Platonik SaçmalığıBelki de tarihin en başlarından beri olan bir aşktır bu.. O kadar eski ki bu tür, adını ünlü düşünür Platon’dan alıyor biliyor muydunuz? Neyse biraz da platonik aşktan bahsedelim.
Günümüzde çoğu insanda var, özellikle kızlarda.. Beğendiğiniz, hoşlandığınız bir insanı uzaktan sevmektir kısaca. Platonik aşık dediğimiz insanlar, aşklarının onlardan dahi haberi olmadan onla gezip tozarlar, onla beraber yaşarlar kısaca.. Tam şizofren işi vallahi.. Ona karşı bir sadakatli duruşları vardır ki anlatılamaz yani.. Onu beklerler uzun uzun.. Onu beklerken de gözlerinde o kadar büyütürler ki bunu, her düşündüklerinde onu mükemmelleştirecek bir özellik eklerler. Bir süre sonra farkında bile olmadan aşık oldukları kişi ile ‘yarattıkları’ kişi arasında bir bağ kalmaz. Sadece aşık oldukları kişiyi sevgili ‘platonik’lerinin vücudunda yaşatırlar. Bu noktada bile hala platoniklerinin olayların hiçbirinden haberi yok, dikkatinizi çekerim.
Platonik aşıklar o kadar bağlıdırlar ki aşklarına, mesela platoniklerini başka biriyle görseler hemen triplere girerler, hele bir de günlük hayatta görüşüyorlarsa vay platoniğin haline.. Kafalarında da şu cümle vardır ‘Ben onu bu kadar çok severken o nasıl başka biriyle çıkabilir? Nasıl beni görmez??’. Dünyadan sesleniyorum: ‘Arkadaşım, çocuğun senden haberi bile yok.. Varsa bile seni salladığı yok.. Sen daha kendi aleminde çıkmaya devam et, allah bir yastıkta kocatsın, ne diyeyim’. Bunlar bana çocukken izlediğimiz ‘Ruhsar’ dizisini hatırlatıyor. Kendi aleminde takılıyorsun, iyi güzel, sözümüz yok.. Ama bir dünya da var, hani şu dönen, üzerinde insanlar falan yaşıyor, hatta elmayı atsan yere düşüyor, bildin mi?
Neyse, her aşkın sonu olduğu gibi platonik aşkların sonu da vardır elbet. Ondan bahsedeyim biraz da.. Platonik aşklar diğer aşkların aksine, en acı sonla biten aşklardır. Çünkü normal ‘insanların’ ilişkilerinde bir neden vardır, bir uyumsuzluk vardır ondan biter.. Kabul edersin.. Ama platonik aşkta o yokki, sen hangi özelliği istersen yükle, kullan.. Hani Gora’da vardı ya ‘ortaya karışık kaseti’ aynen öyle işte. Platonik aşklar ne zaman biter? Tabiki aşığın platoniğiyle çıktığı an.. Düşünsene günler, aylar boyunca onu o kadar düşünmüşsün, ona sadakat göstermişsin, ona bir sürü mükemmel özellik yüklemişsin.. Sırf o sana bakacak diye kimselere bakmamışsın bile.. Ve büyük bir emeğin karşılığında Mr. Awesome (Bay Muhteşem) i yaratmışsın. Halbuki haberin bile yokki o, sadece senin aşık olduğun özellikler havada uçup gitmesin diye tutturduğun bir vücut.. İşte o gerçek ile yüzleşme kısmını izlemek lazım. Hatta keşke insanın düşüncelerini sese çeviren bir makine çıksa da bağlasak arkadaşlara.. Bu ses kayıtlarını tv programı yap, rating rekoru kırmazsa hiç bir şey bilmiyorum..






Ekim 3rd, 2010 on 15:33
İnsanın kendi tanrısal parçalarını birleştirmesi gibi bir şey ..kendi yaşattığı bir dünyada kendi saflığında varolmak…ve var etmek ; başka türlü bakıldığında zararsız bir mekanizma gibi aslında
(takıntıya dönüşmediği sürece ; aşırıya gitmediği sürece )
Bir düşünsenize ..? eskiden bizim toplumumuzda bile en yaygın olan bir hareket biçimi…hatta Anadolumuzda hala geçerliliğini kaybetmemiş sürdüren bir hareket biçimi
Yanlış anlaşılmasın..! plotonikliği savunmak için söylemiyorum ..,farklı bir bakış açısı için söylüyorum…
Ne onun senden haberi var ;nede senin o yaşattığın aşk dünyasın da kirli bir düşünce var ..;tamamen bir saflık üzerine kurulmuş bir düzen ..hiç konuşmadığın ve dokunmadığın birini kendi dünyanda yaşatmak; hem cesaret ,hemde zor bir hareket..
bitişi cok sancılı ve acı..hatta bazen büyük cöküntü ama bir düşünsenize hangimiz bu duyguyu yaşamadık ki.?..her insan o veya bu şekilde bir kere yaşamıştır..!
cocukluktan başlayıp ergenliğe ve bazende her şeyin geçtiğini düşündüğü zamana kadar ..mutlaka yaşamıştır..
…konu çok ilginc ve konuşmaya çok açık aslında..
Melih bey; çok iyi ve anlatımı çok hoş bir yazı olmuş kalemine sağlık..
Ekim 3rd, 2010 on 03:50
kendi kendine gelin güvey olmanın en güzel örneği olsa gerek
yada tek kişilik gösteri diyebiliriz..
yine de saygı duyarım yaşayanlara.. belli bi sınırı aşmadığı, takıntıya dönüşmediği sürece zararsızdır bana göre..
Ekim 3rd, 2010 on 01:05
Sevgili Melih ben platonizmi insan duygusunun sanatsallaşma boyutunda çok işe yaradığını düşünüyorum, sonuçta bir umut etme bir hayal kurma ve mutlu olma veya olmama var ve tüm bunlar yaşama tutunmak için uzatılan bir elin görevini görüyor, dünya sanat tarihinde platonizm sayesinde sanat tarihine geçmiş tonla eser veren sanatçı var. Ve platonizm sanatı besleyen en ana damardır.
Ekim 3rd, 2010 on 01:13
Platonizm sayesinde sizin dediğiniz şekilde sanatta işe yarıyor, hem de çok işe yarıyor farkındayım.. Fakat yazımı bunun ile sanat yapan, daha doğrusu hayatında bir şey üreten insanlar hakkında değil de üretmeyen, tabiri caizse boş insanlar için yazmıştım.
Yoksa tabiki platonizm kişinin kendine verebileceği en güzel motivasyonlardan biridir. Ancak şu noktada şuna değinmek istiyorum: Ferhat Şirin’e ulaşabilmek için onun aşkından dağları delmiş, ancak kavuştuğunda aşık olduğu Şirin’in o olmadığını görerek hayal kırıklığına uğramıştır. Bunun gibi durumlara değinmekti benim asıl amacım..
Yorumunuz için teşekkürler…
Ekim 3rd, 2010 on 00:43
Melih süper bi yazı olmuş
Platonik olmak kadar saçma bir şey olamaz herhalde. Bir çeşit bağımlılık hali. ve dediğin gibi bir de hayranı olduğun kişinin haberi olsa bari duygularından. e o da yok
kendi yağında kavrulmak bu olsa gerek
)
Ekim 3rd, 2010 on 01:17
yorumun için teşekkürler Elif. Platonik bana saçma geliyor gerçekten, insan bir şey hissediyorsa bildirmeli, olumsuzsa da uzatmamalı.. Sonrası psikoloji için de zararlı..
Ekim 3rd, 2010 on 01:26
kesinlikle doğru söylüyorsun. Birini tanımadan sevmek hayal kırıklığına uğramanın kısa yoludur benim için. Düşünsene ben adamı gözümde büyütmüşüm de büyütmüşüm.onunla ilgili kafamda hayaller kurmuşum da kurmuşum. Sonra o da beni fark etmiş birlikte olmaya karar vermişiz ama bir bakıyorum bu adam beni platonik takıldığım adam değil. Al sana hayal kırıklığı.Aşk dediğin dokunmaktır,hissetmektir, karşılıklı olursa eğer en güzelidir.Öyle uzaktan hayran hayran sevmek hiç bana göre değil.kısacası ya hep ya hiç