Büyük bir reklam ve tanıtım kampanyasından sonra gösterime giren” New York’ta Beş Minare “ filmini yeni izleme fırsatım oldu. Maliyetinin fazla olması, film üzerine çok konuşulması insanı ister istemez yüksek bir beklenti içine sokuyor. Başkalarını bilemiyorum ama ben son tahlilde beklentilerimin tam karşılandığı hissine varamadım.

Bununla birlikte Hollywood sinemasındaki teknik kapasitenin artık yerli sinemamızda uygulanabilir olması gurur verici. Özellikle süikast ve hücre evi baskını sahneleri, havadan çekilen İstanbul ve New York görüntüleri bunun en iyi örnekleri olarak gösterilebilir.

Ama öte yandan filmin mesaj verme kaygısı hem bu görsel kapasitenin hem de filmin hikâyesinin önüne geçmiş diyebilirim. Nitekim süikastin failinin hücre evi baskını yapılan örgüte mal edilir gibi bir izlenim verilip daha sonra kan davası, islamafobi, bozuk adalet düzeni gibi birçok konuya girmesi filmin bütünlüğünü ciddi anlamda zedelemiş. Bu açıdan filmin aksiyon sahneleri de çok güzel olmasına karşın aksesuvar rolü olmaktan öteye geçememiş. Oysaki yakın tarihimizde birçok faili meçhül cinayet olması film için yerel bir avantaj iken, olayın yanlış bir zanlı üzerinden apayrı mecralara zoraki olarak sokulması bana pek tat vermedi.

Küçük bir not; Amerika’da zanlı aranırken polis şefinin “gördüğünüzde beni arayın işte kartım “deyip devamlı herkese kart dağıtması bizler için pek alışkın olmadığımız ilginç bir anekdot olarak da belleğimde kaldı.

Bitlis çekimleri ile  filmin olağan dışı finali muhteşemdi. İşte bu olağan dışı final filmi kurtarmış diyebilirim.

İlginizi çekebilir

  • 14 Aralık 2010 -- Aslında kaç kişi ile evleniyoruz (2)
    Üzülerek belirtiyorum ki aşk çoğu zaman iki kişilik yaşanmıyor. Daha doğrusu yaşanamıyor. İnsanlar iki kişi konuşurken üçüncüye ne yemek düştüğünü bir türlü öğrenemiyor. Akıllarına estiğince iki kişin...
  • 07 Eylül 2009 -- Tüm Aydın’lıların 7 Eylül’ü kutlu olsun (2)
    7 eylül, Aydın' ın düşman askerinden tamamen kurtuluşu demek.. Efelerin isyanının sel olup taşması demek!.. 87. yılı kutlanıyor bu Sene kurtuluşun.. Şehrin her yerinde bir bayram havası var. Sokakl...
  • 14 Mart 2011 -- Esirlik (0)
    Göz bebeklerinin içine Bağdaş kurduğum gün Başladı kalp çarpıntılarım... En mistik zamanlarda Olabildiğince alaturka ezgiler çaldım kirpiklerinden. Ve ben varlığına köle olurken öğrendim Esirliğ...
  • 08 Ağustos 2010 -- Usta (1)
    Okuyacağınız yazıyı 7 Kasım 2009'da yazmışım, ilginç olan şuki o günden bugüne değişen hiç birşey olmamış. "Hiç birşeyin tat vermediği, ha gayret mekanizmasının devre dışı kaldığı, belki kanıksamış...
  • 26 Eylül 2009 -- Kurtlar vadisi, gençlere pusu kurmuş gibi (0)
    TV de fragmanlarına denk gelip, ancak hiç izlemediğim bir dizi, Kurtlar Vadisi. Bir mafya dizisi olduğundan haberdar olmamak mümkün değil. Sadık izleyici kitlesi olduğu bu dizinin tarzıyla gezinen ...
  • 20 Nisan 2010 -- Ben özledim ama elbette sen isteyeceksin (6)
    ''Bunu bana yapma ama'' dedim. Büküktü boynum. Hiç ama hiç olmadığım kadar ehildim. ''Ahh ne kadar da özledim oysa'' diye iç çektim. ''Tamam karar senin, izin de senin, sen en iyisini bilirsin. Ama ba...