Şimdi bu koltuktan kalkmak, kalkıp kaçmak geliyor içimden. Bir zamanlar sevdiğim, hala içimde sevgisinden parçalar taşıdığım bu yabancıyı terk edip gitmek. Ama yapamıyorum, gidip bir çay daha alıyorum kendime. Suskunca oturmaya devam ediyoruz. Barışmaya gelmedim diyorum. Gözleri gözlerimde, biliyorum diyor, suskunluğundan anlamıştım bunu. Sevdiğim o kadın gibi değilsin, gözbebeklerin hiç gülmedi, oysa benleyken, gülerdin hep, kızsam da kıskansam da gülerdin…
Kumandayı elime alıp, kanal gezdiriyorum, başını koyuyor dizlerime, ses etmiyorum. Masum bir çocuktan farksız kapatıyor gözlerini. Gideceğimi biliyor, bir daha hiç gelmeyeceğimi. Bir kanal bulup, sessizce izliyorum, gözleri halen kapalı. Ellerim saçlarında geziyor, kıpırdanıyor göz kapakları. Kalkıp oturuyor yanıma, çekip başımı alıyor göğsüne susuyorum. Susuşum kurşun gibi havada asılı kalıyor. İyi ki geldin diyor, iyi ki… Cesaret bekliyor benden ben susmaya devam ediyorum. Dudaklarımın yanışıyla açıyorum gözlerimi. Nefesini hissetmek özlemlerimin en büyüğünde. Kedi gibi yer buluyorum kendime, susuyoruz birlikte. Ayağa kalkıp gitmeye hazırlanıyorum, durduruyor beni.
Son kez sarılıyorum ona, bir katilin vicdan azabından kurtulmak için, cinayet mahalline dönmesi gibi, arkamdaki enkaza geri dönüyorum. Fısıldıyorum kulağına, sana veda etmeye geldim ben! İnanmaz gözlerle bakıyor yüzüme, ama neden!
Anlatamıyorum ona, yalnızlığın benim kaderim olduğunu. Anlatsam yine kızacak biliyorum, ben ve o arasındaki en büyük düşman, yazar yanım! Olmuyor diyorum, kısa kesip, olmuyor. Yine o bakış! Tamam diyor git. Nasılsa dinlemeyeceksin beni. Ellerimi, ellerinden kurtarıp bir vedayı sırtlanıyorum. Gözlerimdeki yaşları gözlerinden damıtarak. Kapının önünde bekliyor, çağırıyorum asansörü. Bu sefer geç kapanıyor kapı. Sokağa atıyorum kendimi. İnsanlar olan bitenden habersiz yaşıyorlar, bağırmak istiyorum. Göz yaşlarım akıyor sokağa, kuşlar yemez bunları nasılsa…
Kısa sürecek bu günce çünkü bir aşkın bitiş arefesinde yazıldı. İçimde hafriyat var… Bir aşk kazınıyor köklerinden delice… Güncem, kimler okur seni bir gün bilmem ya da okuyabilir mi, ama ben her okuduğumda içimin bir yanı, yangına yatıyor… Özlediğim o adam ve onun yokluğu! Bitecek birazdan, gün inecek, sen ilerde bir hün bunu okuyacak kişi bu dağılmış harfler için bağışla beni… Tuz mudur dağıtan mürekkebi, yoksa suyun kendisi mi?
Devam edecek…






Aralık 23rd, 2010 on 00:26
Yazınızı baştan beri ilgiyle okuyorum…Oldukca sürükleyici…Yalnız anlayamadığım bir hüzün var…
bakalım onuda ilerideki yazılarınızda çözerim herhalde..:))
Harika bir akşam diliyorum…Başarılar…