Yeri geldi özledik delicesine… Her özlediğimizde cebimizde unutulmaya yüz tutmuş hayallerimizden birini çıkartıp kendimizi teselli ettik “sevgi işte böyle bir şey” diye…
Her şey birbirimizi özlediğimizde başladı aslında. Seni özlediğim için kızdım kendime, seni özlediğim için yenildim kalbime, seni özlediğim için tuhaf isyanlar koptu ruhumun derinliklerinde…Sabah seni düşünerek uyanmak, gece seni düşleyerek uyumak… Güne seninle başlayıp, geceyi seninle bitirmek ah nasıl da güzeldi…
Bitiyordu her şey. Biz diye bir şey olmayacaktı artık. Vakit ayrılık vaktiydi… Birbirimizin gözlerinin içine an itibariyle bakıp yaşayamadıklarımızı yaşatmaya çalıştık o beş dakikalık kısa zaman diliminde. Zamanın dolmasıyla gözlerimizde yaşatmayı başaramadığımız mutluluğu ceplerimize doldurduk ileride belki lazım olur diye. Üzülerek öğrendik birbirimizi tamamlayamadığımızı. “Denedik, elimizden geleni yaptık” deyip vicdanımızı bir nebze de olsa rahatlattık. Geriye dönüp baktığımızda senden gidenler ve senden bana kalanlar vardı artık hayatımızda. Ortak bir hayatın eş zamanlı bölenleri olarak binbir parçaya bölünmüştük biz. Koca bir aşktan geriye kalan, içi boş bir sıfırdık artık…
Gittik ayaklarımız yere daha sert ve daha sağlam basarak. Gittik, gecenin en karanlık anında. O ıssız sokağın bir ucunda sen vardın, diğer ucunda ise ben… Duyabildiğimiz tek ses boğazımızda düğüm düğüm olmuş hıçkırıklarımız ve ben ilerledikçe boş sokakta yankılanan yüksek topuk sesleriydi. Yorgun düşmüştük sevmekten, sevilmeyi beklemekten. Yaşadıklarımızdan çok yaşamadıklarımızdı belki de canımıza bu kadar kasdeden.
Tenha zamanlarımın en çaresiz anında sensizlikten yorgun düşüp gittim ben. Koca bir aşktan geriye kalan içi boş bir sıfır, iki damla gözyaşı, bol miktarda kalpte terk ediliş sızısı…






Kasım 12th, 2010 on 08:07
Kendimizi yorduğumuz zamanlardır; özlemlerimize yenik düşmek gibi gelen ve kayboluşumuzun belgesini yüzümüze vuran gerçeklerimize meydan okuyuşumuz …
her doruk yapmış özlem heyecanında biraz daha ona yaklaşmak ve biraz daha ondan uzaklaşamamaya içi temiz küfürdür…çelişkimiz
ve
kayboluşumuzu gitmek değilde, özlemlerimize prim vermekle tasdiklediğimiz sevgisiz kalmış
yorgunluğumuzdur…
Geride kalan azı-coğu farketmeyen duygulara sarılarak yaşamayı seçmektir sevginin tarifi sevgilide ..
ve daima ‘gece onunla uyuyup, sabah onunla uyanmaktır..’
dediğiniz gibi..sonrası da ,cepten yemektir doldurduğumuz sevgilerimizi
Çok hoş bir yazı Elif hanım, sabah vakti bu güzel yazıyı okuyup duygu tazeliği yaşattınız bana..
kaleminize ve o güzel duygu dolu yüreğinize sağlık
Kasım 12th, 2010 on 20:17
her şeye rağmen yine o, yine o diyebilmektir. Sizin de yüreğinize sağlık Murat Bey yine şiir gibi bir yorum yazmışsınız.
Kasım 12th, 2010 on 00:52
Her şey birbirimizi özlediğimizde başladı aslında. Seni özlediğim için kızdım kendime, seni özlediğim için yenildim kalbime, seni özlediğim için tuhaf isyanlar koptu ruhumun derinliklerinde…
Başımı kaldırıp bakamadım gözlerine… Ne kadar kırgın olsam da özlemişim hem de tahminimden fazla… Şaşkınlığımın ardından yüreğimle mi mantığımla mı hareket ettim ben bile bilemiyorum. Farkettim ki kızgınım evet evet hatta öfkeliyim galiba. Tokatlamak mı beni rahatlacaktı yoksa sımsıkı sarılıp bırakamamak mı denemeye korktum, gözlerinin içine bakmaktan, bakışlarımı kaçıramamaktan korktum. Aylardır tamamlamaya çalıştığım yap-bozum bir anda yıkıldı sanki. Gameover…
Kasım 12th, 2010 on 01:04
ne güzel yorumlamışsınız yazımı çok teşekkür ederim sevgili Korktum
Kasım 11th, 2010 on 19:55
ayrılığı ne güzel ifade etmişsiniz.. bir aşktan arta kalanları… paylaşımınız gerçekten harika… sevgilerimle..
Kasım 12th, 2010 on 01:02
güzel yorumunuz için teşekkür ederim Aynur Hanım. Sevgiyle kalın