Eskiden kendisini tehlikede hisseden insanlar, başına bir şey geldiğinde bildikleri gizli sırları yakınlarına söylemek için güvendikleri kişilere kapalı zarflar bırakırlardı, “başıma bir iş gelirse açarsınız” diye.

Sonra devir biraz değişti, bankalardaki kapalı özel kasalarda saklandı bilgiler, ölümden sonra avukatların eşliğinde açılır oldu. Geçen hafta Wikileaks’ın kurucusu J.Assange’ın bir açıklamasını okudum; “başına bir şey geldiğin de” yayınlanması için çok gizli bilgileri içeren dosyanın bulunduğu bir internet linki yayınlamış, bir nevi hayat sigortası olarak gördüğü dosyanın boyutu 2 gb, şifre uzunluğu 256 karakter.

Devir teknoloji devri, kapalı zarflar, kilitli kasalar tarihe karıştı, artık hayatımız linklerden ibaret. Kimlik, adres bilgilerimiz, banka hesaplarımız, özel resimlerimiz, maillerimiz, sosyal güvenlik bilgilerimiz, bütün sırlarımız, hepsine ‘tıklayarak’ ulaşabiliyoruz.

Hatta doktorlar internetten hastalarının tansiyonunu, kalp atışlarının durumunu bile izleyebiliyor. Birinin kalp atışlarını bile internetten dinleyebilirsiniz, dahası var mı..?

3. dünya savaşı bir hackerın bir ülkenin gizli belgelerinin veya nükleer silahlarının şifresini kırmasıyla çıkacak. Tabi ondan önce biri matrix’teki gibi fişimizi çekmezse… (şaka değil, bir ara evdeki ucu prize sokulabilen her türlü elektronik cihazı üşenmeyip saymıştım, 29 çıkmıştı. O günler yakın.)

Başlıktaki linki görmek için konuya yorum yazın :)

İlginizi çekebilir

  • 30 Aralık 2010 -- Baygri.com’un hosting sponsoru: Turhost.com (2)
    Baygri.com dostları; Türkiye’nin en önde gelen hosting firmalarından Turhost’la yaptığımız görüşmeler doğrultusunda ortak payda da buluştuk. Olaya sadece blog-hosting sağlayıcı ilişkisinden ziyade ...
  • 21 Kasım 2009 -- Beni utandıran cinle başım dertte (13)
    Ne zaman iyi niyetle, başkası için kendimden öte bir şey geçse içimden. Alaaddin'in cini koşuyor sanki peşimden.   Bir başkası için, yürekten dilediğim ne varsa, her ne olursa olsun ama, kendimde bu...
  • 15 Aralık 2010 -- Git (6)
    Gökyüzündeki o gri siyah bulutların bir araya gelişinin, o günün akşamına doğru kendileriyle beraber seni de alıp gideceğini hesap edememişim. Götürdüler; günü de, seni de! Bir koca şehir beyazlar ...
  • 24 Haziran 2010 -- Kuaförde muhabbet edebilmek bir sanattır (0)
    Geçen haftaydı kuaföre gittim. Föndü, manikürdü derken öğlen saatlerinde teşrif etmiş olduğum kuaförden akşam saatlerinde çıktım. Başım çatlamak üzereydi. Bir sürü kadının olduğu yerde ne olur bilin b...
  • 05 Ağustos 2009 -- Heybeli’de bir Pazar günü ve yansımaları (0)
    Bir tarafta Kürtçe ve Türkçe şarkılarla halay çeken gençler, diğer bir tarafta kemençe ile horon oynayanlar, başka bir köşede ise gitarlarıyla şarkı söyleyenler. Bir pazar günü Heybeli Ada rengârenk b...
  • 26 Ekim 2011 -- Özlemek hatırlamaya kıyamamaktır (0)
    Yazımın başlığının neden ‘Özlemek hatırlamaya kıyamamaktır’ olduğunu açıklayarak başlamak istiyorum. Özlem kavramını çokça düşünüp üzerine yorumlar yapmaya çalıştım. Ve özlemenin aslında sanıldığından...