Gökdelenlerin arasına sıkışmış ve içindeki kavgaya alışmış insanoğlunun bulanık zaferiydi teknoloji, ilk zamanları uydu anteni ekseninde genişlerken dünyamız, sersemleşen aklımızı fark edemedik. Mutsuzluk duymaktı bunun adı. Bedenimiz olmasaydı hangi mutsuzluğu duyabilirdik diye düşünüyorum.

Dünya için bedenini sevmek bedenini sevenlerin dünyaya inanabileceği düşüncesi. Tırmanmak güçtür dağların doruklarına, engin denizleri tek başına aşmak zordur. Zifiri karanlıktan fenersiz çıkmak, gecenin ileri saatinde tek başına günün ışımasını beklemek. İşte bu yalnızlık…

Yinede tüm kinlerden kötülüklerden kırgınlıklardan, arınıp geleceğe umutla bakmalı. Sıcak iklimlerin olduğu mavi denizlere yelken açarcasına yarına umutla bakmak, katışıksız çıkarsız sevgiyi aramak ve o sevgi için koşmak yaşamak demek. Yeşil bir suskunluk dolaşıyor gözlerimde, gürül gürülüm halbuki ama susuyorum yinede. Alışık değilim ben bu kadar yaşamaya, yaşamı tanımlamaya…

İlginizi çekebilir

  • 12 Şubat 2012 -- Eskiciden alınma hayallerle gidiyorum (0)
    Zaman her insana göre bölünür varsayımıyla izdüşüm halindeyim. Yolcuyum aslında bölünmüş bir ömürden çalınmış zamanı yaşıyorum. Gidiyorum tüm durakları es geçerek ve durduğum yerlerin herbirinde izimi...
  • 23 Nisan 2010 -- Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana (2)
    Bir kilosuna büyüklüğüne göre 5 veya 6 adet düşen kuru soğanın kilosu semt pazarlarında bile 3 lira ise, ve soğan soğan olalı tarihinin en pahalı dönemini yaşıyor ve havalara giriyorsa ülkede ekono...
  • 24 Nisan 2010 -- En güzel özgürlük resmi (0)
    Facebook'ta edebiyat kulübü facebook fan sayfasına üyeyim, sayfada olan biten herşey profilime geliyor. Alttaki yazıyı orada okudum, sonra google' da kime aittir nedir diye araştırdım ama kesin şudur ...
  • 28 Aralık 2009 -- Nikolay Vasilyeviç Gogol ve Alexandre Dumas (3)
    Sanırım kapalı havalar ve yağan yağmur okuma isteğimi tetikliyor, okunmamış kitap yenidir felsefesine uyarak Rus ve Fransız yazarlara ait iki eski kitap okudum kısaca bahsedeyim; Nikolay Vasilyeviç...
  • 30 Ocak 2011 -- Başka bir yarında dün gibi sevmek (1)
    Silmiştim bu şiiri, tesadüf  işte biyerlerde karşıma çıktı, otuz altı yaşıma ait oldukça kafiyeli bir şiir, şiiri yazdığım dönemlerde  teleziyonda turkcell’in “ben Erzurum’lu bir çay bardağıyım” rekla...
  • 24 Haziran 2011 -- Dökülmüş bir tutam saç (0)
    Dökülmüş bir tutam saç kadar elem vericiydi, kurutulmuş kırmızı gül yapraklarının arasında özenle sakladıklarım. Bir J. C. Grange romanı büyüsü gibi, her elime aldığımda ürktüğüm siyahi bir yoldu özü....