Bayramları çok seviyorum sevmesine de şu et olayı beni bitiriyor. Bizde kurban kesilir, dağıtılacak kısmı bir kenara ayrılır geriye kalan kısım ise kurulan kocaman yemek sofraları eşliğinde yapılan tatlı sohbetle ailecek yenilir. İşte ben bu noktada tıkanıyorum. Bildiğiniz vejeteryanım çünkü. Balık haricinde hiçbir eti yemiyorum. Çocukluğumda yaşadığım herhangi bir psikolojik sorun olduğunu düşünüyorsanız cevap veriyorum vallahi de billahi de yok ben eti sevmiyorum genel olarak. Damak tadıma aykırı geliyor :)

Herkes kurbanın kesilip bir kısmının kavurma, bir kısmının mangalda cızbız olmasını beklerken ben bir köşeye siner “ühühühü kestiler kuzuyu.” diye mızıklarım. Sonrasında ise herkes gibi bende yemek sofrasındaki yerimi alır, bön bön sofraya bakar “ne yiyeceğim ama ben” diye düşünürüm. O sırada nur yüzlü meleğim yardımıma yetişir. Büyükannem hemen “Elife sebze yemeği ile pilav yaptım aç kalmasın benim kızım” der. Ben en coşkulusundan “seviyorum bu süpersonic kadını ya” derim hemen yanına gider en kocamanından bir öpücük kondururum yanakcıklarına.

Dün havayı da güzel bulunca günübirlik yazlığa gitmeye karar verdik. Yanımıza bir kaç eşya alıp düştük yollara. Vardığımız gibi eve varışımız geç olmasın diye hemen salatalar yapıldı, mangal hazırlandı. Ve yine aynı tablo etrafımda “et yemelisin” deyip ağzıma zorla lokma tepmeye çalışan ailem ve bu duruma karşı son derece inatlaşıp yemiycem işte diye mızıklayan ben. Neyseki peynir ekmek varmış bende ucundan onu tırtıkladım. Ama o da nesi simsiyah, güzel mi güzel bir köpek bahçe duvarının ardından bize bakıyor. Meğer sitemizin bekçi köpeğiymiş. “Hadi köpeğe et verelim” dedim haylazca. Herkes bir ağızdan “kızım olmaz önce bir yemeğini ye sonra kalanları verirsin hep ister bak rahat vermez şimdi” diye. Ben durur muyum kaptım kocaman eti başladım köpeği beslemeye. Bahanemde hazır “bunlar zaten benim hakkımdı, hakkımı ona veriyorum” diye. Annemler şaşkın “sen ete dokunamazdın, köpek besleyeceğim diye ete dokunuyorsun seni numaracı seni az değilsin sen” diye.

Köpekciği doyurduktan sonra içim huzurla doldu. Mükafatamı hemen aldım zaten bahçe duvarından dolanıp yanıma geldi. Kuyruğu hızlı hızlı bir sağa bir sola sallanıyordu. Birbirimizi bol bol sevdik. Eve dönerken “hadi bakalım buralara iyi bak yaza görüşüz köpekcik” dedim o da arkamızdan gidiyoruz diye hüzünlü hüzünlü bakıp bize pati salladı. Herhalde dünkü yemeğin en güzel tarafı o güzel köpekcikti. Herkesin bir çıkarı olduğu dünyada bir köpeğin sonsuz ve karşılıksız sevgisini görmek tıpkı bir mucize gibiydi…

İlginizi çekebilir

  • 05 Aralık 2009 -- Nedir yolu? (4)
    Ne susmalar çalıştım, gece yarıları. Çok sayfalar buruşturdum geceler boyu. Ne kalemler kırdım, ne yeminler ettim bilseniz. Soyuma sopuma genetiğime bile az sövmedim koyu koyu. Gırtlağımda, sadece ...
  • 03 Ağustos 2011 -- Anlamlı… (0)
    Bir aile dostumuzdan duyduğum bir kaç tane anlamlı sözü sizlerle paylaşmak istedim. Arık atlamayan at Söz dinlemeyen evlat Birde kötü oldumu avrat Ölüyü nedecen gir ağla, çık ağla Giydiğin ya...
  • 01 Temmuz 2011 -- Hayatımdan Gönderemediğim (0)
    İlk gelişini büyük heyecanlarla karşıladığımız yüreği, hüzün yüklü bir gemiyle... Bilinmeyen açık denizlere uğurlarken. Aslında..! Onu deli gibi merak edeceğini bilirken. Deli gibi özleyecekken. ...
  • 11 Ekim 2010 -- İstifa her şeyi çözer mi? (2)
    Siyasetçiler veya üst düzey bürokratlar kamuoyunun önündedir. Doğal olarak da medyanın gözü üzerlerindedir. Eğer ki toplum tarafında tasvip edilmeyen bir davranışları veya duygusal bir ilişkileri orta...
  • 23 Ağustos 2010 -- Baygri nokta komu google’a 250 bin dolara satıyorum (4)
    Sizlere internet mecrasının iki zeki çocuğu Burak Göktürk ve Cenk Uygur hakkında birşeyler yazmak istiyorum. Burak Göktürk: Görsel arama ve yapay zeka alanında yeni teknoloji geliştiren ve bu aland...
  • 03 Ocak 2011 -- Sadece gülüşün (2)
    Düşler ihtimaldi hayaller olasılıksız gibi gelirdi düşününce, ucundan tutulacak tarafı yoktu hani beynimde kalacak diye korktum belki de. Hayat insanı zor dönemeçlerden geçirip bir kaç defa süzdükt...