“Hayat futbola fena halde benzer. Futbol şahsi beceri gerektirir ama aslında topuğa oynanan, yani insanların bir takım halinde oynadıkları bir oyundur. Hayat da öyle değil mi? İstediğin kadar yetenekli ol, iyi bir takımın yoksa kaybedersin. Evet… Kaybedersin.”

Yeni Sinemacılar’ın üçüncü uzun metrajlı filmi olan Dar Alanda Kısa Paslaşmalar, usta oyuncu Savaş Dinçel’in bu cümleleriyle başlıyor. Kimi kafasını masaya koymuş, kimi omzunun üzerinde zar zor tutan Esnafsporlu oyuncuların karşılıklı oturdukları uzun rakı masasında; sigarasını yakıp, söyle bir etrafını süzdükten sonra bu kısa konuşmasını yapan Hacı lakaplı Dinçer, takımın çalıştırıcısıdır. Bursa’nın kenar mahallelerinden birinde, 1982 tarihinde geçen bu film aslında Hacı’nın söylediğinden de çıkartılacağı gibi, bir futbol filmi olmanın çok ötesindedir.

Peki nedir? Hayatla futbol nasıl bir yakınlık sergiler, nerde kesişirler?

1971 yılında, Bursa’nın Mesken semtinde bir kıraathanede, bir futbol takımı kurma kararı alınır. Kâğıt üstündeki Ertuğrulgazi Gençlik ve Spor Kulübü olan bu takımın taraftarlarının gönlündeki adıysa Dinamo Mesken’dir.  Neden takıma seyircisi tarafından bir ön ad koyulmuş diye soracak olursanız, yanıtını şöyle verebiliriz: O yılların fırtına gibi esen, önüne geleni deviren SSCB takımı Dinamo Kiev, Bursaspor’la yaptığı maçtan sonra bu takıma hayranlığı bir kez daha artan Mesken’in solcu gençleri, takımlarını bu adla çağıramaya başlarlar.

Türkiye’nin tüm umut dallarını kırdığı gibi, ’80 darbesi Dinamo Mesken’in de sonunu getiriyor. 1981 yılında kapatılan takının tüm oyuncuları gözaltına alındığı gibi, kendilerine önad olarak aldıkları Dinamo yakıştırmasından yola çıkılarak oyunculara örgüt yakıştırması yapılıyor: “Hangi örgüttensin, silahları nereden temin ediyorsun?” Takımın Tunç Hoca’sı bugün o sorulara bir cevabı var: “Bize saldıran insanlardan daha milliyetçi insanları yetiştirdik biz. Erkan can gibi birini çıkardık. Gözlerim yaşarıyor şimdi, o kulübü kapatmak devlete hiç yakışmazdı.”

O zamanlar 22 yaşında olan ve Sarı lakabıyla çağrılan Erkan Can takımın maskotluğunu yapıyor, amigoluğunu. Taraftarı hep bir ağızdan bağırtıyor: “Dinamo’nun gençleri, bir elinde şişe, saatlerce neşe! Dinamo’nun gençleri birçok menekşe!”

O Erkan Can, yıllar sonra, Dara Alanda Kısa Paslaşmalar filminde Kaleci Suat’ı canlandırıyor. Yine 12 Eylül karanlığının henüz taze olduğu bir dönemi anlatan bu filmin, Dinamo Mesken’in hikâyesiyle olan benzerliği, sadece Bursa’da geçiyor olması ya da darbe döneminde izler taşıması değildir. Dayanışmanın, çocuk-kadın-ihtiyar, herkesin aynı umudun peşinden koşup, ona inanmasının, yeteneği inancından ve aşkından daha büyük olan insanların birbirine kenetlenişini anlatması bakımından da benzerdir.

12 Eylül birçok canı yaşamdan koparmakla kalmadığı gibi insanın en güzel yönü olan dayanışma ve birlikte hareket edebilme ruhunu ve inancını da koparıp aldı.

Yeni Sinemacı’ların ilk filmi olan Gemide’de Kaptan İdris rolünü de başarıyla canlandıran Erkan Can, filmin ilk ve son sahnesinde, tepeden çeken kamerada sağ elini başına götürüp, soldan sağa saçına sürter ve şunu der: “Nerde kalmıştık?” Dara Alanda Kısa Paslaşmalar’ın ilk sahnesinde de Savaş Dinçel, yönetmenden ince bir selam verircesine aynı cümleyle başlatıyor filmi: “Nerde kalmıştık?”

İlginizi çekebilir

  • 28 Ekim 2011 -- Emraha (0)
    Her bitiş yeni bir başlangıçmış... Ve haklıymış Dalai Lama Herşey ama herşey sonunda bitermiş... Her bitişte yeniden doğmamız bundan... Her gidişte kendimizi yeniden sevmemiz de... İnsan başk...
  • 10 Şubat 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 10 şubat 2009 (0)
    İstanbul bu sabahta soğuk ve yağmurlu, yine geç kaldım 11.15 gibi işteydim, en sevmediğim şey erken kalkmak ve bir yere yetişme telaşı, bunları hiç sevmedim sevmeyeceğimde. Askerde bile  erken kalk...
  • 25 Ocak 2010 -- Sultan-ı Yegah (1)
    Bir Sultan-ı Yegah Sirto Allegro Molto Appasionato gibidir her dem ne demekse, soprano bir piyano gibi ya da herhangi kırmızı bir gül kıpkırmızı aşk ve sene 1997 kasım hani yeşil bakışlarına vur...
  • 03 Temmuz 2010 -- Bir anne bir evlat bir böbrek (1)
    Yazacağım olay bir arkadaşımın halasıyla ilgili, olay geçen hafta yaşanmaya başlandı hala devam ediyor. Arkadaşımın halası böbrek hastası diyaliz makinasına bağımlı yaşıyor. Bu duruma senelerdir üz...
  • 26 Eylül 2009 -- Çok acayip bir oyun futbol (0)
    Bay gri.com dostları Dünya futbolunda çok acayip şeyler oluyor, futbolcusu, hakemi, seyircisi çoştu tutulamıyor şöyle ki; * İsveç'in Göteborg takımının kalecisi Kim Christensen maç sırasında kale d...
  • 18 Temmuz 2010 -- Aptal değilim (1)
    "Türkiye'de kapsamı gittikçe genişleyen internet sansürüne karşı tavır alan çok sayıda sivil toplum kuruluşu, internet sitesi ve internet kullanıcısı, Temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan internet san...