arıyor ama bir türlü bulamıyordu. Evin tüm maddi yükü omuzlarındaydı. Hazıra dağ dayanmıyordu. Zorlanıyordu. Eşi bile onu suçlar olmuştu son aylarda. Oysa İyi günde, kötü günde yanında olacağının sözünü vermişti bana diye düşündü farkında olmadan. Evine para getiremeyen erkeğe erkek mi denir demişti son tartışmalarında 3 ay önce. Bu sözleri duyduğundan beri ona duyduğu sevgi ciddi anlamda zedelenmişti. Aylardır doğru düzgün birlikte olmuyor, olsalar da kısa, mekanik, öpüşmeden sarılmadan, tutkudan yoksun görev gibi sevişiyorlardı.
Kahvesinden bir yudum aldı. Sigarasını yaktı. Uzakta denizin üzerinde uçuşan martıları seyretti. Bu güzel yaz sabahında Şehrin sessizliğini dinledi. Çok İyi geldi. “Bunu daha sık yapmalısın Sinan” dedi kendi kendine. Epeydir uzağında olduğu huzuru hissetti ruhunda.
Erkek olmanın ona yüklediklerini düşündü sonra. Para kazanacak, evine bakacak, hep güçlü, hep aslan, kaplan olacak ağlamayacak sorunlarını kimseyle paylaşmayacak. İnsandı sonuçta. Öylesine ihtiyaç duyuyordu ki bir insan sıcaklığına, koşulsuz sevilmeye desteklenmeye, şefkate… Derin bir nefes çekti sigarasından. Kötü ne varsa peşindeydi bu ara. Yaşamdan zevk almıyordu epeydir. Arkadaşlarıyla bira içip, maç izlemeyeli aylar olmuştu. “Hala iş bulamadın mı?” sorusunu duymak istemediğinden, onlardan da kaçar olmuştu…
Para ne kadar önemli dedi. Olmayınca herkes terk ediyor sanki. Değersizleşiyorsun insanların gözünde
Ne acı. Üşüdüğünü hissetti. Bunları düşünmek istemiyordu. Ama hep düşündükleri yine bunlar oluyordu. Bir yolunu bulacağım, her şey düzelecek diye geçirdi aklından umutla. Cep telefonundan saate baktı tekrar 6.30 olmuştu. İçtiği kahvenin fincanını ve sigara paketini balkonda bırakarak geri yatağına sokuldu. Uyumakta olan karısına baktı, sarılmayalı aylar oldu diye geçirdi içinden. Düşündü acaba sarılsam iter mi beni diye. Sonra kırıcı sözleri geldi aklına vazgeçti. Arkasını döndü yavaşça. Bacaklarını karnına doğru çekip ellerini arasına soktu. Ölmüş anacığını düşündü…
Anacığım yaşasaydı o severdi beni dedi. Parasız, işsizde olsam severdi…
Uzun bir süre uyumak ve hiçbir şey düşünmek istemiyordu. Anacığının dizlerinde uyuduğunu hayal etti hasretle.
Muhtemelen işsiz uyanacağı yeni bir güne sımsıkı yumdu gözlerini…






Ekim 24th, 2010 on 23:37
Yazdiklarini okuyorum ve de begeniyorum, ama senden hircin, parcalayici, anarsist ruhlu yazilar da bekliyorum hani. Selam ve sevgilerimle.
Simdi degil ama ilerde ben de katilabilirim belki de. Yorum yapmak daha kolay.
Ekim 29th, 2010 on 00:51
Benden yırtıcı öyküler çıkar mı bilmiyorum yapı olarak uzağım ama denemeye değer… teşekkürler okuduğun için.
Ekim 21st, 2010 on 15:51
Çok güzel ve sürükleyici bir yazı Sibel hanım. Zor günlerde bende eşlerin karşılıklı olarak birbirlerini daha iyi anlamalarını ve zorlukları birlikte aşmalarının daha kolay olacağı kanısındayım.
Ekim 22nd, 2010 on 10:13
Haklısınız Selami bey.İnsanlar,zorlukları birlikte göğüslemek yerine birbirlerini tüketiyorlar ve yara alıyor ilişkileri..Dileyelim öyle olmasın..Teşekkürler fikirlerinizi paylaştığınız için..
Ekim 21st, 2010 on 12:14
Yaşamak hep bir rüya gibi yorumlanır ve beklenir.Oysa içinde rüya tadında anları barındırmakla birlikte, çoğu zaman karabasanları da barındırır.Yaşamı yaşanılır kılansa, bunu bir bütün olarak kabul edip, herşeyle başa çıkabilme çabasını ve yürekliliğini gösterebilmektir.
Unutulmaması gereken tek başına iyi kaptanın olmadığı, geminin kaptanla birlikte ekiple yürütüldüğü ve seferin selametinin ekip dayanışması ile sağlandığıdır.
Kalemine ve yüreğine sağlık, büyük bir beğeni ve sabırsız bir zevkle okuyorum.Sevgi ve dostlukla kal.
Ekim 22nd, 2010 on 10:10
teşekkür ederim..Seni de aramızda görmek isterim.Bende yazdıklarını okuyunca fazlasıyla bır ışık görüyorum sende:))
Ekim 16th, 2010 on 19:05
sibelcim gerçekten çok yalın ve sürükleyici…tebrik ederim canım…yüreğine ve eline sağlık…
Ekim 16th, 2010 on 21:36
teşekkür ederim beğenin için…çok naziksin….
Ekim 15th, 2010 on 23:35
“Para gerekli mi?”
Sibel Şengül’ün yeni ve çekici, etkileyici hikayesi. Para üzerine temellendirilmiş.
Varlığı dert, yokluğu yara olan para… Ailenin geçmi kaygısı, kaos ortamı, çekilen acılar yalın gerçekler olarak sunuluyor. Çarpıcı ve gerçekçi. Psilolojik çözümler oldukça dikkat çekiyor. Kelime kırgusu ve anlatım tarzı ile yepyeni bir yazar ile karşı karşıyayız.
Kutluyorum..
Ekim 16th, 2010 on 21:31
Teşekkürler..yüreklendirici sözleriniz için ve zaman ayırıp okuduğunuz için..
Ekim 16th, 2010 on 21:37
sağolun mutluluk duydum desteğinizden….
Ekim 15th, 2010 on 10:10
O kadar duru anlatmışsın ki , çok güzel olmuş. Eminim sayfalarca devam etse;sürükler götürürdü beni…
Ekim 15th, 2010 on 19:17
slm rabiacığım..okuduğun için teşekkür ederim..Hayatın gerçekleri..Hepimizin başına zaman zaman geliyor..Devam belki ederim..
Ekim 15th, 2010 on 00:33
Yüreğinize sağlık.Berrak bir anlatım,kutlarım..
Ekim 15th, 2010 on 19:18
Zaman ayırıp burayı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler…:))
Ekim 14th, 2010 on 23:06
……her yudum suda, her nefeslik havada, her sesli kelimede, her cicegin tomurcugunda, her dagin karinda-sisinde, her annenin gözyasinda, her yigidin yasama savasinda, her gardiyanin hain düdügünde, anilarimizla beraber hepsini birer birer binkere daha yasariz.
…budur bence zamani yudumlamak.
…unutmadan dogasasiyla yasamak!
Ekim 15th, 2010 on 19:20
hARİKASINIZ İLGİYLE OKUDUM YAZDIKLARINIZI..UMARIM HER GEÇEN ANımız DOLU DOLU GEÇER VE KEŞKELER DİLİMİZDE OLMAZ…TEŞEKKÜRLER….
Ekim 14th, 2010 on 17:58
Hayat sadece sevdiğinin cennetini paylaşmak demek değildir, sevgiye halel getirmeden, cehennemine de talip olmaktır…
Günümüzde tüm değerler paraya endekslendiği için, bu manzaralar kaçınılmaz oldu artık…
Yazı dilinizi sevdim, kutlarım…
Selamla…
Ekim 15th, 2010 on 19:24
Nevin hanım şairliğiniz kendini ele veriyor…Ne güzel demişsiniz..cehenneminede talip olmalı insan sevdiğinin.Şimdi ilk vazgeçen en yakınımızdakiler oluyor,anlayış.destek olma ve koşulsuz sevgi yok.Günümüzde ilişkilerin çoğu menfaat üzerine kurulu ne acı ki:(
Ekim 14th, 2010 on 12:03
üzülerek söylüyorum bende işsizim…
yalın bir dille,güzel tespitlerinizi kaleme dökmüşsünüz.
evet anneler şartsız severler her ne olursa olsun çocuklarını…
çıkarsız sevginin bol olduğu,güzel günlerde yeni öykülerinizi bekliyoruz,
kaleminize,yüreğinize sağlık,
Yasemin
Ekim 15th, 2010 on 19:26
umarım en kısa zamanda iş bulursun..Zor işsiz olmak.Ekmek aslanın midesinde şimdilerde..Güzel sözlerin için teşekkürler..
Ekim 14th, 2010 on 09:18
Sibel hanım güncel bir konuya değinmişsiniz elinize yüreğinize sağlık. Hele namusuyla ailesini geçindirmeye çalışan bir erkek için işsiz kalmak kadar acı bir şey olamaz.
Kesinlikle o dönemde eşlerin birbirine destek olması gerektiğine inanıyorum.
Ekim 15th, 2010 on 19:32
Haklısınız İsa bey zor zamanlarda ilşki sınanır derim hep.İyiyken kolaydır yürütmek.Başarı zor durumlara düşünce üstesinden gelebilmektir yanyana..Artık bu devirde azaldı malesef… Göğüs germek istemiyor insanlar. İnsan gece yatağına huzurla yatmak istiyorsa kanaatkar olmayı bilecek ve ne olursa olsun birlik içinde olacak..
Ekim 14th, 2010 on 09:13
HAYAT GERÇEKTEN ÇOK ZOR HELEDE İNCE DÜŞÜNCELİ YANLIŞLARI GÖREN KURALSIZLIKTAN NEFRET EDEN VİCDANLI BİR İNSANSANIZ KOYUN SÜRÜSÜ DENEN O TAYFANIN İÇİNDE HER ALMIYORSANIZ…..AMA HERŞEYE RAĞMEN HAYATA TUTUNMAK GEREKİYOR KENDİNİZ İÇİN SEVDİKLERİNİZ İÇİN….UMUTSUZCA BEKLEMEK HİÇBİRŞEYE ÇÖZÜM OLMUYOR…HAYAT SİZE UYMAYABİLİR AMA SİZ HAYATA UYMAK ZORUNDASINIZ….
Ekim 15th, 2010 on 19:36
Sevgili Deniz çok haklısın…İyi olmakta anlamını yitiriyor ve zaman zaman yalnızlığa sürüklüyor insanı günümüzün acımasız sisteminde..Hayat çok sert,acımasız ..Zırhlarımız çelikten olmalı galiba:))…teşekkürler okuyup fikirlerini paylaştığın için
Ekim 13th, 2010 on 22:47
yaşanan her şeye ve herkese rağmen hayata tutunmaya çalışmak. yüreğim buruk okudum bu yazıyı.bunu yaşayan öyle çok insan var ki artık etrafta.Allah herkesin yardımcısı olsun.güzel yüreğinize sağlık Sibel Hanım. Bu şarkıya da bayılırım yazıyla birlikte çok güzel geldi.
Ekim 15th, 2010 on 19:39
sLM ELİF HANIM TEŞEKKÜRLER GÜZEL SÖZLERİNİZ İÇİN.HAYATIN GERÇEKLERİ .HEPİMİZ ZAMAN ZAMAN YAŞIYORUZ.ÖNEMLİ OLAN ÜSTESİNDEN GELEBİLME BAŞARISINI GÖSTERMEK VE KENDİNİ SALMAMAK GALİBA…HAYAT DEVAM EDİYOR…
Ekim 13th, 2010 on 22:46
Hepimizin zaman zaman yaşadığı o iç yakıcı acılar.İnsanın yüreğini delip geçen sözler, araya giren sorunlarla kopuşan ilişkiler..Kadınlarımızın fedakar olduğunu biliyorum ama bazen kendi canımızın yanmasını bahane ederek konuşabiliyoruz.. ”Evine para getiremeyen erkeğe erkek mi denir”..erkek zaten bu ağırlığın altında ezilirken beyninde şimşekler çaktıran o sözler onu daha çok yaralar.Sanırım en zor gelen bu anlayış göstermek çabalamak zaten zor olan hayatı bir iki cümle ile güzelleştirmeye çalışmak.
Teşekkürler Sibel Hanım yüreğinize sağlık çok hoş bir anlatım.
Ekim 15th, 2010 on 19:43
İNSANIN CANINI HER ZAMAN EN ÇOK YAKAN,ÜZEN EN YAKININDAKİ İNSANLARDIR MALESEF. EMPATİ YAPMAK HİÇ ZOR DEĞİL AMA İNSANLARIN ÇOĞU BUNDAN YOKSUN VE ACI ÇEKTİRMEYİ TERCİH EDİYORLAR VE EN SEVDİKLERİNİ BÜYÜK BİR ZEVKLE YARALIYORLAR.VE BU YARALARIN ONARILMASI ÇOK ÇOK ZOR..TEŞEKKÜRLER FİKİRLERİNİZİ PAYLAŞTIĞINIZ İÇİN
Ekim 13th, 2010 on 21:58
Hayatın içinde kaybolmama mücadelesi, suyun üstinde kalabilme gayreti gibi.
Batmak kolay, suyun üstünde durmak ise zor,
Kıyı ise çok uzakta görünse de yanıbaşımızda duran sandalı çoğu zaman göremiyoruz…
Ekim 15th, 2010 on 19:44
HEDEFSİZ GEMİYE HİÇ BİR RÜZGAR YARDIM ETMEZ DEMİŞLER…BU KADAR BASİT ASLINDA MÜCADELEYE DEVAM DURMAK YOK…