Gerçek aşkı sorgulayasım var bu aralar. Arada bir kendimi yokluyorum bu aşk konusunda. Şu aşk acısı dedikleri şey nasıl da fena…
İnsanın kabuk bağlamış yaralarını kopartıp kanatması gibi adeta. Etrafıma bakıyorum hayatımda olmak isteyenler sabırla bir tarafta, hayatımdan gidenler ise çoktan veda etmişler bile bana. Hani herkes kendi yolunda denir ya işte aynen öyle herkes kendi yolunda ilerliyor bu hayatta ama emin ama emin olamadıkları irili ufaklı adımlarla…
Bugün bir arkadaşımla görüştük. Kıvranır hallerde “Sana bir şey söyleyeceğim hatta göstereceğim ama uygun olur mu bilemiyorum” dedi bana. Ben tabi iyice bir merak içerisinde “söyle de kurtul” dedim. Bilgisayarından kayıtlı bir fotoğraf açtı sonra da “Eski erkek arkadaşına da damatlık pek yakışmış şekerim” demez mi. Nasıl yani dedim şaşkın şaşkın fotoğrafa baktım bir süre. “Sen görmedin tabi değil mi. Ayy laf aramızda valla kızda bir şeye benzese bari baksana ayol pek kart durmuş damat beyciğimizin yanında hahayt.” diye güldü. Sonra durdu bana baktı uzun uzun. Herhangi bir tepki vermemi bekledi. Ne bileyim belki üzülmemi, belki onun daha önce bana ettiği evlenme teklifine hayır dediğim için pişman olmamı, belki aman iyi olmuş kurtuldum dememi, belki de kız için yaptığı yorumlara arka çıkmamı bekledi bünyesi. Aradan kaç sene geçmiş ne denilebilinirdi ki!
Baktı benden istediği yönde bir tepki yok, sonrasında kolumu dürtüp “Huu kime gösteriyorum ben bu fotoğrafı. E bir şey desen diyorum hani” dedi. Diyecek söz yoktu. Çünkü ben o an kendime şaşırmakla meşguldüm. İnsanın içinde bir şey bitince, bitiyormuş ben bunu çok iyi anladım. Eskiden olsa yani böyle bir fotoğrafı her şey tazeyken görsem etimden et kopuyor sanırdım. Ama şimdi öyle mi hissettiklerim. Yarın öbür gün çocukları olduğunda yine fotoğrafını gösterse arkadaşım “aman yavrum maşallah pek şekermiş.Allah analı babalı büyütsün” diyebilecek kadar ona karşı hissizim.
Peki ben niye böyleyim? Neydi kanayan yaralarıma iyi gelen şey? Zaman mı? Yok, zaman olduğunu hiç sanmıyorum. Zaman aciz insanların laf kalabalıklığından başka bir şey değildir çoğu zaman benim için. Benim için insanlar zamanla değil, yaptıklarıyla unutulurlar. Kinci değilim ama zararını gördüğüm bir insanı hayatıma yeniden sokmama konusunda en azından gayretliyim.
İşte bu kadar basitti aslında olay. Geriye dönüp baktığımızda sevdiğimiz adam ya da kadının yerini başkaları alıyor kolayca. Kimisi hakettiğini yaşıyor kimisi layığını bulmak için bekliyor. Geçmiş ise hayatımızdaki kişiyi bulduğumuzda sanki sıfırlanıyor. Eski sevgililer “aman ben bu adam için ya da bu kadın için mi bu kadar üzüldüm” diye hayıflanmaktan öteye geçmiyor.
Diyeceğim şu ki insanlar yaptıklarıyla kendilerini var ettikleri gibi, yok etmeyi de çok iyi biliyorlar… Hayatta ya güzel hatırlanabilinecek iyi izler bırakıyorlar, ya da iyi izler bırakabilecek meziyetlere sahip olmayıp kendi kendilerine yok oluyorlar…
Bırakacağınız izlerin iyi olması dileğiyle…






Son yorumlar