Kolay değildir bir insanı tanımak. Merhaba merhabanın ötesinde tanımak hem de.. Neye güler acaba? Neye üzülür? Kimler onu üzer, kimler sevindirir? Kimleri hayatınından hiç çıkmayacakmışçasına çok sever? Kimlerden nefret eder? Hangi yemeği yemekten sıkılmaz? Hangilerinden nefret eder? Nasıl müzik dinler? Neleri dinlemez? Nerelere gitmekten hoşlanır? Nerelerin yakınından bile geçmez?… Daha binlerce soru var belki onun hakkında.. Sen hangilerini biliyorsun peki?

Bir insanı tanımak demek, o insanın hayatında yer etmek, bir bakıma onun hayatına dahil olmak demek aslında. Yavaş yavaş olur tabiki, öyle paldır küldür tanıyamazsın. İnsan bu, kullanma klavuzu yokki okuyasın.. Önce ortak paydanı büyüteceksin onunla.. Beraber zaman geçireceksiniz.. Kötü gününde olacaksın yanında, iyi gününde de herkes gibi.. Tartışacaksın da küçücük bir şeyden ötürü, hem de haksız olduğunu bile bile.. Kavga da edeceksin hatta.. Göreceksin seni nasıl gördüğünü.. Onu tanımak, çevreye sormak demek değildir. Hangi sitelere girer, nerelerde gezer demek değildir. O, çevresinin aynası da değildir çünkü.. Onu, onun bir parçası olarak tanıyabilirsin ancak…

Tanımakla başlar herşey.. Yavaş yavaş.. Ama aşk? ilginç.. Tanımaktan da öte.. Bir anda kendini onun ruhuna yuvarlanmış buluverirsin..Tıpkı zifiri karanlık, ıssız bir ormana bırakılan bir bebek gibi, tedirginsindir, ama meraklı da bir o kadar. Bir parçasısındır artık onun. Tıpkı damarlarında dolaşan kan gibi, sen de ruhunun damarlarında turlarsın dilediğince.. gezinirsin.. hissedersin içinden geçen tüm nehirleri.. ve bir süre sonra sen o olursun.. O da sen.. Ne düşünür, ne ister hepsini bilirsin artık. Hani birazcık üzüldü mü, daha gözlerini çevirmesinden anlarsın kızdı mı kırıldı mı.. Bakışlarından da anlarsın o zaman seni seviyor mu sevmiyor mu? O zaman da sormazsın beni seviyor musun diye.. En çok neyini sevdiğini de bilirsin hem, sen onun ruhunda değil miydin? Aslında senin isteklerindir belki o sevdiği şeyler.. Emin olamazsın.. Neyimi seviyorsun da demezsin belki.. Onu seviyorsan eğer, incitemezsin de hem.. Onun da sana sözlerini iğneleme olarak algılamazsın da, iğnelemezsin de..  Onun canı yanacak, kalbinden, ruhundan küçücük bir parça bile eksilecek diye yüreğin, tıpkı bir annenin çocuğuna titrediği gibi tir tir titrer. O senindir çünkü, bilirsin bunu içten içe.. Sen de onun.. Zarar gelmesin diye yapamayacağın zorluk yoktur artık.. Alttan almayı öğrenirsin çoğu zaman.. Kızsan da söyleyemezsin incitecek tek bir kelime bile.. Bağışlamayı öğrenirsin.. Değer vermeyi, değer görmeyi öğrenirsin ondan..  Seviyorsundur çünkü, kendinden bile çok..

Ve artık sonunda, tıpkı Ejder Yürek filmindeki gibi onun canı yanarken seninki de sızlıyorsa eğer.. Gözyaşların onunkilerden önce fırlıyorsa gözlerinden.. İşte artık onu tanıyorsun demektir. O da seni…

İlginizi çekebilir

  • 07 Ocak 2009 -- Enflasyondaki düşüş ve dış faktörler (0)
    Yeni yılın ilk günlerinde açıklanan enflasyon rakamları enflasyonun düşme eğilimine girdiğini göstermektedir. Merkez Bankası “önümüzdeki dönemde enflasyonun kademeli olarak düşüşünü sürdürmesi beklenm...
  • 04 Ağustos 2010 -- Kaderini bekletme (6)
    verilmiş sözlerin mesafeleri hükümsüz kılan ulviyeti, çözümsüzlüğünü bağıran denklemleri zoraki gülüşlerle kamufle etmenin sancısı ve satır aralarına gizlenmiş günahların yakıcılığıyla istiyorum se...
  • 01 Mayıs 2010 -- Sen geldin ya güneş açar artık (6)
    "Hava epey serin, yağmurlu buralarda, tedbirli gel" demişti oğlum. Tedbirsiz bana, büyümüş adam olmuştu da tembihler eder olmuştu artık. Benim tedbirimden ne olacak, yine mevsimlik, yine kafama göre a...
  • 20 Kasım 2009 -- 21 Gram (2)
    Dün gece, DVD lerin olduğu dolabı yerleştiriyordum. Hepsinin tek tek tozlarını alıp yerlerine koyarken ''21 Gram'' filmi elime geçtiğinde, bana bir anımı hatırlattı. O zamanlar, oğlum henüz lisede ...
  • 16 Eylül 2009 -- Peri bacaları’nın ortasına inşaat (1)
    Kanal D' televizyonu haberlerinde izledim, şaka sandım; Dünyanın gözbebeği, her yıl 100 binlerce turistin ziyaret ettiği, kapadokya bölgesine özgü sihirli bacalar diye tabir edilen peri bacalarının...
  • 26 Mart 2010 -- Herşey aşk yüzünden (4)
    Aşk-ı Memnu'da bir çok karakter var. Hepsi birbirinden farklı, herbiri diğerinden ayrı. Aşk-ı Memnu neden roman olmuş, neden dizisi çekildi? Çünkü, bir sıra dışılık var. Risk var. Yasak var. Ve aşk va...