Eve yeni gelmiştim. Moralim sıfırın altında, sinirlerim son derece laçka, kendime yabancı hallerdeydim. Sanki birisi aldığım nefesi haram ediyor gibiydi bana. Dokunsalar ağlayacak bir durumdaydım, sakinleşebilmek için biraz su içtim. Su da fayda etmeyince bir fincan bitki çayı demledim kendime. Biraz daha iyiydim 5 dakika öncesine göre…
Çoğu insandan daha yumuşak bulduğum ipek pijamalarımı giyip, saçlarımı taradım uyku öncesinde. Dışarıdaki havanın soğuğuna inat odamdaki pencereyi açıp, yatağımın ucuna oturdum, sonra usulca gözleri yumdum ve derin bir nefes almaya çalıştım. Kalbim yerinden fırlayacakmışçasına atıyordu. Gözlerimi açtığımda sanki bende dahil odamdaki her şey dönüyordu hızlıca. Sanırım her zamanki gibi sen aklıma düştün diye tansiyonumda seninle birlikte 10 lardan, 8 lere düşme ihtiyacı hissetti yine. Dalgın ve bir o kadar da tuhaf hissediyordum.
Yatağımı açıp uzandım. Diz kapaklarımı karnıma kadar çektim. Gözlerimden damlayan yaşlar yastığımı ıslatırken ben seni çoktan düşünmeye başlamıştım bile. Uykuya dalmama dakikalar kala gecenin sessizliğinde telefonumun uyarı sesiyle irkildim. Şarjı bitmek üzere haber veriyordu bana. Yatağımda doğrulup içimden lanet ettim “hiç kullanılmayan bir telefonun şarjı nasıl biter iki günde” diye.
Aslında kızgınlığım ne lanet olasıca telefonumaydı ne de bir başkasına. Biliyor musun ben bu gece eve geç geldim ve biliyor musun sen hariç herkes merak etti beni… Bir tek sen merak etmedin… Düşünsene göz göre göre, benim halimi bile bile hiç merak etmedin beni… Gördün görmezden geldin, her şeyi bilip inkar ettiğin zamanlardaki gibi yine o saçma sapan köşene çekilip beni her zamanki gibi sadece uzaktan izlemeyi bildin… Çünkü sevmeye de sevilmeye de cesaretin yoktu hiçbir zaman senin… Yalnızdın ve senin yüzünden ben de yalnızdım…
Canım acıdı, içim acıdı, kalbim acıdı bu gece… Bir sen acımadın şu halimize… Öyle bir şey yaptın ki bu gece bize; ne zamanın, ne sevmenin ne de beklemenin bir anlamı kalmadı artık… Sen senin için hissettiğim içimdeki bütün anlamları bir kere de tükettin, tepetaklak ettin… Şimdi bana düşen giderken hayatımda bıraktığın, kendimden bile daha çok değer verip sakındığım sana ait bütün izleri bir kerede silmek ve seni kalbimden tamamen kazımak olsun bu gece… Aşk kaybetti ama olsun sen kazandın…
Bu gece yaptığın hiç olmadı ve sana hiç yakışmadı. İnan bana bu benim, senin için düşündüğüm sade bir sondu…
“İlk bakışta güvendiği şeylere; bir kez daha bakılması gerektiğini mutluyken değil, hep mutsuzken anlar insan.” Paulo Coelho






Aralık 21st, 2010 on 00:11
Aşk’ta; bu ilkti, bu sondu, asla, katiyyen gibi sıfatlar kullanılmaz. Tecrübe edilmiştir.
Aralık 21st, 2010 on 01:15
Aşkta “ilk” de olur yeri gelir “son” da. yeter ki aldığımız kararları uygulamasını bilelim. tecrübe edilmiştir
Aralık 20th, 2010 on 20:18
Söyleyebileceğim tek şey sizi çok iyi anladığım. Tavsiyem de;yaşadığınız bu tecrübeyi tecrübe etmeyin… Aynı yanlışa farklı kişiyle düşmek daha da beter… İkinci yıkım, ayağa kalkmaya, tutunmaya çalışırken düştüğün buzlu kaygan zemine yüzüstü çakılmaya benziyor…
Aralık 21st, 2010 on 01:21
bazı insanlar vardır hata yaparlar.sonra hayatlarına başka birisi girer yine aynı hatayı yaparlar.ve başka biriyle yine yine yine… yaptığı hatalardan ders almadığı gibi, zevk bile almaya başlamış olabilir diye düşünmüşümdür hep bu tarz insanlar için. sanırım insan ikinci yıkımı yaşamamak için ya da hafif sıyrıklarla atlatmak için birinci yıkımdan iyi dersler çıkartmalı kendine…
Teşekkürler güzel yorumunuz için
Aralık 20th, 2010 on 08:05
Nefes almak, nefessizliğe meydan okumak.. bu iki cümle arasındaki fark;yaşadığına şükür edersin ve şükür etmek için mücadele verirsin…
tekil bir aşk için; içinde hala mücadele koparıyorsan seni anlayan kimse çıkmamış demektir..sende seni anlayamamışsın demektir ..
Kendini kapatırsın… kendinle kalırsın..;
ona küfür ederken kendine hak ararsın..
defter kapatmak kolay gibidir ama o defter kapansa bile küçük bir rüzgarda açılır…o rüzgarda senin içinden üflediğin rüzgarındır..
kurtulmak istiyorsan ;içindeki sayfaları ,ya yırtacaksın yada güzelleştireceksin anılarında..
seni etkilemeden.. sana sahip olmasına izin vermeden
şimdi gördüğünü kabul edip…son değil aslında ilk olarak göreceksin onu düşüneceksin ama tatlı anılarda kapılmadan kendini kaptırmdan…
içine gül.., içinde sana gülecektir…ilk bakış saflıktır ama ikinci bakış daima acının tazelediği bakışın en derininde yaşamaktır..
Güzel bir yazı ve samimi bir paylaşım..ellerinize sağlık Elif Hanım..
Aralık 20th, 2010 on 13:29
mücadele etmenin bir anlamı kalmadığını gördüğünde derin bir nefes alıp, her son bir başlangıçtır diye düşünüp belki de yoluna devam etmeli insan… çünkü bilmeli ki yaşadığı acı ne ilktir ne de son…