Bayramları çok seviyorum sevmesine de şu et olayı beni bitiriyor. Bizde kurban kesilir, dağıtılacak kısmı bir kenara ayrılır geriye kalan kısım ise kurulan kocaman yemek sofraları eşliğinde yapılan tatlı sohbetle ailecek yenilir. İşte ben bu noktada tıkanıyorum. Bildiğiniz vejeteryanım çünkü. Balık haricinde hiçbir eti yemiyorum. Çocukluğumda yaşadığım herhangi bir psikolojik sorun olduğunu düşünüyorsanız cevap veriyorum vallahi de billahi de yok ben eti sevmiyorum genel olarak. Damak tadıma aykırı geliyor
Herkes kurbanın kesilip bir kısmının kavurma, bir kısmının mangalda cızbız olmasını beklerken ben bir köşeye siner “ühühühü kestiler kuzuyu.” diye mızıklarım. Sonrasında ise herkes gibi bende yemek sofrasındaki yerimi alır, bön bön sofraya bakar “ne yiyeceğim ama ben” diye düşünürüm. O sırada nur yüzlü meleğim yardımıma yetişir. Büyükannem hemen “Elife sebze yemeği ile pilav yaptım aç kalmasın benim kızım” der. Ben en coşkulusundan “seviyorum bu süpersonic kadını ya” derim hemen yanına gider en kocamanından bir öpücük kondururum yanakcıklarına.
Dün havayı da güzel bulunca günübirlik yazlığa gitmeye karar verdik. Yanımıza bir kaç eşya alıp düştük yollara. Vardığımız gibi eve varışımız geç olmasın diye hemen salatalar yapıldı, mangal hazırlandı. Ve yine aynı tablo etrafımda “et yemelisin” deyip ağzıma zorla lokma tepmeye çalışan ailem ve bu duruma karşı son derece inatlaşıp yemiycem işte diye mızıklayan ben. Neyseki peynir ekmek varmış bende ucundan onu tırtıkladım. Ama o da nesi simsiyah, güzel mi güzel bir köpek bahçe duvarının ardından bize bakıyor. Meğer sitemizin bekçi köpeğiymiş. “Hadi köpeğe et verelim” dedim haylazca. Herkes bir ağızdan “kızım olmaz önce bir yemeğini ye sonra kalanları verirsin hep ister bak rahat vermez şimdi” diye. Ben durur muyum kaptım kocaman eti başladım köpeği beslemeye. Bahanemde hazır “bunlar zaten benim hakkımdı, hakkımı ona veriyorum” diye. Annemler şaşkın “sen ete dokunamazdın, köpek besleyeceğim diye ete dokunuyorsun seni numaracı seni az değilsin sen” diye.
Köpekciği doyurduktan sonra içim huzurla doldu. Mükafatamı hemen aldım zaten bahçe duvarından dolanıp yanıma geldi. Kuyruğu hızlı hızlı bir sağa bir sola sallanıyordu. Birbirimizi bol bol sevdik. Eve dönerken “hadi bakalım buralara iyi bak yaza görüşüz köpekcik” dedim o da arkamızdan gidiyoruz diye hüzünlü hüzünlü bakıp bize pati salladı. Herhalde dünkü yemeğin en güzel tarafı o güzel köpekcikti. Herkesin bir çıkarı olduğu dünyada bir köpeğin sonsuz ve karşılıksız sevgisini görmek tıpkı bir mucize gibiydi…






Kasım 21st, 2010 on 04:04
Elif’cim
et yememen üzücü bir durum tabi, ama tercih meselesi. Bu tatlı köpecik adına çok sevindim. İyi bayramlar
Kasım 21st, 2010 on 18:59
Teşekkür ederim Burcu senin de geçmiş bayramın mübarek olsun
Kasım 20th, 2010 on 22:55
bu sevgi biraz karşılıklı olmuş, eti kapmış sonuçta
Ama bir daha unutmaz artık sizi.
Kasım 21st, 2010 on 01:28
Bende öyle ümit ediyorum yeniden gittiğimde eminim beni daha karşılıksız sevecektir