Kendisine bile söylemeye cesaret edemezken onun karşısına geçip nasıl derdi “Seni hala seviyorum. Ne yaptıysam seni bir türlü unutamadım…” diye. Hem aylar olmuştu onu görmeyeli. “Aradan geçen sürede kim bilir benim hayatımda olduğu gibi onun hayatında da neler değişti. Nasıl gözüküyordu acaba şu anda. Acaba hala aynı mıydı gülüşü, bakışı, konuşmaları ve tavrı? Ama bunu anlayamam, çünkü biliyorum ki o sadece benim yanımda bir başka olurdu. Bir başka değerdi güzel çehresinin yansıması bana. Bir başka severdik biz birbirimizi” diye hüzünlü bir şekilde geçmişi düşünüp iç geçirdi.
Kendisinin bile tanımlayamadığı, tamamen bünyesinin doğallığından kaynaklanan hafifçe bir kıskançlık belirdi içinde. O an ilk aklının ucundan geçen soru “Kaç ay geçti aradan acaba birisi oldu mu benden sonra onun hayatında?” sorusuydu. Sonra biraz daha düşündü kendi kendine iyice kuruntu yapıp, sevdiği kişiye bu soruyu sormaya bile gerek duymadan kafasında cevabı netleştirdi. “kesin olmuştur birisi. Benimleyken bile peşinde hep birileri vardı zaten” diye.
O artık hem pişman, hem de her zamankinden daha meraklı, daha kuruntulu ve bir o kadar da kıskançtı… Bir yanı sevdiğini merak eden tuhaf haller içerisinde can çekişiyor, diğer yanı sürekli olarak “sana ne artık ondan sana ne!” diye hissettiği aşk ile savaşıp sevdiğine olan hislerini bastırmaya çalışıyordu. Ne istediğini bilmesinin yanı sıra, ne yapması gerektiği konusunda en ufak bir fikri bile yoktu. Ve ne yazık ki haber alabileceği birisi de yoktu. Çünkü giderken bütün gemileri yakmıştı. Şimdi yüzü yoktu kırdığı o insanları arayıp ilk önce hal hatır sorup sonra sevdiği kişiyle ilgili merak ettiklerini sormaya.
Ağır geliyordu bunları yapmak ona. Fazla gururluydu. Ve gurur denilen zavallılık hali onun için her şeyden daha önemliydi. Yeri geldiğinde sevdiği kişiden bile… İçi acıyordu gün geçtikçe. O da en az adı gibi biliyordu hissttiklerini; hatalıydı, pişmandı, seviyordu, geri istiyordu, çırpınmaya çalıştıkça yanlış denizlerde daha beter batıyordu…
Şimdi aklından ve kalbinden geçen iki seçenek vardı. İyi düşünüp taşınıp ona göre tartmalıydı.
Birinci seçenek; “Bu kadar zaman ardıma bakmadım. Arada aklıma, oradansa kalbime düştü sevdiğimin özü, sözü, yüzü biraz içimi sızlattı ama bugüne kadar hep dayandım. Yeri geldi kendimi kandırdım. Yeri geldi onsuz derin uykulara daldım. Sonucunda onun yokluğunu hissetsem de arada sırada, ben onsuz da yaşamayı başardım. Ben onsuz yaşamaya sanırım alıştım” diyebilmek
İkinci seçenek; “Aradan çok zaman geçti. Belki bu zaman benden ve ondan çok şeyi alıp sildi. Ama biliyorum ki biz hiç telafisi mümkün olmayan hatalar yapmadık onunla. Biz hep birbirimizi anladık. Biz hep birbirimizi tamamladık. Şimdi bundandır yarım kalmış hissedişi benliğimin… Eskisi gibi ben bir adım atayım o bana koşsun. Ben onu sarıp sarmalayayım, o beni doya doya koklasın… ” diyebilmek
Uzun zaman bu seçenekler arasında gitti geldi. Aslında hiçbir seçeneği seçmemesi bile bu aşk için bir seçenekti ;Ortada bir aşk vardı ve bu aşkı içlerinde yaşatan hallerinden yarı memnun sayılabilecek iki kişi…






Aralık 13th, 2010 on 13:22
Aşk acı verir ama insanı öldürmez.. Ama en güzel şeydir aşkı yaşamak ve onu hiç unutmamak.. Hoşçakalın..
Aralık 13th, 2010 on 23:36
içimizden geldiği gibi aşkı tadında yaşamak…
teşekkür ediyorum güzel yorumunuz için