Cengiz’le acayip konuşmaların bu haftaki konuğu Şair-Yazar Burcu Akkanlı. Sorduğum sorulara verdiği samimi cevaplarından dolayı Burcu hanıma teşekkür ediyor, hepinize keyifli okumalar diliyorum…
Cengiz Aydın: Burcu hanım kendinizden kısaca bahseder misiniz?
Burcu Akkanlı: Merhabalar öncelikle, 11.06.1987. Manisa doğumluyum. Celal Bayar Üniv. Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezunum. Yine aynı okulda şuan pedagojik formasyon eğitimi almaktayım.
Cengiz Aydın: İçinizdeki yazma tutkusunu ne zaman fark ettiniz?
Burcu Akkanlı: Ortaokula gidiyordum sürekli bir şeyler karalama isteği duyuyordum. Ama çok başarılı olduğumu söyleyemeyeceğim. Başta yazmazsam geçer sanmıştım ama anladım ki öyle bir şansım yok. Yazma aşkı bir keşfedilince bir daha kaybolmuyor. Ama gerçek anlamda yazmaya başlamam üniversiteye hazırlanırken ki dönemde başladı. Yaklaşık 7 yıldır profesyonel olarak yazıyorum.
Cengiz Aydın: Aldığınız eğitimlerden bahsedermisiniz?
Burcu Akkanlı: Kendimden bahsederken kısaca değindiğim gibi, Türk Dili ve Edebiyatından mezunum. Öğretmenlik ya da akademisyenlik düşüncelerim arasında. Şuanda da pedagojik formasyon eğitimi almaktayım.
Cengiz Aydın: Şiirlerinizi tek kelimeyle tanımlamanız istense ne söylersiniz?
Burcu Akkanlı: Zor bir soru aslında ama madem tek kelime kitabımın isminden de anlaşılacağı gibi ‘’mavi’’.
(Burcu Akkanlı’nın Mavi Düşüm isimli şiir kitabının kapağı)
Cengiz Aydın: Dünya’da ve Türkiye’de etkilendiğiniz takip ettiğiniz yazarlar/şairler kimlerdir?
Burcu Akkanlı: Sunay Akın’ın bende ki yeri bambaşkadır. Tabi ki başka çok değerli şairlerimiz var. Burada hepsinin adını zikredemeyeceğiz. Dünya edebiyatındaysa, edebiyatın asi çocuğu Charles Bukowski bambaşkadır benim için.
Cengiz Aydın: Yazmak sizin için neyi ifade ediyor?
Burcu Akkanlı: Yazmak benim için nefes almak gibi. Ben ciğerlerim kadar o sözcüklere de muhtacım nefes alabilmek için.
Cengiz Aydın: Mavi Düşüm isimli şiir kitabınızın yayın sürecinin öncesi ve sonrasındaki duygularınızdan bahsedebilirmisiniz?
Burcu Akkanlı: Mavi Düşüm kitabım, yaklaşık beş yıllık bir emeğin ve hayalin ürünü. İlk şiir yazmaya başladığımdan beri, onun varlığını düşünmek beni mutlu ediyordu. Ben taze kitap kokusunu çok severdim, en büyük hayallerimden biri, şiirlerimin o taze mürekkep kokusuyla bütünleşmiş halini içime çekmekti… Kitap çıkınca hayalim gerçekleşmiş oldu ama daha zorlu bir süreç başladı, beğeni kadar gelen eleştiriler. Satış zorlukları, reklam sorunları. Ama yine de güzel bir süreç diyebilirim.
Cengiz Aydın: Yeni kitap projeleriniz varmı?
Burcu Akkanlı: Evet var, şuan iki proje var aklımda biri başladığım bir roman projesi, diğeri öykü ve şiiri birleştiren bir kitap olacak bakalım. Zaman konusu belirsiz.
Cengiz Aydın: Şuanki ezberci ve duygusuz dünya şartlarında Türkiye’de yazarlara/şairlere gerekli değer ve önemin verildiğini düşünüyormusunuz?
Burcu Akkanlı: Maalesef hayır. Şuan aslında değer yargılarımız bir erozyona uğruyor. Tabi ki edebiyatta bundan fazlasıyla nasibini alıyor. Zamanımızda şiirin ne olduğu konusunda bir karmaşa var. Laf ebeliği yapmayı, söz çarpıtmayı şiir sanan bir nesil yetişiyor. Bu durum beni endişelendirmiyor dersem yalan olur.
Cengiz Aydın: “Türkiye de herkes kendince şairdir ama şiir seven azdır” gibi bir düşüncem var sizde bu düşünceme katılırmısınız?
Burcu Akkanlı: Çok yerinde bir tespit. Özellikle buna dayanak olarak diyebilirim ki bu tarz net ortamlarında size yöneltilen sorular bunu kanıtlıyor. Siz şair misiniz diyorlar, ardından ay bende yazardım durun yollayayım okuyun diyorlar, bir şey diyemiyorum.
Cengiz Aydın: Dünyanın içinde bulunduğu sevgisiz durum için yazı insanlarının üstüne düşen görevler nelerdir sizce?
Burcu Akkanlı: Yazı insanları bir aracı sadece var olan sevgiye gözlerini yüreklerini kapamayanlara taşıyorlar. Ana sorun sevgisiz büyüyüşler. Cebine para koymayı sevgi sanan ebeveynler var maalesef. Temelleri sağlam atılmalı sevginin sonrası bize kalsın biz hallederiz.
Cengiz Aydın: Kitap satışlarının, kitabın yapılan reklamıyla doğru orantılı olması ve bazı yazarların yeni çıkan kitaplarını bir postar tavrı ile bir şölen havasında pazarlaması hakkında neler düşünüyorsunuz?
Burcu Akkanlı: Bu acıyan yanlarımdan biri. Bir örnekle açıklayayım geçenlerde bir kitabın sürekli reklamı dönüyor, isim vermeyeceğim. Övüle övüle bitirilemiyor. Çok merak ettim alıp bir de ben değerlendireyim dedim. Almaz olaydım, böyle bir hayal kırıklığı yok. Kötü bir konu, çok basit bir işleniş, anlatımdaki kopukluklar. Ama ne var, reklam, insanlar o reklamlara inanıp alıyorlar. Bence reklam kitabın dış kabı gibi, ilgi çekici olması, başarılı bir kitap olduğu anlamına gelmiyor. Ama ne yaparsınız, devir böyle bir özellik gösteriyor. Ama vefalı gerçek edebiyat okurları kimin ne olduğunu biliyor.
Cengiz Aydın: Bu söyleşiyi okuyupta, içinde yazma sevgisi depreşenlere veya kendinde yetenek olduğunu düşünenlere neler önerirsiniz?
Burcu Akkanlı: Güzel bir soru evet bence böyle bir hevesi olan dostların ilk yapacağı şey, yazmaktan önce okumak. Öyle ayrım yapmadan, burun kıvırmadan okumak ama. Çünkü yazmak temelsiz olduğu zaman kendini yenilemekten öteye gidemiyor, onun için kişi önce kendisini geliştirmeli ki. Ortaya bir şeyler koyabilsin. Bana ulaşmak isteyen dostlar olursa, burcuakkanli@gmail.com adresinden ulaşabilirler.
Ve geldik sıcacık bir sohbetin daha sonuna başka bir “Cengiz’le acayip konuşmalar” da buluşmak üzere herkese iyi şeyler diliyorum,
selamlarımla…






Kasım 15th, 2010 on 00:00
Burcu hanıma kelimeler ile yolculuğunda başarılar dilememe gerek yok sanırım kendisi gencecik yaşıyla başarıya açılan kapının anahtarını çoktan bulmuş.Bizlere düşen çıktığı bu güzel yolda ona yoldaş olabilmek ve desteklemek.Dilerim her şey gönlünüzce olur Burcu
yolunuz daima açık olsun.
Ve Cengiz Bey size de çok teşekkürler söyleşileriniz çok keyifli ve yeni hayatlar kelimelere aşık insanlar tanımak çok güzel ellerinize sağlık.
Kasım 21st, 2010 on 04:09
Ebru Hanım çok teşekkürler, güzel dilekleriniz için. Sevgiler.
Kasım 13th, 2010 on 23:02
Burcu hanım baygri nin en özel isimlerinden bence.Güzel bir söyleşi olmuş.Yakından tanımış oldum..Teşekkürler…
Kasım 14th, 2010 on 17:15
Teşekkürler Sibel Hanım, mutlu ettiniz beni… Sevgiler.
Kasım 13th, 2010 on 07:28
insan bin kere ağlarsa bir defa güler, bir sevgi uğruna dünyalar değer…