Haftasonları da diğer günler gibi telaşlı yaşanır bizim evde… Sabah sekiz gibi ayaklandık. Ben hergünden farklı, daha özenle bir kahvaltı sofrası hazırlarım her pazar. Çünkü bütün aile birarada kahvaltı yaptığımız tek gün…

Dün annemlere gitmiştik Çamlıca’ya. Aşure yapacağınıı haber vermişti. Bende aşureyi sıcak yemeyi sevdiğim için öğleden sonra oraya gitmiştik. Dönüşte yeğenim Yıldızı da alarak eve geri döndük… Yeğenim bizde kalmayı çok sever, kuzenleriyle hoş vakit geçirir. Bende onu kendi kızlarımdan ayırmadığım için bizde kalmasına sıcak bakarım her zaman…

Neyse uzatmayayım okuldan dolayı erken kalkmaya alışkın olan kızlar sekiz gibi uyandı. Eşim her pazar olduğu gibi arkadaşlarıyla tenis oynamaya gitmişti çoktan. Kızlar üzerlerini giyip odalarını toplarken markete alışveriş yapmaya gittim eksikleri tamamlamak için. Dönüşte demlenmek üzere olan çayın kokusunun tüm mutfağa yayılmış olduğunu fark ettmiştim. Sofrayı hazırladım; krepler, sucuklu yumurtalar… çocuklar ne seviyorsa hepsinden yapmaya çalıştım, kısa sürede… geciken babamızı beklemekten vazgeçip oturmuştuk sofraya.

Güle oynaya sohbet ederek güzel güzel yedik hazırladıklarımı. Bugün onları sinamaya götürecekti babamız, ben Kadıköye kursa gittiğim için onlara eşlik edemeyecektim, ama babayla yalnız gitmeleri de güzel…

Saat onbir gibi birlikte çıktık evden onlar sinamaya ben kursa… Evimin hemen önünden Kadıköy minibüslerine binerim. Sahilde inip kısa bir yürüyüş yaparak giderim kursa. Ve bu anları severim. Zevk alırım kısa yürüyüşümden insanların telaşını, Kadıköy’ün her daim dinamik atmosferini solumaktan… Pazar günü yollar boş gibiydi İstanbul şartlarında… Kısa bir yolculuktan sonra ulaştım. Kurs arkadaşlarımyla kantinde sıcak bir çay içtikten sonra dersleri yaptık… gırgır, şamata sonra kurstan tanıştığım ve iyi anlaştığım Gülay arkadaşımla sahile kadar şemsiyenin altına sokulup sohbet ede ede bir cafeye geldik. Denize karşı oturup birer çay içip tost yedik. Sohbet ettik uzun uzun; yaşamdan, evlilikden, çocuklardan, hayatı koşturmaca içinde yaşamaktan yanıbaşımızdaki denizi bile çoğu zaman göremediğimizi, keyfini çıkaramadığımızı…Ve karar verdik bunu daha sık yapalım diye..
Yani dertleştik… Aslında kurs sonrası çok sevdiğim benim için çok değerli bir arkadaşımla görüşecektim… Çokta özlemiştim ama babasının rahatsızlığı nedeniyle gelemeyeceğini söyleyince sonrasında evin yolunu tuttum… Yol boyunca babasına çok düşkün ve ilgili olduğunu bildiğim arkadaşımı düşündüm o şu hayatta en sevdiğim insanlardan biriydi ve üzgün olduğunu düşünmek benide mutsuz etmişti.

Eve döndüm evde kimse yoktu. Sinama sonrası halaya gitmişler çay içmeye ben geç geleceğimi söylediğim için haber vermemişler, telefonla arayınca öğrendim. Boş bir eve gelmek benim için değişik bir deneyim oldu. Çocuklarımın cıvıltısına öyle alışmışım ki, garip hissettim kendimi… Üzerime rahat birşeyler giyip çay koydum demlenmekte şu anda… En büyük koltuğa serildim boylu boyunca yazıyorum bunları. Birazdan çayımı içip bir film izlesem diye geçiriyorum aklımdan, köşede kurumuş ütülenmeyi bekleyen çamaşırlar göz kırpıyor bana. Ya da akşam yemeği hazırlamam gerektiği düşünüyorum… Telaşla kovuyorum zihnimden, bugün pazar Sibel iki saati kendine ayır ütüyü akşama yaparsın, yemek içinse hafif bir şeyler hazırlarsın en pratiğinden diyorum kendime…

Şimdi mutfağa gidip çayımı alacağım ve koltuğa gömülüp film izleyeceğim. Tembellik yapmak istiyorum. Herkes kadar benimde ihtiyacım var… Ve biliyorum ki arada olunca tembellik yapmak ta başka bir güzel oluyor:))

İlginizi çekebilir

  • 01 Temmuz 2010 -- Yüreğimde bir adam var‏ (11)
    Guruptaki hatunların bir kısmında bir fısıltı. Bir kısmında ise sessiz sedasız münferit hışırtı. Bir bilgi alma telaşı, bir soru sorma kargaşası. Neden? Çünkü, rehber yakışıklı. Bende bir umursamazlık...
  • 04 Mart 2011 -- Mutluluğun İzdüşümü (0)
    Çoraplarla kartopu oynayın… Hayatın maddesel zorlukları, peşi sıra manevi zorluklarıda getiriyor. Tüm gün iş ortamında yorulan eşler, iş stresini eve taşımak istemeselerde, çığ gibi büğüyen boşanma yü...
  • 21 Nisan 2009 -- Zaman geçiyor hayat bitiyor (0)
    Zaman geçiyor farkında olmadan, tutmak istesekte kayıyor parmaklarımızın arasından. Çoğu zaman arkadaşlarla akşam olsada ofisten çıkış saatimiz gelsin diye bekliyoruz, ama fark etmiyoruz ki, gün bitiy...
  • 29 Ocak 2012 -- Kaçmak; beyaz mürekkeple yazılan sevi (0)
    Kaçmak ister insan bazen, kimsenin olmadığı dahası insanların(kimseler kelimesini yalnızca insanlar mı karşılıyor dersiniz) bulunmadığı bir yere. Ne tuhaf değil mi? Bir birimizden kaçıyoruz, aslında b...
  • 02 Eylül 2010 -- Rengarenk bir sancı (0)
    Bazen küfürbaz efendilerin gölgesinde kalıyor bu şehir. Oysa yaktığı sigaranın son ateşine yenilecek uykusuz gözleri. Ve bir kraliyetin soysuz soytarıları var bağlarda bahçelerde taklalar atan. Kus...
  • 20 Ağustos 2010 -- Ayrılığın kadındaki sureti/ çok sesli ayrılık (6)
    Hani sen şimdi gidiyorsun ya gözümden akan yaşa aldırmadan, umarsızca ve hatta acımasızca, ben sol tarafımdan kan kaybediyorum senin benden uzaklaşmak için attığın her adımda. Sarıldın son defa sık...