Öğretmenimizin habersizce kaldırın defterleri kitapları yazılı yapacağım açıklamasından sonra psikolojimiz dağılmış ve ne yaptığımızı bilmez hallerde sınava girip sınavdan çıkar çıkmaz hepimiz birbirimizin suratına bön bön bakıp saçma sapan sorular sorardık birbirimize.

“Yav üçüncü soruyu sen ne yaptın?”
“Üçüncü soru mu? Üçüncü soru neydi ki?”
“Ya şeydi işte hani bir tarih soruyordu sanki!”
“Yok bilemedim ben o soruyu beynim durdu”
“Sen kaç soru yaptın ki?”
“Bilmiyorum ki onu da hatırlamıyorum.”

Velhasıl sınav sonuçlarımız elimize gelene kadar bir hafta avare bir şekilde dolanırdık okulda. Yalaka arkadaşlarımız sınavı yapan hocanın sağında solunda sınav kağıtlarını okuyup okumadığıyla ilgili ufak tefek ipuçları yakalamaya çalışırlardı. Bir yandan hocayı överler diğer yandan “hocammm ben ikinci soruyu yarım yaptım puan kırmazsınız değil mi” derlerdi. Tip olarak benzemeseler de konuşma tarzı olarak aynı avrupa yakasındaki enteresan türkçesi olan selin gibiydi hepsi. Onların o saçma sapan hocaya yaranıp not yükseltmeye çalışan halleri bizim için oldukça komikti.

Aradan geçen bir haftadan sonra sınav sonuçlarımızın açıklanmasıyla herkesin elinde bir kalem kağıt notum karneme kaç gelir derdinde hepimiz ayrı bir aleme dalardık. Hoca başladı notları okumaya Ayşe 20, Mehmet 35, Elif 10( buradaki Elif benim. ayıptır söylemesi 10 numara insanımdır. Hoca da fark etmiş bendeki potansiyeli vermiş 100 üzerinden 10 puanı.) , Merve 40, Ali 55… Allahım şaka gibi bütün sınıf dökülüyorduk.

Hani normalde biraz cazgırımdır eğer ne yaptığımdan eminsem geçerim hocanın karşısına çatır çatır hakkımı ararım. Ama gelin görün ki ne yaptığımı hatırlamıyorum. O kadar şuursuz bir sınavdı ki hangi dersten sınava girdin diye sorun onu bile zar zor hatırlar durumdaydım. Başladım not ortalamamı hesaplamaya ilk notum 90, ikincisi 10 topla kızım Elif puanını, böl ikiye enammm 50 geliyor karneye. Yani 2 demektir bu da. Allahım 3 bile değil. Ayy ben bu hallere gelecek kız mıydım şeklinde hocaya bakıyorum imalı imalı lütfen bunun bir şaka olduğunu söyle diye.

Hoca notaları okumayı bitirdikten sonra hepimize tek tek baktı. Sınıfta derin bir sessizlik. Tam bir kuzuların sessizliği modundaydık o an. Zaten kuzu gibiydik o yıllar. Biraz aradan zaman geçti bizim hoca başladı oturduğu yer ile bize gülmeye. “Şaka yaptım çocuklar şaka. İtiraf edin çok gerçekçiydi. Hepiniz ne hale geldiniz. Tiplere bak ya” demeye. Herkes sınav sonrası ikinci şoku yaşıyordu. Bu adam hocaysa ben öleyim daha iyi diyorduk birbirimize. Bu haylaz şakaya tek gülen kişi vardı o da bu saçma şakayı yapan dersin hocasıydı. Baktı kimse gülmüyor kendisi de ciddileşti birden. “aman size de şaka yapılmıyor” diye mızıkladı.
Bizim tabi cinler tepemizde. Bir haftadır uyku yok gözlerimizde karne notumuzu etkileyecek bu sınavı geçebildik mi acaba diye. Bir şaka da biz yapalım en iyisi dedik. Hiç üşenmedik bir şaka mağazasına gittik. Aldık oradan bol osuruklu bir osuruk gazı öğretmen zili çalar çalmaz patlattık hocanın kürsüsünün içine. Sıralarımızı biraz daha geriye çektik, bizden yana olan pencereleri açtık. Hocanın kürsüsünden olabildiğince uzaklaştık.

Hoca içeriye girdi, kürsüdeki yerini aldı. Herkes birbirine bakıyor “kokmuyor mu ya neden tepki vermiyor” demeye başladı. Aradan 5 dk geçti geçmedi çocuklar sizde bir koku duyuyor musunuz dedi. Biz hepimiz bir ağızdan “Hayırrr”. Bir süre sonra camlar açık olmasına rağmen koku bütün sınıfı sardı ve dayanılmaz bir hal aldı. İçimden “Allahım ben böyle can vermemeliyim tamam yaptım bir eşşeklik üühühüü Allahım sen beni koru.sanırım fena oluyorum” diye dua ediyorum.

Hocamız kürsünün içindeki osuruk kapsülünü bulunca içimiz dışımıza çıkmış bir şekilde “şaka yaptıkk” dedik. Hoca ise “şaka yaptınız demek bakın ben şimdi nasıl bir şaka yapacağım sizin bu şakanızın üstüne” dedi. Biz hepimiz burnumuzda kokulu mendil oksijen almaya çalışırken hoca “Cam kenarında oturanlar arkadaşlar kapatın camları. Yaklaşın bakayım kürsüye doğru. Bugünlük dersimiz bitti. Ben kapının önündeyim. Tenefüs zili çalana kadar bir kişi bile sınıftan dışarıya çıkmayacak.” dedi gülerek dışarıya çıktı. Gaz odasında can verenler gibiydi o an ki halimiz. Herkeste bir isyan “başlarım tenefüsüne de daha birine de şeklinde Allah Allah” nidalarıyla sınıfı olabildiğince çabuk ve hızlı terk ettik.

O günden sonra ne hocamız bize lüzumsuz şakalar yaptı ne de biz ona bir şey yaptık. Gül gibi olmasa da sene sonuna kadar ateşkes ilan edip hepimiz sınıfımızı geçtik :)

Buradan çıkarılacak sonuç şu; aman diyeyim hocayla şaka olmaz :)

Yürekten eğitim veren bütün öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyorum.

İlginizi çekebilir

  • 02 Mayıs 2012 -- Sağlık en büyük zenginlikmiş (3)
    Bugünlerde anladım ki en büyük zenginlik sağlıkmış... Neden derseniz şu bir kaç günden beri başıma gelen olaydan öyle etkilendim ki... İlk defa başıma geldiğinden herhalde [Allahım sana şükürler olsun...
  • 24 Aralık 2011 -- Baba biliyor muydu? (0)
    “Hayat devam ediyor” dizisi bildik konu ve ilişkilerle ile sürer iken bu hafta ilk defa zaplamadan izlediğim bölümde iki olay gözlerden kaçmadı. Birincisi, baba oğlunu kemeriyle uzun bir süre kırba...
  • 30 Mart 2010 -- Kıskançlık gafı (5)
    Herşey, Tuna Kiremitçi'nin köşesinde yazdığı, ''Jacqueline ve ben'' başlıklı yazısı ile başladı. ''Akşamları o çellosunu çalıyor, ben romanıma çalışıyorum. Kendisi, hayatımda gördüğüm en uyumlu hayat ...
  • 25 Temmuz 2010 -- S(aklımdasın) (0)
    Öyle bir yere sakladım ki seni ben bile hatırlamıyorum artık yerini. Aptallığıma ver bilirsin aşk beni hep aptallaştırmıştır. Aradan geçen onca zaman ve sen... Tenimden bir bir silinen izlerin ve b...
  • 10 Şubat 2012 -- Unutma (3)
    Bitti deyince biter mi sevgi, Acımaz mı yürekte son sözler? Bırakan mı güçlüdür hep ey sevgili Kalan, ardından etmez mi bir ah! Gözler ararsa son gidişi unutup, Bir damla yaş akmaz mı o büyü bo...
  • 12 Haziran 2010 -- Tanrın seni bekliyor koş ona… (6)
    paslı hücrelerindeki soru işaretlerini kazıdım, tüm sorular ve işaretleri elimde, her birini olmayacak duaların amin'iyle, hakkımı helal etmeden yorganımıza gömdüm. senden bana kalan şizofren ...