Senin kokunu duymamamiçin tüm şehri,birilerinin arap sabunu ile yıkaması gerekir… Ben sana hala çok aşığım, bu da benim işte…
Kul kadar kusurlu, kum kadar kuru-kül kadar korlu, kuzey kadar kutup, kuyu kadar kurak, kurşunkalem kadar ucuz, kukla kadar kulplu, kumaş kadar kulaç kulaç-kumbara kadar kurnaz severim seni… Sen istemesen de severim, pişman olsam da severim-kızsamda severim, değersin herşeye…
Sadece seni kokladığım geceyi unutmuyorum, ertesi gün işe giderken dolaştığım yolları unutmuyorum… Bugün hala sana saygımı kokluyorum parmaklarımda… Uçlarında hala yanılmalarımın kıvamı var-çocukluğumun tüm kokuları, korkularımın yanılmalarımın-kandırılmışlıklarımın pişmanlıklarımın tüm kokuları sende vardı… Bir parmağımın ucuna sinecek kadar yoğun benim sende bir toplamım vardı…
Kuşkunun kokusunu anlatmıştım sana laf arasında, daha gitmemiştin, ben daha gideceğini bilmiyordum bile… Orada takılıyorum… ben seni sadece seni anlatıyorum diğerleri neredeyse hazır… sirke, tarçın, karanfil, kimyon hepsi hazır: ama senin gibi olmuyor işte… ben yapamam ben bırakın gideyim diyorum ben hala çok aşığım diyorum kimse duymuyor… “sadece limon” bir tek limon kuşku kokar… odamda bir kara tahta var yazmaya başladım, sadece sözçükler yazdım en sonunda kokunun adını yazdım. Artık bir adı da var… aslında aşkın kokusunun adıydı… elma şekeri kadar mutluyum artık… rakı kadar heyecanlı, dönüp seni bulmam gereki, içtim olmadı-duruldum olmadı… Aklımda kokun var yanımdaymışsın gibi istediğim zaman duyabiliyorum… Koku koku geziyorum ama hep senin kokun…
Hem kokluyorum hem aklımdasın, sanki hep senmişsin gibi… Bir fırın buldum, havalandırmasının altında durdum, seni kokladım… bir kumaş mağazası buldum kokluyorum apre kokluyorum bir türlü kurtulamadım kokundan…
Yere eğildim yüzümü toprağa sürdüm… Çürük vişne ve dünya birlikte kokmuştu burnuma… Vişne ağacının altında bir ortanca vardı-yarın yeşili bir rengi vardı… Bana senin adını fiısldadı… Ben o gün bugün seni aradım, kokunu buldum artık… karşıdan gelen mor trenlere koşardın sen, elvedalardan hoşgelldin yapardın sen… odaları yakar yeniden kurardın sen…
Hoş asıl dert nedir bilmiyorsun sen… sen hiç dert kokladın mı? tentürdiyot kokar, hastane kokar… hafif bir koku değildir. Hain bir kokudur… Hak etmezsin: ama sana hakaret eden bir kokudur pis bir halı gibidir… hapşırtır, hançer kadar acıtır… haramdır, ama senin başına gelmiştir… hardal gibi sirkelidir…harcı hamuru hüzündür… hiçten hile, hepten hediye yapar… hırçındır… dert hastane kokar. Hasat kokmaz-haset kokar… tanıma da sen bu kokuyu… O koku uğramasın sana…






Son yorumlar