Kurban bayramı denilince aklıma en çok babamın bayramda kurban olarak kesmek üzere aldığı koyunumuz gelir. Bayramdan yaklaşık iki hafta önce babam eve getirdiğinde ne kadar sevinmiştik üç kardeş. Evimizin altında kömürlükte iki hafta boyunca bakmıştık ona.
İsmini de Zeynep koymuştuk. En büyük eğlencemiz boynuna ip bağlayıp sokaklarda gezdirmekti. Zeynep’in en büyük eğlencesi ise bulduğu naylon ve kağıtları iştahla yemesiydi. Ağzında evire çevire çiğniyor sonra yutuveriyordu. Geçen süre içinde ona iyice alışmış bağlanmıştık.
Uzatmayayım. Bayram gelip çatmıştı. Sabah neşeyle uyanmış, birkaç gün önceden alınmış bayramlık kıyafetlerimizi giymiştik üç kardeş. Önce ailemizle sonra yakında oturan akrabalarımızla bayramlaşmış, ufak tefek harçlık, mendil ve de bolca şekerleri ceplerimize doldurmuştuk.
Kurban bayramı olmasına rağmen aklımıza Zeynep’in bu amaçla alındığı hiç gelmemişti niyeyse. Ailemizin altıncı ferdi gibi olmuştu zaman içinde. Annemin sesiyle üçümüzde irkilmiştik. Çocuklar hadi bahçeye inin. Kurban keseceğiz. Biz koşa koşa bahçeye inmiştik. Tam bir travma yaşıyorduk…
Babam Zeynep’in gözlerini bir tülbentle kapatmış. Üç ayağını bağlamaya çalışıyordu. Babamıza şaşkınlık ve öfke içinde sormuştuk; “Baba ne yapıyorsun? Zeynep bizim kardeşimiz gibi, kaç haftadır gözümüz gibi bakıyoruz ona” diye. Babam kurban bayramı için aldığımızı ve artık kesilme vaktinin geldiğini söylüyordu kararlı bir ses tonuyla.
Bizim ağrışlarımız ve gözyaşlarımıza rağmen Zeynep kesildi. Alnımıza birer parmak kanı sürüldü. Bu yaşıma geldim her kurban bayramında aklıma gelir. Zeynep koyunumuzu üzülerek ve suçluluk içinde hatırlarım…
Bayrama sayılı günler kala aklıma geldi, paylaşayım dedim bu küçük anımı… Bu vesile ile herkesin bayramını kutlar, küçüklerin gözlerinden, büyüklerin ellerinden öperim. Akraba ve komşuların arasında ziyaretlerin yapılacağı şen sohetlerin neşemize neşe katacağı, çocuklara bol harçlıkların verileceği… ve de kesilen kurbanların ihtiyaç sahiplerine pay edileceği güzel bir bayram dilerim…






Kasım 20th, 2010 on 22:15
güzel bir anı yazısı olmuş elinize sağlık
Kasım 19th, 2010 on 16:51
Totemler hep kurban istedi… Hep toteme kurban verildi.. Bu çağdayız hala ne değişti!?
Bıçağı boynumda hissettim okurken..
Etkileyici..
Eline sağlık..
Kasım 15th, 2010 on 23:54
Kasım 23rd, 2010 on 23:34
hiç unutulur mu zeynebim:)
Kasım 14th, 2010 on 17:19
Güzel bir yazı okudum. Ah o bayram koyunları
İyi bayramlar şimdiden… Sevgilerim kalsın sayfanız da.
Kasım 23rd, 2010 on 23:36
burcu hanım sayfamda sevginizi buldum teşekkürler..
Kasım 14th, 2010 on 14:25
sibel hanım çok güzel yazmışssın bana çocukluğumu hatırlattın inan aynı duyguları bende yaşadım.. saatlerce agladıgımı bilirim.
insan yaşadıkca çocukken hissettiği duyguları şimdi hissedemiyor.alışıyoruz herhalde.yinede milyonlarca hayvanlar kurban ediliyor. üzücü bir durum keşke birçok kişi kurban yerine ihtiyacı olan insanlara maddi yardım yapabilse.
Kasım 23rd, 2010 on 23:37
size aynen katılıyorum.Günümüzde kesilen kurbanlar dağıtılmıyor bile.derin dondurucu alanı bilirim saklamak için:)
Kasım 14th, 2010 on 12:10
üzücü bir anı, hepimizin cocukluğunda yaşamış olduğu bir gerçek ama emir ve oluş sebebi böyle gereklilik ,önüne geçilmez..
hayırlı bir bayram diliyorum Sibel hanım..
Kasım 14th, 2010 on 11:48
Evet.Hem güzel hem kötü.
Güzel çünkü herkes paylaşım yaşamak için,ihtiyacı olanlara yardımda bulunabilmek için de olsa kurban keserek,et dağıtarak elinden geldiğini yapıyor diyeyim.Ama bence bunun başka yolları da var.Her ihtiyacı olanı bulamayız ama bulduklarımıza yardım eli uzatabiliriz.Elimizden geldiği kadarıyla birşeyler yapabiliriz,en azından gönlünü alabiliriz.Sevdiklerimiz içinse yanlarında olduğumuzu ve bu yüzden de mutlu olduğumuzu ifade edebiliriz bence.
Kötü olansa; bence bu anıda zeynep başka bir anıda ise başka bir isim.Kıymadan da cana biz bu işi halledebiliriz bence.
Neyse,güzel bir anı anlayana.Sevdiklerimize ve tanımadıklarımıza yardım etmeyi,gönüllerinde olduğumuzu göstermeyi ve onlarında gönlümüzde olduğunu göstermeyi artık anlatamalıyız,göstermeliyiz.
Herkese teşekkürler,özellikle size Sibel Hanım.
Bu vesileyle herkese iyi bayramlar.İyi paylaşımlar.
Kasım 14th, 2010 on 10:46
“Kurban Zeynep”i okudum. Önceleri insanlar kurban ediliyordu Tanrı’ya. İnsan kendince oluşturduğu bir düşünceyle Tanrı’nın kurban istediğini sanıyordu. En iyi kurban da bakireler ve küçük çocuklardı. Bakire temizliğin işaretişydi. Çocuk da günahsızdı. Öyle inanılıyordu.
Hz İbrahim’in Hz. İsmail’i kurban etmek istemesine yönelik hikayeyi herkes bilir. Tevratta da Kuran’da da vardır bu hikaye. İnsanın kendine en yakın varlığı Tanrı adına kesme düşüncesi beyinler biraz gelişince değişti elbette. Bu kez hayvan kurbanına dönüştü iş. Bazı dinler ise reddettiler hayvan kurbanını. Mesela Hz. İsa’nın kendi bedenini insanlık adına kurban verdiğine inandılar.
Zeynep Koyun değil de hala insanlar kurban edilseydi ne olacaktı? diye kendimce düşünüyorum.. Ancak günümüzde de kurban şeklinin değiştiğini, anlayışın değiştiğini biliyorum.
Zeynep kurbanın kurbanlığını anlayabilirsek kendi kurbanlığımızın da anlamını yakalayacağız.
Belki de paylaşma, dayanışma duygusu verdiği için bu tür bayramların kutlanması yerindedir.
Zeynep kurban, Sibel Hnnım’da bir iz bırakmış. Çocukluk yüreği ile isyan etmiş. İsyanını büyütmüş. Baba “zeynep koyunu” kurban ederek cennet peşinde. Buna inanıyor. Sibel hanımsa “Zeynep koyunu” özgürleştirerek var etme ve onunla yaşama arzusunda. İkisi de haklı.
peki haklı haksız kim bu can pazarında?
Keşke bir de “Zeynep koyun” konuşabilseydi, dile gelebilseydi, kafasını kullanarak kendisini yok edenlere karşı hareket edebilseydi..
Her gününüz bayram olsun, varsın deli desinler.
selamlarımla.
NOT. Sibel Şengül hanıma selamlar ayrıca bize de bu duyguları ve geçmiş hayatımızdan parçalar sunmasından dolayı…
Kasım 23rd, 2010 on 23:39
Zeynebin yerine kendimi çok koydum,hiç iyi şeyler söylemedi bana..Bu uzun ve açıklayıcı yoruma teşekkür ederim
Kasım 14th, 2010 on 09:25
Sibel hanım bence bayramlar her hangi bir canlının ölümü üzerine kurulmamalı, kurulmaması gerekir ancak din ne yazık ki bu konuyu tartışılmaz kılıyor.
Yaşadığınız o acıyı çok şükür ne ben yaşadım nede çocuklarıma yaşattım. Hikaye acı ama akıcı anlatımınız bu acıyı azda olsa hafifletiyor. Başarılarınızın devamını diliyorum.
Kasım 23rd, 2010 on 23:40
haklısınız isa bey teşekkürler okuduğunuz için
Kasım 14th, 2010 on 02:22
Zeynep için çok üzüldüm. Sanırım insan böyle durumlarda adağa çok fazla bağlanmamalı, alışmamalı. Tabi elde olan bir şey değil. İnanın okurken içim acıdı Sibel Hanım. Ben kurban bayramının ilk günü böyle şeyleri görmemek adına hiç dışarıya çıkmam. Aileme de elimden geldiğinde “ne işiniz var sizin kırmızı et ile bağışlayalım.” derim. Belki vejeteryan oluşumdan belki de hayvanları çok sevdiğim için inanılmaz derecede üzülüyorum.dinimizin gereği olduğu için bu konuda yapılabilecek çok bir şey yok. En fazla ihtiyaç sahiplerine bağışta bulunabiliriz. sevdiklerinizle birlikte geçireceğiniz güzel mi güzel bir bayram diliyorum.
Kasım 23rd, 2010 on 23:42
Elif hanım teşekkürler sizede .Ben şahsen karşıyım hayvanların kesilmesine .hayatın gerçekleri malesef