İnternette ve haber sitelerinde bol bol videoları dönüyor mutlaka izlemiş ya da okumuşsunuzdur. Esra Erol’la İzdivaç programından bahsediyorum.

Damat adayı Necati Bey talip olduğu gelin adayı Yadigar Hanımla başbaşa çıktıkları yemeği tam bir kabusa çevirmiş. Kadının, damat adayına “seninle evlenirim ama alacağın hediyeye bağlı” demesi üzerine damat adayının  “Yedi sülaleni ortadan kaldırırım. Neler yapabileceğimi tahmin bile edemezsin. Kalk deyince kalkacaksın otur deyince oturacaksın. ben izin vermeden hiç bir yere gidemezsin.” diye en talihsizinden açıklamalar yapması bir de bunlar yetmezmiş gibi gelin adayını tartaklaması gündeme damgasını vurdu.

Video görüntülerini ilk izlediğimde “Bu nasıl bir cesaret böyle” dedim. Aslında anlamadığım kısım insanlar bu programlara çıkacak cesareti, rahatlığı nasıl buluyorlar. 80 yaşında amcalar “karı isterem karı” edalarında, 18 yaşında ergenlerden “çok şey yaşadım, gördüm artık evlenmek istiyorum” açıklamaları, 50 yaşında teyzelerin kamera karşısına geçip şıkır şıkır oynayıp “ben kocama da böyle oynarım” demesi, başka bir kadının çıkıp “3 kocam da iktidarsızdı siz ne alemdesiniz?” diye sorması, bir başka kadının ise lezbiyen olduğunu söyleyip bayan arkadaş aradığını duyurması. Yok yani ya dünya üzerindeki herkes azdı ya da bu programlara itibar etmeyen bizlerin hormonlarında bir sorun var.

Bu haberleri duydukça, gördükçe midem bulanıyor artık. Bir insan kendisini neden bu kadar küçük düşürmek ister? Hani aklım yettiğince düşünmeye çalışıyorum. Diyorum ki “tamam Elif bir de şu açıdan bak. Bu insanlar çok yalnız hissediyorlar ki böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorlar. Demek ki yaşlı insanların bir sese bir nefese ihtiyacı var. Genç olanlarda herhalde ailelerinden baskı falan görüyorlar ondan evlenerek akıllarınca baskıdan kurtulacaklarını düşünüyorlar” diye. Ama gelin görün ki bu söylediğime ben bile inanmıyorum.

Evin var mı, araban var mı, aylık gelirin ne kadar, çocuğun var mı, hayatında daha önce kaç kişi oldu, işin var mı, sigortan var mı gibi sorularla yuva kurulur mu ya! Kimse kusura bakmasın ama bu soruları yönelten herkes kendi kıçını kurtarma telaşında benim gözümde. Birileri bunlar üzerinden prim yapıyor kazanıyor, birileri de kendisine yağlı bir kapı bulursa oh ne ala memleket diye düşünerek ortada yeni gelin gibi salına salına dolanıyor.

Kısacası ben bu tarz programların ciddiyetine inanmıyorum. Araya germişler bir paravan. Herkeste dünyayı ben yarattım tarzında havalar. Sunucudan, gelin ve damat adaylarına yöneltilen saçma sapan sorular. Göbek ata ata paravan açmalar. O dakika aday hoşuna gittiyse birlikte bir çay içelim demeler. Yok hoşuna gitmediyse tribüne dönüp koltuğa yerleşip sıradaki talibini beklemeler. Bu nedir böyle ya!

Evlilik dediğimiz olay kutsal bir müessese ise eğer bu tarz programların en kısa sürede kaldırılması gerekir. Nerede ahlak, sadakat, güven duygusu neden kimse bunlar var mı diye sormuyor. İpini kopartan televizyona çıkıyor. Hayır bir şey değil oraya gerçekten evlilik niyeti ile çıkan insanlarda arada kaynıyor. Kısacası televizyon dünyasında rezillik diz boyu. Yazık ki ne yazık hem de. Rtük filmlerde sigara içilen sahnelerde sigarayı mozaikleyeceğine bir işe yarayıp bu programların gösterimine engel olmalı diye düşünüyorum. Ne diyebilirim Allah bunların hepsine akıl fikir versin!

İlginizi çekebilir

  • 31 Ekim 2010 -- Çirkin Çocuk Günceleri – 3 (8)
    Eve anahtarla girmek, zamanın da bunun hakkın da okuduğu şiirler kulağıma çalınıyor.  Her zaman olmaz da işte arada sırada böyle küçük şeyler… Neyse! Hep o şiirler yapıyor bunu. Yırtıp atmak var, a...
  • 30 Temmuz 2011 -- Kim Bu Bay Carter? (11)
    Bay Carter, vicdanın insan psikolojsi üzerinde ne denli korkunç uçurumlar oluşturabildiğini  kanıtlayan Pulitzer ödülüne layık bulunan değerli bir fotoğraf sanatçısıdır. Pek çoklarımızın bildiği ünlü ...
  • 28 Kasım 2009 -- Hoşçakal kalbim (0)
    Kendimi dinliyorum susturdum bütün kelimeleri sadece acılarımı ağrılarımı yeniden adlandırıyorum. Hayatımın bir yerine oturtuyorum bütün yaşanmışlıkları yeniye uzanmak için yol yapıyorum düşlerimden. ...
  • 14 Ekim 2009 -- Kıyamete 1163 gün kala (3)
    Eski uygarlık olan Mayaların takviminde, zamanların sonu olarak gösterilen tarih, 21 Aralık 2012 - Sümerler de aynı dönemi işaret etmiş üstüne üstlük. Böylelikle, kıyamet teorileri oluşuyor tabi ki. ...
  • 01 Ekim 2011 -- Asansör sohbeti (0)
    asansör sohbetlerine sığdırılmış bir aşktı bu, inişli çıkışlı yarıda kesileceğini bile bile konuşmak kadar acı az konuşup çok şey söyleme isteği ve her defasında yeni bir yenilgi yedi otuz vapur...
  • 23 Mart 2011 -- Sevgili Karen 3 (0)
    Odayı ağır bir yanık kokusu dolduruyordu, yavaş yavaş. Saat sabaha karşı 3 sularıydı ve Neil, derin uykusunda kıpırdamadan yatıyordu. Bilindik gecelerden biri değildi bu. Gecenin karanlığını yaran dev...