Her şeye rağmen sözünü dinletememiş bir çocuk edasıyla susuyorum
Dilimi damağıma bağlayıp, dudaklarıma kilit vurdum ve susuyorum
Ne söylenileni idrak ediyor
Ne de söyleyene iştirak ediyorum
Tepkisizim
Duruşum sakinlikten de öte sanki hiçlik
Önümde topallayan milyar insan
Takipsizim
Ardımda sadece yorgun bir karınca
Takaatsizim
Önce özendirilip sonra mahrum edilendim
Her savaşta yenilendim
Ve ben hep ezilendim
Suskunluğumu ezilenlerden etkilendim
Dükkanından ayrı bir saatçi gibi zamandan eksilendim
Kaybetme bağımlısı olduğum doğru
Bir an yitirmeden duramıyorum
Gözlerim koyu bir gecede mum alevi içiyor
Küflü bir yalnızlık tüketiyorum
Kanımda hüzün karamsarlık ve karanlık
Düşümde aitsizlik var
Vücudum mor kanıyor
Tenim sarımsı
Kafamda uğultular, uğultular ki
İsyan eden bir kavmin tufanda yükselen çığlıkları gibi
İçimi kemirdikçe azalıyorum
Bitmesin diye soluğumu az alıyorum
Etrafımda hiç kimse yok
Issız bir adaya parmak ısırtır yalnızlığım
Bu yüzden çevre kirliliğine yol açmıyorum
Hayatın ortasında bir yerde
Kendim kadar yalnız
Kendim kadar kalabalığım
Hey!
Burdayım! burda!
Beni duyan var mı?
Duyuyorsanız
Hiç kere susun
Ben anlarım
Sessizilk benim ana dilimdir
Keşke çizgi filimlerin renkli dün-yasında kalsaydı çocukluğum
Büyüdükçe boynumdaki tasma sıkıyor
Ki tasma tutunamayanların nişanıdır olric
Daha soluklanmadan, doğarken nişanladılar bizi
Hayat iğneli bir fıçıdan ibaret
Büyüdükçe iğneler batıyor derine derine
Ve acı belli edildikçe daha da çirkinleşiyor
Göbek bağımı arıyorum timsah gırtlaklarında
Korkudan kaçarken yitirmeye tutuldum
Son zamanlarda çok can verdim
Var olamayacak kadar zayıf düştüm
Kundağımı hazırla anne!
Sonsuza kadar uyumak istiyorum
İstiyorum ki yalnızca ölüm bozsun uykuda yalnızlığımı…
…
Sizlerle paylamak istediğim bir husus daha var değerli dostlar, kısa bir süre önce bilgisayar sistemimin çökmesi yüzünden ( fazla yüklendim galiba, yazılarımın ağırlığına dayanamadı ondan olsa gerek ) şiirlerimi, denemelerimi, çeşitli yazılarımı ve projelerimi kaybettim…
Belkide en önemlisi geçmişimi yitirdim, anladım ki bilgisayar ekranında tutulmaz günlükler, anladım ki kalemin yerini klavye tuşları almazmış. Ama her şer de bir hayır var diyerek sineye çektim olaları. O kadar çok oldu ki, kalemle kağıdın o büyülü raksını seyretmeyeli. Ama şimdi hiçbir şey beni yazmakatan alı koyamaz. Okula yeni başlayan çocuklar gibi onlarca defter onlar kalem onlarca silgi aldım. Kalemi traşlarken, yıllar önce soğuk bir kış gününde sınıfımızda yanan sobanın verdiği buğuyula tekrar karşılaştım.
Çocuk olmak, çocuk kalmak, tasasız, kaygısız … Bazen düşünüyorumda çocukluğumuza olan özlemimiz masumiyetsizliğimizden kaynaklanıyor acaba… Mazimde talı bir yaşayış olan o günleri özlemle ve kırık bir gülüşle anıyorum…






Kasım 16th, 2010 on 01:14
teşekkürler , sağ olun…( bu arada 6 saat sonra resmileşecek KURBAN BAYRAMINIZI da kutluyorum )
Kasım 16th, 2010 on 01:24
kurban bayramı beni pek açmasa da teşekkür ediyorum. bayramın en güzel yanı kurban kesilmesinden çok sevdiklerimi yanımda bulabilmek. size de iyi bayramlar diliyorum
Kasım 16th, 2010 on 01:07
İçi dışı bir olan bir yazı olmuş. Yüreğinize sağlık