Ayrılık zor.. Ne şekilde olursa olsun, kalıcısı da geçici olanı da zorlar insanı.. Ama özümüzde var bu ne yapalım, illa ki olacak elbet ayrılıklar.. Bazen bir sevdiğiniz olur ayrıldığınız, kimi zaman zaten ayrılmak istediğiniz. Kimi zaman sonsuzluğa uğurlar insan sevdiğini bir gün yanına gideceğini bildiği halde,

kimi zaman ise gözü görmesin diye en uzağına gitsin ister dünyanın.. Kalıcısına insan alışır elbet, alışıyor da.. Gelmeyecektir çünkü o artık bir daha, yeni bir yaşam kurarsın kendince.. Peki ya geçicisi..

Bazen sevdiğinden ayrılmak zorunda kalırsın istemesen de.. Ayakların geri geri gider ya hani ayrılırken, hani o son sarılman hiç bitmesin istersin ya.. İşte öyle bir şeydir ayrılmak.. Ama geçicidir bilirsin, içinden sayarsın kalan haftaları, günleri.. Tekrar tekrar kontrol edersin belki hızlı geçer umuduyla.. Resmi varsa elinde eğer bakar durursun sanki yanındaymış gibi hissedeyim diye.. Burnunda tüter kokusu hiç bitmez.. Planlar yaparsın kendince, döner dönmez yaşayacağın, yapacağın ne varsa..

Kötüdür ayrılıklar, özlersin hem de çok.. Aşk dokunmak ister çünkü, sevilmek, okşanmak ister.. Hatta kimi zaman dile gelir aşk, dudaktan kalbe akmak ister.. Uzaktan olmaz çünkü aşk.. Sonra, kızarsın hatta kendine, gitmeseydim mi acaba diye? Pişman olursun, hayıflanırsın, kıskanırsın.. Başına bir şey gelse yanında olamam diye için içini yer.. Zor geçer saatler, dakikalar, hatta saniyeler.. Zordur, kötüdür ayrılıklar..

Ne kadar kötü olsa da iyidir aynı zamanda ayrılıklar, kendini görürsün uzaktan.. Duygularını tartarsın. Sevdiğini, aşık olduğunu görürsün onsuzluğa dayanamadıkça. Aşkın değerini anlarsın hem, sevdiğinin de tabiki.. Çevrendekileri tartarsın rahatlıkla, hem bazen oyunun dışına çıktığında tribünlerden daha bir farklı görülür oyun.. Maskelerini görürsün insanların. Kararlar alırsın kendince.. Daha iyi bir sen yaratacaktır o kararlar, temelini atarsın..

İyi de olsa kötü de olsa ayrılıklar, yükünü hafifletirsin bazen. Bir telefon, güzel bir mesaj, hoş bir fotoğraf alıverir üzerindeki tüm acısını özleminin.. İçin kıpır kıpır oluverir ya, hani midende kelebekler cirit atmaya başlar, işte öyle..

Aşk’la kalın..

İlginizi çekebilir

  • 20 Mayıs 2011 -- Kendi Kendine Yanan İnsanlar (17)
    İmkansız gibi görünsede, kendi kendine ve aniden tutuşan insanlar var. Ve yüzyıllardır, hangi sebeple yandıkları hala çözülebilmiş değildir. Tarih, kendi kendine tutuşan insanların yanma vakalarıyla d...
  • 05 Şubat 2009 -- Hamlet’ten (0)
    Sevgisinin kepaze edilmesine, Kanunların bu kadar çabuk yürümesine, Kötülere kul olmasına iyi insanın Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken? Kim ister bütün bunlara katlanmak Ağır bir h...
  • 04 Mayıs 2009 -- Alkışlar Lionel Andrés Messi’ye (0)
    Real Madrit ile Barcelona maçını naklen izlemiştim, hatta aldığım keyfide burada yazmıştım, messi'nin attığı golden sonra formasının altından ne gösterdiğini görememiştim. Bu gün onuda öğrendim, büyük...
  • 28 Şubat 2012 -- Ey Bursa’nın yeşil halk otobüsü… (3)
    Saat 10.40 civarı… Bursa’da hava kar yağışlı. İşe gitmek için kar ve su birikintisi dolu kaldırımdan, gelen arabaların su sıçratmasından sakınarak, kültür park metro istasyonuna doğru ilerliyorum. Bur...
  • 23 Mart 2011 -- Sevgili Karen 3 (0)
    Odayı ağır bir yanık kokusu dolduruyordu, yavaş yavaş. Saat sabaha karşı 3 sularıydı ve Neil, derin uykusunda kıpırdamadan yatıyordu. Bilindik gecelerden biri değildi bu. Gecenin karanlığını yaran dev...
  • 24 Ekim 2009 -- Ayna (0)
    Bir hayata itirazın cümle kapısıdır ayna, ya da kabul edişin ve düşlerin azınlıkta kaldığı bir serüveni en çok aynalar yansıtır. Bilirkişidir ayna ihmale gelmez ve bir hayal kumpanyasıdır, birgün kırı...