O uyurken yanağına küçük bir öpücük kondurup, parmak uçlarında onun yatağının karşısındaki koltuğa doğru yürüdü kadın. Yavaşça kırmızı renk koltuğa sırtını yasladı, bacaklarını kendine doğru çekti ve ellerini birbiri ile kenetledi. Çenesini diz kapaklarının üzerine yerleştirdikten sonra uzun uzun sevdiği adamı seyretti. Hiç kımıldamadan huzur içinde uyuyordu adam. Gülümsüyordu uykusunda. “Artık ne görüyorsan rüyanda eşşek seni” diye geçirdi kadın içinden.
Sonra kadın koltuktan kalkıp sevdiği adamın başucuna doğru geldi. Elleriyle nazikçe adamın eskisi gibi olmayan hafif seyrelmiş saçlarını, yılların karşısında yorgun düşmüş göz kapaklarını ve ne kadar traş olursa olsun inatla aynı gün çıkan sakallarını sevdi… Küçük bir öpücük daha kondurdu adamın yanağına. Gülümsedi adam… Gözlerini hafifçe aralayıp, zar zor kaldırdığı koluyla sevdiği kadının ipek gibi olan saçlarını okşadı sonrada “ne yapıyorsun orada hayatım neden yanımda değilsin?” diye sordu. “Seni seyrediyorum hayatım” dedi kadın. “Ama bir şey söyleyeyim mi, ben hem seni özledim, hem de çok üşüdüm. Beni seyretmeye biraz ara verip yanıma gelebilir misin acaba?” dedi haylazca. İkisi de gülümseyip birbirlerine küçük bir aşk öpücüğü verdikten sonra sarılıp huzurla uykuya daldılar.
Sabah olduğunda kadın gözlerini açar açmaz sevdiği adamın o masmavi gözlerini gördü karşısında. Bu kez sevdiği adam onu seyrediyordu kadının huzurla uyuduğu güzel uykuda. “Günaydın eşim” dedi adam küçük bir öpücük eşliğinde, kadın ise gözleri dolu dolu “Ne güzel sen en son beni görüp uyuyorsun ben seni seyrediyorum uzun uzun geceleri uykunda, ben ise ilk seni görüyorum uyandığım gibi karşımda, günaydın sevgililerin en eşsizi, günaydın eşim…” dedi.
Onu sevince sanki beni yaratan benim hayatıma katıldı.
Onu sevince her şey iyi, güzel ve yolundaydı…”Nazan Bekiroğlu”






Son yorumlar