damarlarımı parçalıyor can kırıkları.
gözlerimi söküp terk edilişlere fırlatıyorum…
-canım yanıyor!
ağrı kesici alıyorum,
-kesmiyor!
parça tesirli paranoyalar doğuruyorum aklımın kucağına,
ve yine sıkı sıkı sarılıyorum acemi şairliğime!
sesim çıkmıyor…
-yazıyorum!
duymuyorlar,
-inadına yazıyorum!
inadına duymuyorlar,
duyuyorlar!
-yazmıyorum…
işte sen tüm bu yazmadıklarımı duy;
buz rengi bir gölgenin kenarından süz beni,
maviyi esir almış gözlerime sarıl…
ve tüm kırmızı gecelere,
mum kokulu bekleyişlere bir yutkunuşluk heves gönder…
gönder ki kaosların kucağından kopup geleyim…
orada olalım.
sevmeye hazır, sevişmeye heyecanlı!
ilk öpüş gibi masum,
son aşk gibi ateşli
yatağın ayak uçlarına kül olup düşelim!
evet orada olalım,
ateşin kollarında…
yan(ıl)alım…
İlginizi çekebilir
- 04 Şubat 2012 -- Nefret bir “sevme” biçimidir (5)
Aynalardan nefret ederim. Saatlerden nefret ederim. Üstüne başına titizlikle davrananlardan nefret ederim. Sınıfın en çalışkan öğrencisinden nefret ederim. Paradan nefret ederim. Hatta paranın satın a... - 23 Aralık 2010 -- Hokus Pokus: Yoksun (3)
Aptal bir sihirbaz gibiyim
bu aralar
elimi şapkaya her atışımda
bir ayrılığı kulaklarından tutuyorum
kendimi parçalıyorum sonra
birleşebilecekmiş gibi...
Son gösterimi yaptım dün gece
hayalin... - 10 Ağustos 2010 -- Leblebi beyinli erkekler (2)
Akşam saatleri laptopum balkonda, ben elimde bir fincan kahve dolanıyorum evin içerisinde sıcaktan bunalmış halde bir sağa bir sola. Kabıma sığamıyorum sıcaktan. Sonra laptopumdan bir ses yeni bir mai... - 18 Nisan 2009 -- İşsizlik rekor kırdı (0)
Açıklanan son veriler Türkiye'de yaşanan işsizliğin önemli boyutlara ulaştığını gösterdi. Hatta öyle ki dünyada işsizlik oranı en yüksek ikinci ülke olduk.
İşsizlik iki nedenden dolayı sevilmez. Bi... - 19 Şubat 2012 -- Nora; uyan artık (0)
Gecenin dört buçuğu
Asfalt siyahına heba bir kasaba
Aşkale
Yarım yarım sancılanır gökte kıvranan ay
Ve yıldızlar Nora yıldızlar
Mardin’deki takladan bihaber güvercinlerin damlarına yuva
Sabit pa... - 05 Ekim 2011 -- Dilin kemiği olsaydı! (2)
Bazen pat diye çıkar ağızdan kelimeler. Bir hırsla, bir öfkeyle… Dil yuvarlaya verir dışarıya tezden. Nereye, nasıl gideceğini, hesap kitap etmeden, bir yüreği nasıl derinden etkileyeceğini kestiremed...
Şubat 26th, 2011 on 01:54
Siz mi acemi şairsiniz??? Taktirlerin en kocamanını, tevazu dolu sıcak avuçlarınıza bırakıyorum ve diyorumki… Helal olsun Cengiz Bey…
Aralık 2nd, 2010 on 22:21
”maviyi esir almış gözlerime sarıl…
ve tüm kırmızı gecelere,
mum kokulu bekleyişlere bir yutkunuşluk heves gönder…”
ne güzel cümleler…bayıldım…,aşk ta canı yanmayan var mı? insanın canı yana yana yinede vazgeçemediği tek şey sanırım AŞK…yüreğinize sağlık,çok güzel bir anlatım…
Aralık 2nd, 2010 on 09:42
sizin böyle acemi şairliğiniz olmasa biz nasıl okuyacağız bu tutkulu şiirleri:) ama manga ‘nın söylediği gibi her aşk ölümü tadacak…
Aralık 2nd, 2010 on 23:00
Aralık 3rd, 2010 on 12:18
Ölüme kadar birlikte sözü verilen aşklar gördüm Ebru Hn, ama inanın sonuç hiç değişmedi…
Aralık 2nd, 2010 on 08:31
Çok güzeldi. İsyankar, sitemli ve ateşli… Buram buram aşk var kokusu var..
Aralık 1st, 2010 on 22:46
Aşkı okudum Cengiz. Yüreğinize sağlık.
Aralık 1st, 2010 on 18:41
İlk öpüş gibi masum, son aşk gibi ateşli… Çok güzelll
yine… Şehvet, aşk, tutku; kıyıcı tüm duygularda gezinmiş bir şiir okudum. Yürekten sevmiş ama sevgisine emin olamamış birisini algıladım okudukca… Ne diyeyim iyi ki varsınız. Yüreğinize sağlık…