Yavaş, yavaş zehirleniyor hayat damarlarım Olric… Herkes yaşam sevdası içindeyken, ben bir an önce ölüp kurtulmak istiyorum. Ne var ki ölüm çare değil. Mümkünü ve dönüşü olmayan bir yolun başlangıcıdır Olric… ölüm sonsuz bir hayatın ilk soluğu son yolculuğudur Olric… Bundan sonra farkındalık yok…
Öyle bıktım ki sorma, geride bıraktığım her an daha da bir şeyler koparıyor benden. Tıpkı tepeden yuvarlanan bir avuç karın büyüyerek devasa kartopu olması gibi. Tam da sabır gösterdim derken. Akla hayale gelmeyecek şeylerle karşılaşıyorum. İnsan olmak bu kadar zor mu? Hadi insanlıktan da geçtim, yaşamak bu kadar meşakkatli mi? Yok yok, başından en başından şansın yaver gidecek. Bizde zora dayanma sabır, sebat, ne gezer .Yılgınım.
…
Biz dediysem ben anla
Ne hayal ettimse bağışla
…
Bana hediye ettiğin kalemin mürekkebini bitirmek için saçmaca ve uyduruken yazıyorum işte. Biten ne mürekkep oluyor ne de sayfalar. Her harfte ben, her virgülde ben, her noktada ben bitiyorum. Sen öyle hiçbir şey olmamış gibi kala kalıyorsun, masum bir kedi gibi poz vererek hayat objektifine. O kadar, o kadar, o kadar yazıyorum ki parmaklarımda ve avuçlarımda çıkması gereken yaralar beynimde çıkıyor….
Seni herkes anlarken bir ben çözemiyorum. Bana bilmem kaç denklemli soru gibisin. Yazdıkça döküyor, dökülüyorum. Aklımda körleşmiş sen çivilerini, kalemim kerpeten söktükçe söküyorum her yazışta seni. Biliyorum affetmeyeceksin. Gözümün yaşına da bakma, bakma belki toz kaçmıştır, ne bileyim hastalıktan san. Sakın acıma, acırsan ben biterim. Affetsen buralarda durmam, bu yarayla da fazla gün görmem. Kaldı ki yaşamıyorum zaten. Zaten sen güzelsin.
Yağmur dedim de aklıma çocukluğum geldi…
Israrla yağmur damlalarını tutmak ister, birini tutar gerisine hep geç kalırdım
Anladım ki büyümem-işim
Şimdi yüreğim en fazla bir bakışı tutabiliyor gerisi boşa gidiyor
Şimdi gözlerim en fazla bir damla göz yaşının tutabiliyor gerisi boşa hep akıyor
O zaman anlıyorum ki yağan yağmurdan değil, kendi gözümün yağmurunda ıslan-mışım
Beni anlamayanların tümünü geri dönüşüm kutusuna atmak istiyorum Olric
Geri kazanılabilinir mi bu YARI-ATIKLAR
Hangi tesis dönüştürebilir bu anormal atıkları
Hıııh ne dersin Olric bir ihtimal var mı
…
Tükenmez denen kalemler de tükendi tükenmişliğimi yazmaya çabalarken
Yinede umurunda değildim kimsenin gözü kapalı uçurumlarda yalpalarken
Düşmedim vazgeçmedim tutunmak için yüreğimdeki umutları çapalarken
Meğer geç kalmışım direnmek için anladım ruhum bedenimi parçalarken
…
Söylesene Olric etrafımızda onca mezar varken… Ve her güz mezarda çiçek açıp çimenler yeşeriyorsa ve o mezar karıncalara barınak solucanlara erzak deposu oluyorsa ve yer yüzü toprak meftayı kırk birinci günde yağmur sularıyla yıkayıp pak ediyorsa ölümden niçin korkulur… biz bildiğimiz şeyden değil bilmediğimizden korkarız.. Olric.
Üstleri yırtık yüzleri umutsuz üşüyen elleriyle madeni para sayan tartıcı çocuklar bile tartamaz için ağırlığını… o kadar ağırım ki yüzümün çizgilerini bile taşımaya mecalim takatim kuvettim halim durum yok yok yok yok işte…
Korkularıma yenik düştüm… kaçacak hiç bir yer kalmadı… duvara dayandı yüzüm… yenildim ve şimdi çöküyorum… verecek bir soluğum kaldı…
Azaldım azaldım az-aldım
İşin en can alıcı yani bana hiç kimsenin yardım edemeyeceğidir
İsteseler bile!
Çare yok
Umut yok
Huzur yok
Yok yok yok…
Yaşayan bir insan taklitçisiyim
Senden sonra
Sonrası hiç olmadı ömrümün
Yalancı şahitler kiraladım yaşadığıma dair
Sırf
- Bakın bende sevebiliyorum diye
Aşkın ihalesine fesat karıştırdım
Aracılar bulup buluşturdum
Şimdi insanlık suçuyla yargılanıyorum
Hiç boşuna uğraşmayın
Korkmuyorum
Belki böyle suskun kalışımdır
Ve sorunları olduğu gibi yığınlar halinde bırakmamdır beni ben yapan
Yahut çözümsüzlüktür
Biri beni çözmeye uğraşmasın
Çünkü uğraştıkça dahada düğümleniyor çözümlenemiyorum
Kimsenin gidecek hiç kimsesi yok
Tıpkı benim gibi olric
- Ben varım ya efendimiz
Sana yük olurum olric
Yok olurum
Bak ölürüm olric ölürüm
- Allah geçinden versin efendimiz
Geç olric geç
Yağmurdan kaçmak için artık çok geç
Hiç kimse farkında olmadan gideceğim
Hiç kimse bilmeden
Ki size ettiğim sözlerin bu dilden çıktığına inanmadı
Sözlerimi ağzınızda gevelediniz
Ama yüzümü görmeye gelince çark ettiniz
Öyle bir gideceğim ki zaman her atışımda düğümlenecek
Ne sabah erkenden
Ne de gece karanlığında
Gün ortasında gideceğim
Öyle bir gideceğim ki
Gittiğim kimsenin aklına bile gelmeyecek
Öyle bir gideceğim ki
Böyle ser sefil bir sonu hak etmiyorum istemiyorum olric
- Üstünüz çıkarın efendimiz aklınızdakileri de
Batacağız olric gün batmadan batacağız
- Fazlalıksam beni de (ğ) atınız efendimiz
Sus olric sus zira sesin senden ağır






Kasım 15th, 2010 on 18:58
Hoş bulduk EBRU hanım…
Kasım 15th, 2010 on 17:00
Hoş geldiniz Semih Bey..Çok güzel bir yazı yüreğinize kaleminize sağlık.
Kasım 15th, 2010 on 01:28
Hoş bulduk Elif hanım…
Kasım 15th, 2010 on 01:25
Hoş geldiniz Semih Bey
Kasım 15th, 2010 on 00:59
Hoş bulduk CENGİZ Bey aranızda bulunmaktan dolayı çok bahtiyarım.
Kasım 15th, 2010 on 00:55
Yeryüzünün en ezber bozan bloguna hoş geldin Semih.