Üzülerek belirtiyorum ki aşk çoğu zaman iki kişilik yaşanmıyor. Daha doğrusu yaşanamıyor. İnsanlar iki kişi konuşurken üçüncüye ne yemek düştüğünü bir türlü öğrenemiyor. Akıllarına estiğince iki kişinin yaşadığı bir ilişkiye musallat olma hakkını kendilerinde bulup, sürekli fikir yürüterek bu çiftin yaşamaya çalıştıkları aşka saygı duymayıp ne tat bırakıyorlar onların ağızlarında ne de tuz…
Etrafımda bunun örneğini fazlasıyla görebiliyorum aslında. Her ailenin çocuğu değerli ona hiçbir lafım yok. Ama ipin ucu kaçınca benimde ayarım kaçıyor. Erkek tarafı kendini sadrazamın sol bilmem nesi, kız tarafı ise sağ bilmem nesi zannediyor… Olan kime mi oluyor? Tabi ki birbirlerine çok aşık zavallı çifte.
Düşünsenize aylardır birliktesiniz birisiyle. Çok iyi anlaşıyorsunuz. “Uzatmayalım daha fazla birbirimizden ayrı kalmayalım” deyip evlenmeye karar verdiniz. Aileleriniz tanıştı. Erkek tarafı ailelerine katılacak hanım kızı pek beğendi. Kız tarafı da damat adaylarını adam gibi adam diye niteledi. Geldiler, gittiler, görüştüler. Baldan tatlı sohbetler ettiler hep birlikte.
Sonra ne olduysa kız tarafı hafiften bir paranoyaklaştı “Çocuk zengin parası pulu yerinde,evi de var, arabası da ama ya yarın öbür gün işi bozulursa. ay versek mi acaba yoksa daha iyileri çıkar mı kızımızın karşısına” diye düşündü. Anne ve baba kızlarının ne düşündüğünü, ne hissettiğini sormadı bile… Erkek tarafı ise “ha siz bize böyle mi yapıyorsunuz. bizim oğlumuza başka kız mı yok hahayyt” dedi çekti gitti. Geriye ise gözyaşlı kaçak güreşen iki aşık kaldı.
Şimdi söyleyin bana bu durumda kim kazandı? Onu bunu geçtim “bizim oğlumuza kız mı yok ya da bizim kızımıza adam mı yok” gibi kinayeli aptalca bir soru da duymadım ben ömrü hayatımda. Bu kinayeli soruya cevap vermek istiyorum “yok tabi daha iyisi yok! Bu kadar kalp acısından sonra, bu çiftin zor da olsa kalplerinde yaşatmaya çalıştıkları bir aşk varken nasıl hayatlarına daha iyisini sokabilirler?” sorarım size.
En tuhafı da ne biliyor musunuz bunları yapanların aklı başında, belirli bir olgunluğa ulaşmış koca koca insanlar olması. Bırakın kendi haline evlenecek olan çifti. Onlar size danışmak istedikleri konuları zaten danışırlar, sizin hayat tecrübelerinizden zaten faydalanırlar. Sizin bu çiftin aralarında bir dünya kurup, mutlu olmaya çalışmalarını sanki dünyadaki en büyük sorunla karşı karşıya kalmışlar gibi hissettirmeye ne hakkınız var ki!
Ondan sonra muhtelif gün ortamlarında “kaynanam beni sevmiyor, kayınpederim beni istemiyor, annem kocamı beğenmiyor, kocam da bana bayılmıyor zaten” geyiğini yapıp duruyorsunuz. Neden mi çünkü zamanında bunları yaşamışsınız ders almamış şimdi de başkalarına aynısını yaşatmaktan tuhaf bir zevk duyuyorsunuz. Ah bir bıraksanız insanları kendi hallerine o zaman her şey ne kadar da kolaylaşır. Sanırım insan bazen büyüklerinin kulağını çekmek değil belki ama şöyle eline büyük bir megafon alıp içinden geldiğince haykırmak istiyor bütün içtenliğiyle!






Aralık 14th, 2010 on 13:29
Bize has dünürler arası ilişkiler. Elinize sağlık Elif hanım güzel anlatmışsınız.
Aralık 14th, 2010 on 17:13
ah şu ilişkileri dünürlerden ziyade gençler yaşayabilse