Cengiz’le acayip konuşmaların bu haftaki konuğu Heykel sanatçısı Elif Gülün Durmaz. Sorduğum sorulara verdiği samimi cevaplardan dolayı Elif hanıma teşekkür ediyor, hepinize keyifli okumalar diliyorum…

Cengiz Aydın: Elif hanım kendinizden bahseder misiniz?

Elif Gülün Durmaz: Merhabalar, ben 38 yaşında üç çocuk annesi, 5 yıl evveline kadar Başhemşirelik mesleğini sürdüren, ama şimdilerde sanata aşık akademik kariyeri için elinden geleni yapmaya çalışan biriyim.

Cengiz Aydın: Heykel sanatına olan tutkunuzu ne zaman fark ettiniz?

Elif Gülün Durmaz: Heykel ve Resim, ben iki bölüm birden okuyorum ama gönlümün aşkı tabiki heykel… Aslında hani kendini sonradan keşfedenler varya ordan gelir benim hikayem, bu tutku konservatuvarla başladı ve şimdilere getirdi, iyik ide getirmiş o kadar mutluyum… İnsan mutlu olduğu işte başarılı olur inanıyorum ve ilerde çok daha iyi işler çıkaracağımı düşünüyorum.

Cengiz Aydın: Heykel ve diğer sanat dallarının akademik anlamda eğitimi nasıl başlar?

Elif Gülün Durmaz: Akademik eğitimi Üniversite sınavının ilk aşamasını verdikten sonra İki aşamalı yetenek sınavıyla girilir, çizimlerle… ama bu Fakültelere göre değişir, bazan üç oturumlu, mülakatlı olur, bana görede mülakat her fakültede olmalı, insanlar neden sanat yapmak istedikleri idrak edip açıklamadan okula alınmamalı…

Cengiz Aydın: Heykel sanatı ile ilgili aldığınız eğitimlerden bahsedermisiniz?

Elif Gülün Durmaz: Üniversitede ilk yıl teori dersler ağırlıklı gider, sanatın tarihinden, mitolojiden, estetik derslerine, felsefeden müze eğitimlerine kadar, daha ileriki yıllarda atolye dersleri başlar, kil bizim ilk yapı taşımızdır, onunla başlar işe daha sonra kalıp almayı öğreniriz çok yorucu ama bir o kadar da zordur. Tabiki sadece kil değil, plasterin gibi farklı malzemelerde , farklı döküm teknikleri de öğrenirsiniz, öğrendikçe aşık olursunuz…

Cengiz Aydın: Heykellerinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Elif Gülün Durmaz: Ben yaptığım heykellerimi tanımlayamam onları yaşarım, bazen bir büst, bazen soyut, bazen tamamen anıt oluverir, bu açıklaması zor farklı bir his… Sanatçı olmak gerekir, yani karşı tarafa geçmek gerekir…

(Heykel Sanatçısı Elif Gülün Durmaz’a ait bir çalışma)

Cengiz Aydın: Türkiye’de ve Dünya’da sizi etkileyen heykel sanatçıları kimlerdir?

Elif Gülün Durmaz: Cumhuriyet dönemi heykeltraşlarından Şeref Akdik, Saim Özeran (1900-1964), Refik Epikman, Elif Naci, Mahmut Cuda, Muhittin Sebati, Ali Avni Çelebi, Zeki Kocamemi ve Cevat Dereli saybilirim, yabancı sanatçılar denince ilk aklıma gelen Rönesans sanatçılarından tabiki Rodin ve Mikelenj dır. Tabiki daha çok var, buraya yazmakla bitmez…

Cengiz Aydın: Türkiye’nin ilk heykel sanatçıları kimlerdir?

Elif Gülün Durmaz: Oskan Efendi (Yervant), İhsan Özsoy, Hadi Bara, Zühtü Müridoğlu, Hüseyin Anka Özkan, Hüseyin Gezer, İlhan Koman…

Heykellere şekil veren ilk kadın parmakları Sabiha Bengütaş’a ait. O Türkiye’nin ilk kadın heykeltraşı olarak tanınıyor. Atatürk İsmet İnönü Abdülhak Hamid Ahmet Haşim Bedia Muvahhit gibi tarihte iz bırakan pekçok kişi onun parmaklarında yoğurduğu çamurla abideleşti. Tabiki bu sanatçıların pek çoğu Sanayi i Nefise Mektebi,şimdiki adıyla Mimarsinan Güzel Sanatlar Fakültesi çıkışlıdır…

Cengiz Aydın: Sizin “heykel” tanımınız nedir?

Elif Gülün Durmaz: Önce klasik tanımını vereyim, Heykel ya da yontu, çeşitli gereçler kullanarak üçboyutlu düzenlemeler yapma, bu yolla yaratılan estetik değerler aracılığıyla da duygu ve düşünceleri iletme sanatıdır. Oluşturulan üçboyutlu yapıt soyut ya da somut olguları canlandırıyor olabilir, betimleyici ya da süsleyici nitelik taşıyabilir. Heykel çok eskiçağlardan beri herhangi bir kişi ya da olayın anısını yaşatmak amacıyla da kullanılmıştır.
Bana göre heykel varolan güzellikleri, yaşayan yada hayalinde onları olduğu gibi her tarafından görebilip, yansıtabilmektir ruhunla sevginle…

Cengiz Aydın: Bir tuşla herşeyin kopya edilebildiği şuanki ezberci ve duygusuz dünya şartlarında Türkiye’de heykel sanatı sizce nerede? heykel sanatına/sanatçısına gerekli değer ve önemin verildiğini düşünüyormusunuz?

Elif Gülün Durmaz: Sanat yapmak sadece heykele değil bütün dallarında aynı artık tamamen istihdam gerektiriyor, alıcı istiyor bunlar olmazsa olmuyor, sanatın içinde heykel de politikadan tutun ailenin yaşam tarzına kadar etkileniyor, ülkemizde maalesef sanat hak ettiği yerde değil, çok kolay gibi görünen ama emeği bir okadar çok olan mesleğimiz şimdilerde olduğu yer açısından içler acısı…

Türklerin islamiyeti kabulünden sonra herşey farklı anlam kazandı, diğer sanat dalları bir yere kadar ama heykel deyince akla ilk gelen çok acıdır ki putperestlik, oysa bu gerçekten çok komik, bizler var olan güzellikleri yaşatıyoruz, bugün halkımız olaya bu yönden bakarken nedense buluşmalarını, fotoğraflarını o yadırgadıkları heylellerin yanında yapıyorlar, ama yılmak yok sanatı ve sanatçıyı hak ettiği yere getireceğiz bunun için yapılan çalışmalar içinde hep varolacağım, devletin resmi ve sivil yayın organları na çok iş düşüyor…

(Heykel Sanatçısı Elif Gülün Durmaz’a ait bir çalışma)

Cengiz Aydın: Heykel yapımında kullanılan malzemeler nelerdir?

Elif Gülün Durmaz: Heykel sanatının diğer dallara oranla çok fazla malzemesi vardır, bunlardan sayabileceklerim; kil, plasterin, metal, polyester, ahşap, taş, mermer, pirinç, aliminyum, bakır ve niceleri…

Cengiz Aydın: Heykel sanatının zorlukları nelerdir?

Elif Gülün Durmaz: Bu sanat dalınındaysanız işiniz zor, bilek gücüne dayanıyor yorucu, bazen amele gibi çalışırsınız, dediğim gibi yürek gücü olana gerisinin hepsi kolay…

Cengiz Aydın: Genel olarak dünyanın içinde bulunduğu sevgisiz durum için sanatçıların üstüne düşen görevler varmıdır sizce?

Elif Gülün Durmaz: Sanatçı demek humanist, barışcı, sevgi dolu insan demektir. Bizlere düşen görevlerin başında, tarihi taşıyanlar olarak topluma sevgiyi barışı insanlığı öğretmektir. Sanatçı deyince insanların ilk aklına hoş, hemde çok hoş insan, sevecen,  güzel yürekli ve o kadar da kıymetli insanlar gelmeli ve bu insanlar onlara, çocuklarına kültürel miraslarını aktarmada aracı olanlardır bu yetmez mi?…

Cengiz Aydın: Heykel sanatını icra ederken neler hissediyorsunuz?

Elif Gülün Durmaz: Soruların en güzeli :) işimi yaparken çok farklı hissediyorum bunun çok güzel bir kokusu, tadı, dokunuşu var, görüyorsunuz sonra başlıyorsunuz ortaya çıkarmaya o meydana gelirken aşkınızda büyüyor ve bittiğinde o kadar zevk alıyorsunuz ki bütün yorgunluk geçiyor çünkü ruhunuz doyuyor…

Cengiz Aydın: Varsa dercelerinizden, ödüllerinizden, sergilerinizden bahseder misiniz?

Elif Gülün Durmaz: Okulda geldğimden beri böülmümde ilk sıradayım, ayrıca ikinci bir bölümü okuyanda tek benim, ilk sergim şehrimizde çok büyük bir AVM de lösemili çocuklar hayrına oldu, okulumuzun büst yarışmasında derece aldım, elli genç sanatçı elli sanat eseri adlı sergi, Almanyadan gelen yabancılarla performans sanatıyla ve özel sergiler yaptım.

Cengiz Aydın:  Bu söyleşiyi okuyupta, içinde heykel sevgisi depreşenlere veya kendinde yetenek olduğunu düşünenlere neler önerirsiniz?

Elif Gülün Durmaz: Sanatı seven her dalını sever, bu işin Mikelanjelo nun söylediği gibi yüzde biri yetenek doksandokuzu çalışma olduğuna inanmanın yanı sıra tabiki yeteneginde ön planda olduğunu düşünüyorum. Evet meslekte ekmek yemek istiyorsanız her zaman güncel olanları takip etmeli, çok fazla çizim yapmalı, sağlam figürler çıkarmalı, sosyal yönü çok fazla olmalı gibi daha sıralayacak çok sey var ama özde bu işi çok sevmeli, hedefleri olmalı ve inanmalılar…

Bitirirken Ulu Önder ATATÜRK’ ün sözü ile noktayı koymak istiyorum… Sanatkar, toplumda uzun çaba ve çalışmalardan sonra alnında ışığı ilk duyan insandır. Sevgili ATAMIZA çok şey borçluyuz…

Sevgi ve saygılar…

Ve geldik sıcacık bir sohbetin daha sonuna başka bir “Cengiz’le acayip konuşmalar” da buluşmak üzere herkese iyi şeyler diliyorum,

selamlarımla…

Benzer yazılar