İşte yine gidiyorsun. Sessizce ayrılıyorsun yüreğimden. Suskunluğunla haykırıyorsun “elveda” diye. Ne de çabuk geçivermiş varlığın. Ne de çabuk bitivermiş zaman…

Daha dün gibiydi gelişin sanki. Hani çok önceden de haber vermiştin, “geliyorum” diye. Kış çıkarken geldi ilk haberin. Hem de tam sevgililer gününe denk getirmiştin. Müjdeyi aldığımda sevinçten dört köşe olmuş, hazırlıklara başlamıştım…

Öyle ya hazırlıksız yakalanmamalıydım. Uzun yoldan geliyordun. Hem yorgun olacaksın, gelir gelmez kendi dertlerimle seni yormak istemezdim. Bir koşu inivermiştim çarşıya. Akşam olmak üzereyken, dükkanlar henüz kapanmamıştı.

İlk mağazaya dalıverdim, destursuz. Zaten vitrinde senin en sevdiğim kıyafeti de görmüştüm. Evet, onu almalıydım. Geldiğinde sana vereceğim ilk hediye bu olmalıydı. Arkası da gelirdi nasıl olsa…

Nasılda şenlenmişti virane evim haberini alınca. Bahçede başladı sevinç dalgası, ta salona kadar geldi üstelik. Pencere, kapı, masa, sandalye, her ne varsa benimle yaşayan, sevincime ortak oluvermişti birden.

Partiyle kutlamıştık gelişini. Tam da benim doğum günüme denk gelmişti Mayıs’ta. Ne çok sevinmiştim seni ilk gördüğüm o an. Özleminle yanıp tutuşan kalbim soğumuştu gelişinle…

Çok çabuk geçmiş zaman. Daha dün gibiydi gelişin. Oysaki dün gittin. Biliyorum yine geleceksin. Hem de en kısa zamanda. Kısa sürecek hasretin. Lakin özleneceksin. Özleyeceğim.

Dün gibiydi gelişin… Dün gittin… Geldiğin diyarlara döndün, gittin. Bilmem ki vefasız sayılır mısın? Yoksa haksızlık mı olur sana vefasız demek. Ne de olsa danışıklı dövüşüyorsun. Geleceğim diyor, geliyorsun; gideceğim diyor gidiyorsun. Her sene geliyor ve yine gidiyorsun…

Yolun açık olsun. Geri döndüğünde ben yine aynı yerde bekliyor olacağım. Her zaman ki gibi, en sevdiğim mayomla bir şezlong başında. Güle güle git. Yaz yarim. Yarim yaz…

Sevgi, hürmet ve muhabbetle

İlginizi çekebilir

  • 06 Mayıs 2012 -- Görünmez Bir Adam (0)
    Basbayağı salak bir adam olduğum söylenebilir. Hayata dışarıdan bakan bir yanım elbette var ve kendimi özel hissetmediğim sürecede bu hep böyle devam edecek. Karamsar, belki çoğu zaman çelişkili olabi...
  • 17 Ekim 2010 -- Gidişinin Senfonisi (4)
    kapı deliğinde bir sol anahtarı ve topuklarından damlayan kırık notalar bıraktın giderken ben elimde mızıka arkandan şarkını çalıyordum tam sana yaklaşacakken öyle bir nota çıktı ki karşıma büt...
  • 25 Ağustos 2010 -- Ölüyorsun henri seni yolcu etmeye geldik (8)
    Kısacık hayatındaki özgür duruşuyla beni çok etkileyen Ressam Henri de Toulouse-Lautrec'in hikayesi; Henri de Toulouse-Lautrec 1864 yılında Fransa'da Aristokrat bir ailenin çocuğu olarak doğmuş, ço...
  • 03 Temmuz 2011 -- Saatim geri zekama beş var (0)
    Orta yolunu asla bulamadığım, hep patika kaldığım yaşam serüvenim de, saatim her daim geri zekama beş var,  her daim birşeylere geri durmuşluk, geç kalmışlık var. Aklımı vuran, ezen, aşağılayan, hi...
  • 25 Mart 2009 -- Faili Meçhul Kıyak Hareketi (FMK) (0)
    Kimliğini belli etmeden iyilik yapmak... ve bunu bir oyun halinde tasarlayıp tanıtmak. Tunç Kılınç, üst düzey yönetici, pazarlama ve iletişim koçu, bu hareketin fikir babası. Tanımadığınız birinin şaş...
  • 21 Temmuz 2010 -- Herşey hatır için (8)
    Üşütmüşüm. ''Zaten üşütüktün'' diyecek olanlar, daha iyi anlasın diye yazayım. Hastayım. Yaz nezlesi yada yaz gribi, adı herneyse. Ee nasıl olmayayım, herkesin hatırı var bende. Koş oraya koş buraya, ...