Yıllar geçiyor… bulutlar gibi kocaman ovaların üzerinden ve geçtiği yerden iz bırakmadan bir bir. Oysa sen boş yere sarıyorsun beni, gölgelerinde kalıyorum sadece. Ayaklarım dolaşıp duruyor boş yere evin içinde.
Yok olup gitsin gözlerin gözlerimin içinde. Dirilir miyim bir gün parıltılarınla, yeni boyanmış teknelerin ve balıkların kokusu acı kahvemin içine karışıyor. Çiçeklenen badem ağaçlarının arasında seni görüyorum, birden içim pır pır aşk bu olsa gerek. Pas tutmadan düşlerim bütün kapılarımı açıyorsun. Bana verdiğin gül, tanımadığım bir kente giderken yanımda. İstiyorum ki gittiğim her yere sinsin bu gülün kokusu, istiyorum ki her yolculuğumda sen koksun her yer.
Belleğime katılıyorsun benim. Ölümün beni unutacağı kırlara, gelincik tarlalarına belki de bir sahil kasabasına yerleşirim kim bilir. Kat kat katlı ruhumu sana armağan ediyorum ey sevgili…ey düşlerimin kanatları kırılma sakın sen kırılırsan eğer çiy olurum ben…
Zamanın içinde küçük kitabelerde akıl almaz söylenceler içindeyiz seninle biz. Eteğimde biriktirdiğim deniz kabuklarını fırlatıp atıyorum sonbahara ve saçlarım uçuşarak gidiyorum. Burada olsaydın eğer elbette anlamı olurdu, denemeye bile kalkışmazdım bu gitmeleri…
Yoksun…
İlginizi çekebilir
- 02 Ekim 2010 -- Günün sorusu (4)
Ah bu cehalet diyerek başlamak istiyorum yazıma. İnsanlarımız öylesine cahil ki bizim bile hayal gücümüzü zorluyorlar mantık dışı sorularıyla. Öyle sorular soruyorlar ki bunu gerçekten içten bir şekil... - 26 Ağustos 2011 -- Geçmişin Kutusu (0)
Bir kutum var. İçinde geçmişimi biriktiriyorum. Bazen içini açar mutlu anılara gülümser, kalp kırıcı olanlar için ise gözyaşı dökerim. Bazen ise o kutuyu açacak gücü bile kendimde bulamam.
Çoğu za... - 21 Mart 2011 -- Kalpten Düşme (2)
Sen uyurdun
ben ikinci el geceler toplardım
gri kaldırımlardan
yara olurdun alkole bulanmış gecelerde
mısra mısra seni kanardım...
hangi hayal kırığıyla kesip
hangi şiire
hangi kafiyeyle döktüy... - 19 Nisan 2009 -- Gerçek dostluk tadından yenmez (3)
Güneşli bir sabaha uyandım bugün. Dışarı çıkıp gazete, ekmek alışverişimi yaptıktan sonra güzel bir kahvaltı ettim ve şimdi ofiste nöbetteyim…
Ben ofisteyim ama yüreğim dışarıda geziyor, dağ bayır ... - 09 Haziran 2011 -- Nasıl geçti habersiz İlkokul yıllarımız :) (0)
Çocukluk yıllarına ait arkadaşlarınızı hatırlıyor musunuz? Meğer ne kadar güzelmiş ilkokul hayatımız ama bilememişiz kıymetini. Küçükken insan anlamıyor ta ki; aklımız başımıza geldiğinde düşünüyoruz,... - 18 Ağustos 2010 -- Ah bu şarkılar (14)
Verandadayım. Ev halkı kendini uykuya yatırdı. Ne güzel yalnızlık çalışıp, beni dinliyordum. Ta ki o minik radyo elime dolanana kadar. Nerden geçti elime, gecenin bu kör saatinde. Cızır cızır en ücra ...
Ekim 29th, 2010 on 20:27
Eteğimde biriktirdiğim deniz kabuklarını fırlatıp atıyorum sonbahara ve saçlarım uçuşarak gidiyorum…tüm geçmiş yok olsun..şimdi eteğim, ben ve saçlarım çok mutluyuz…benim güzel yazarım teşekkürler sevgiler
Ekim 31st, 2010 on 01:29
Ekim 29th, 2010 on 14:02
Ölümün beni unutacağı kırlara, gelincik tarlalarına belki de bir sahil kasabasına yerleşirim kim bilir!… sadece bu cümleyi yazmaktan başka ve size teşekkürden başka elimden birşey gelmiyor harikasınız…sevgiler
Ekim 29th, 2010 on 14:13
ben teşekkür ederim asıl sevgilerimle…
Ekim 29th, 2010 on 14:00
sonbahar ve ayrılığa dair yine yeniden bir yazı çok güzel kaleminize ellerinize yüreğinize sağlık…sevgilerimle..
Ekim 29th, 2010 on 14:13
mevsimin son günlerine dair birkaç cümleydi beğenmenize sevindim…sevgiler.