Ceyla Gölcüklü’nün pankreas  kanseri nedeniyle hastanede yoğun bakımda tutulduğu haberleri basına yansıdığında çok üzülmüştüm. Güzeller güzeli 38 yaşında genç bir kadın, büyümekte olan bir kız çocuğunun annesiydi. Birkaç yıl önce İran’ lı işadamı eşinden  140 milyon dolar alarak boşanmış; aldığı tazminat ile   medyada uzun süre gündemde kalmıştı…

Ne oldu… Aradan geçen bir kaç yıl sonunda şiddetli karın ağrıları nedeniyle hastaneye gitmesi, kanser olduğunu öğrenmesi ve 4 ay gibi kısa sürede hayatını kaybetmesi… Ne gençliği, ne güzelliği, ne dudak uçuklatan zenginliği sağlığını ona geri verememişti… Hayat ta en önemli şey sağlık…

Biz insanlar hayatın hep mutsuz olduğumuz alanlarına yoğunlaşıyoruz, yani sahip olduklarımıza değil olamadıklarımıza canımızı sıkıyoruz… Aslında mutluluğun ancak biz istersek kapının önünden içeri gireceğini biliyoruz ama garip bir şekilde uzak duruyoruz. Zamanımız insanı daha yalnız, daha depresyonlu ve  daha tatminsiz. Kiminle konuşsam hayatından bezecek nedenleri hemencecik sıralıyor…

Yakın zamanda hastalıklarla uğraşan o kadar insanla karşılaştım ki… Bencil olup şu an iyi kötü yerinde olan sağlığıma şükür edemedim  onları görünce, dinleyince. Genç,çocuk, yaşlı hepsi hayata tutunmanın derdindeydi. Çok yaşlı olup sürünür durumda olan insanlar bile biraz daha yaşayabilmek için çırpınıyordu…

Galiba sağlığımızın değerini kaybedince anlıyoruz. Moralimizi bozmak, kafayı negatif şeylere takmakta hünerliyiz ama mutlulukları  ve hayatımızın iyi yanlarını  görmekten özellikle kaçınır gibiyiz…

Biliyorum ki şehir yaşamı çok hoyrat; insanlar geçim derdinde, evde çocuklar büyütülmeyi bekliyor, mesuliyetler ağır ama zaman akıp gidiyor. Aynaya baktığımız her sabah bir önceki günden daha yaşlıyız yeryüzünde. Ne kadar zamanımız var bilmiyoruz…

Asılmak lazım, bırakmak yerine hayata… Çünkü bıraktığımız zaman kendimizi toparlamamız, hayattan zevk almamız zor oluyor… Ve ilerde “keşke” demek hiçbir işe yaramıyor…

İlginizi çekebilir

  • 11 Haziran 2010 -- Bursa’da deprem (3)
    Oğlum havada. Ben zaten uçmuşum yüreğim ayakta. Öyle çok hazırlık da yapamam, kapıdan girip boynuna sarılmadan. Yemekler yapmak gelse de içimden, bir dur çekerim kendime derinden. ''Bir dur, hele bir ...
  • 30 Nisan 2011 -- Televizyon ve Haberler (2)
    Geçeriz karşısına zap, zup, zip acaba hangisinde izlenmeye değer bir şey var diye kanal kanal dolaşırız. Tamam! Haberleri izleyelim en iyisi, dünyada ne olmuş ne bitmiş, ülkemizde neler olmuş haberimi...
  • 07 Mayıs 2011 -- Annem’e (1)
    Anne en son sana ne zaman şiir yazdığımı düşündümde. Hatırlayamadım... sanırım ilkokulda yeni okuma yazmayı öğrendiğim zamanlardı. Ne kadar çok ihmal etmişim ben seni böyle anne. O zaman yarım yam...
  • 24 Kasım 2009 -- Adanma risalesi (7)
    Bazı şeyler vardır ki, öylesine yapılmaz öylesine söylenmez. İşte o öylesine söylenmeyecek sözlerden biri, ''Adandım'' kelimesi.   Düşünmeden, ölçmeden, tartmadan ''Adandım'' dememeli insan. Asıl ma...
  • 03 Ağustos 2010 -- Kanatsız melekler (0)
    kanatsız melekler yatıyor mezarlarda üzerlerinde beyaz taşlar, ordu gibi melekler gömülür müydü anne? sahi meleklerin kanadı var mıydı? bir matem damlası gibi süzüldü gözünden yaşlar yakılan ha...
  • 12 Mayıs 2010 -- Kaset (14)
    Sanki hissetmiş gibi, ''Bakalım memleketim de neler oluyor'' deyip ne zaman laptop ı kucağıma alsam, baba oğul bir ağız oldular. ''Ne yalan ama. Senin aklın sitede, hiç boşuna memleketin haberlerini b...