Bir sonbahar hüznü yerleşti içime. Sanki bir yanımı kaybetmiş gibiyim. Çok uzaklarda bir yerde aşırı aşktan sarhoş olmuş, kalbimi sevdiğimin kuytularında unutmuş, onun huzurla uyuduğum gönlünde sabaha karşı sızmış, sonrasında kapısını çalıp kalbimi ondan geri istemeye çekinmiş haller içerisindeyim.
Özlemenin ne olduğunu tanımlıyor sanki aynadaki benliğim. Yüreğimde dinmeyen, onu düşüdükçe daha da şiddetlenen bir yangın var ve biliyor musun bugüne kadar hissettiğim hiçbir yürek yangını bu kadar güzel olmamıştı. Hiçbiri bu kadar yakışmamıştı üzerime ve hiçbiri bu kadar yakmamıştı ruhumu…Sönsün istemiyorum içimdeki yürek yangını, kor olup olup yeniden kocaman bir aleve dönüşsün.
Yüreğimde sadece onun imzası var. Kim yüreğimin kapısını çalıp bana dokunmaya çalışsa ilk onun imzası ile karşılaşıyor her şeyin daha en başında. Ve ben o gittikten sonra yüreğimle kime ev sahipliği yapsam, içeriye giren yüreğini kapının dışında bırakıyor. Ne tuhaf o artık ne var ne de yok… Ne olduğu yerde duruyor ne de bir yere gidiyor. Tek bildiğim o hala ruhumda bir yerde, küllerinden yeniden doğup hala cayır cayır yanıyor…
Yalnızlığa en büyük düşman senin yokluğun. Varlığını inkar edecek bir yokluk, yokluğunu yok sayacak bir varlık yok. Ben seni unutmak için sevdim! Hatırlamak için nefret ettim. Sen beni sevmek için unuttun! Nefret etmek için hatırladın… (Araz)
İlginizi çekebilir
- 02 Ocak 2010 -- Kayıp Gül/Serdar Özkan (6)
Kayıp gül'ü bir çırpıda, üstelik içine düşerek ve altını çizerek okudum.
Genç bir yazarın kaleminden ve bakış açısından, hayata göz süzdüm. Bir başka pencereden, aynı manzaraya odaklandığımıza on... - 22 Kasım 2009 -- Adresim (2)
"Adresim aynı günlerim aynı" bu şarkı geldi aklıma ne yapayım. Önce bi şarkı dolandı dilime..sormuşsun sadece yaşadığın değil seni de anlatan bir adresin var mı diye, yine kendi halimle..yine de her h... - 24 Şubat 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 24 şubat 2009 (0)
Yine geç kaldım yine geç açtım iş yerimi, peş peşe 3 telefon geldi, bir yayın evi kitap pazarlama adına, iki banka kredilerle ilgili, konuştum hepsiyle, çalan telefonlardan ürkmeye başladım bu gün, ha... - 16 Ekim 2010 -- Beyaz düşler galaksisinde rüya (3)
Sevdiğim,
Geceleyin gökyüzü, ay ışığına yıldızları katarak; bir peçe dokudu ve dünyanın üstüne attı.
İnsanlar söğüt ve ceviz ağaçlarının altındaki kulübelerinde derin bir uykuya sarınmışlar.
... - 05 Şubat 2009 -- Hamlet’ten (0)
Sevgisinin kepaze edilmesine,
Kanunların bu kadar çabuk yürümesine,
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir h... - 24 Ekim 2011 -- Ötekileştirmek (1)
Biliyor musun ?
Onlar;
Kürt,
Ermeni,
Rum,
Alevi,
Sünni,
Ateist,
Dinci,
Gavur,
Faşist
Kominist,
Zengin,
Fakir
……vs
Ötekileştirmekte üzerimize yok. Din ve milliyet üzerinden yapılır...
Ekim 3rd, 2010 on 23:02
yolunda …yolunda elif hanım;
en komiği kelime-i şaadet getirip yazıya devam etmem oldu:))))
millet kendini dışarı atmış…:))bende evde yalnız olduğum için fazla etki olmadı…
Ekim 3rd, 2010 on 23:16
güldürdünüz beni. delirdiniz mi Murat Bey
atıverin kendinizi dışarıya bırakın şimdi yorum yapmayı
şaka bi yana aman dikkat edin kendinize
Ekim 3rd, 2010 on 15:53
Birazda sebeplerden oluşmuş bir yokluğun..varlığında kaybolmak istiyoruz aslında…
İçimizde kor değilde acısını yaşatmak en yakıcı şey olsa gerek …
söndürmek için başka bir yürek bile yetmez..,
söndürmek için başka bir vucud bile fayda etmez..
asıl olan ;
kendimiz istemedikten sonra..;
bu isteksizlikle..; hem yakarız kendimizi, hemde yandığımız için hüzüne boğarız yüreğimizi..
Aşk için verdiklerimizden değil istediklerimiz.. veremediklerimiz varmış gibi düşündüğümüzden.
biz böyle düşündükçe yangını sönmez
biz buna inandıkça sarhoşluğu hiç bitmez….
Elif hanım;
yine şiirsel güzellikte, birbirine çok yakışan cümlelerden kurulmuş bir yazı..duygu yüklü yüreğinize ve o güçlü kaleminize sağlık..
Ekim 3rd, 2010 on 20:00
Murat Bey yine şiir gibi bir yorum…Aşk bir çeşit sarhoşluk hali, bir çeşit yanma, kavrulma isteği…
Ekim 3rd, 2010 on 21:08
Ateş… suyu sevmez ;susuz kalan yürek ateşin sevgisini kazanıp onu razı etmeye yanmışlığına serinlik vermesi için zaman kazanmaya çalışır …
şuursuzca sarhoşluğu ,yanması ve kavrulması bundandır…
bu galiba Elif şafak tan olabilir tam hatırlamıyorum..
ben teşekkür ederim güzel sözleriniz için..
bu arada size yorum yazarken bayağı bir sallandık depremin büyüklüğü 4.4 müş herşeyde bir hayır var:)
Ekim 3rd, 2010 on 21:19
evet kuzenim söyledi biraz önce marmara denizinde olmuş.neyse ki ben hissetmedim
umarım her şey yolundadır Murat Bey