Kıskançlık birini seviyorsanız eğer içinizi kemiren çok arsız bir histir. Ansızın gelir içinize yerleşir. Vakti, saati ve zamanı yoktur. Size sormaz ne yapacağını… Ne kadar keçiniz varsa haberiniz olmaz hepsini saniyeler içinde tepenize toplayıverir. Kendinize şaşarsınız kıskançlıktan yaptıklarınız karşısında. “Ne oluyor bana ben neden böyle yapıyorum” dersiniz en başlarda. Sapıtırsınız, kendinize gelmeye çalışırsınız ama nafile. Kıskançlık eğer girdiyse bir kere içinize hesabını kapatmadan gitmez hiçbir yere.
Her şeyin bir dozu olduğu gibi kıskançlığında bir dozu vardır. Kıskanılmak günümüzde birçok insanın hoşuna gitmesine rağmen ilişkilerdeki en büyük sorundur. Özellikle karşınızda özgürlüğüne düşkün bir insan varsa bu kıskançlık konusunda çok da diretmemeniz gerekir. Yoksa onu kazandığınız gibi kaybetmeniz de an meseledir.
Neden mi? Bir ilişki yaşanmaya başlandığı andan itibaren hayatınızdaki insan eğer ki aşırı kıskançsa sizden değişmenizi beklemeye başlar. En basitinden örnekleyecek olursam genel görünüş ve kıyafetlerinize takar kafayı sonrasında “o kısa, bu açık, bu giydiğin çok dekolteli, üzerindekiler fazla dikkat çekici” der durur. Bir de bunun makyaj ve saç versiyonu vardır “Her hafta kuaföre mi gidilir” der ardından kuaförünüzü kıskanmaya başlar. Abartılı olmasa da yaptığınız makyaja karşılık “Neden makyaj yaptın. Hayır anlamıyorum yani ne gerek var? En doğalı hiçbir şey sürmemek. En iyisi sen bundan sonra makyaj yapma hayatım” der ve siz bir şok daha geçirirsiniz. Bir diğer husus ise arkadaşlardır. Arkadaşlarınızla dışarıya çıktığınızda eğer ki o yanınızda yoksa zırt pırt arar. Önce bir arar “özledim sevgilimi” der. Sonra bir daha arar “eve ne zaman döneceksin hayatım biraz geç olmadı mı?” der. Sonra dayanamaz ses tonu daha sert bir şekilde arar “bence yeterince vakit geçirdiniz arkadaşınla. Hemen eve dön. Varınca da bana haber ver” der ve pat diye telefonu kapatır.
İlişkinin en başında ve ilişki öncesi birlikte geçirilen arkadaşlık döneminde bu adam asla böyle davranmaz. Aksine arkadaşlarıyla dışarıya çıkan, makyaj yapan, şık giyinen ve her daim bakımlı olmaya özen gösteren kız arkadaşına sürekli iltifatlar yağdırır.”Bugün ne kadar da güzel ve şıksın. Makyajın çok sade ve güzel olmuş. Ha arkadaşlarınla mı buluşacaksın buluş tabi sen müsait olduğunda beni ararsın o zaman canım.” der.
Ama ilişki başladığı anda çoğu adam da kadını aşırı sahiplenme, tuhaf özgüven eksiklikleri göze çarpmaya başlar. Bu sefer kadın eğer ki bu adamı seviyorsa devamlı olarak erkeğinin gönlünü hoş tutmaya çalışır. Hem hayatındaki adamı sevdiği, hem kaybetmek istemediği için hem de onun bu kıskançlıkları istemsiz yaptığını bildiği için durumu idare etmeye çalışır. Hayatındaki adamı özel hissettirmeye kafa yorar “hayatım neyin var. Neden böyle davranıyorsun? Ne oldu sana böyle! Bana kimin baktığı umrumda bile değil ben sadece seninim. Ben seni sevdim, seni istedim, gözüm senden başkasını görmez benim. Ne bu kıskançlık sevgilim?” der. Bunları laf olsun diye değil gerçekten içinden gelerek söyler. Ama bu aşamalardan sonra yapılan her şey nafiledir…
Adamın kıskançlığının artmasıyla ilişki içinden çıkılmaz bir hal alır. Sonrası mı? Kadın bir susar, iki susar, üçüncüsün de ise bu adamla daha fazla tartışılmaz der ve çekip gider… Aradan biraz zaman geçer eski sevgilisinin yanında başka bir erkek gören kıskanç adam küplere biner. Sormadan soruşturmadan hemen eski sevgilisinin yeni sevgilisi olduğunu düşünür ve kızcağızın biletini keser “iyi olmuş ayrıldığımız hale bak. Haklıymışım bugüne kadar onu kısıtlamakta ve kıskanmakta. Benden bir ayrıldı hemen yanında başka bir adam.” der.
Demek istediğim şu kişi kıskançlığın abartılısı ilişkiler açısından bakıldığında son derece sağlıksız ve zararlı bir durumdur. Aşırı kıskançlık dizginlenmesi zor bir hastalıktır. En güzeli hayatımıza birini kattığımızda onu ilk gördüğümüzde ona nasıl davranıyorsak ilişkinin devamında da öyle davranabilmektir. Bu da ancak karşılıklı güvene dayalı bir ilişki ile sağlanabilinir. Karşılıklı güvenin sağlanabilmesi için ise hayatımıza kattığımız bireylerin aklı başında düşünebilen, ne istediğini bilen ve kıskansa bile tatlı bir kıskançlık sergileyen bireyler olmasına dikkat etmemiz gerekir.
Aksi halde aşırı kıskançlık başımıza bela üstüne bela getirir…






Aralık 18th, 2010 on 11:49
Karşılıklı konuşmak kıskançlığın en kolay en kesin çözümü. Peki ya karşılıklı konuşamıyorsanız? Sohbet ortamı yoksa. Sevdiğiniz kişi sizin zaaflarınızı anlayıp sürekli yaralarınıza kasıtlı vuruşlar yapıyorsa? Sizi kıskandırmak için küçük oyunlar oynuyorsa? O zaman ne yapıcaz Dr.Elif hn
Aşk Doktoru.
Aralık 18th, 2010 on 14:07
Karşılıklı konuşamıyorsanız eğer ilk önce kendinizde, daha sonra karşınızdakinde arayın hatayı.eğer konuşamıyorsanız zaten yaşadığınız şey aşk dışında yaşanan her şeyden ibarettir.sizin zaaflarınızı bulup yaralarınızı kanatan birinin de size hayrı yoktur.küçük oyunlara gelince ben ilişkilerde oyun falan bilmem.oyun oynayacak yaşı çoktan geçtim.Aşk doktoru dediğiniz kısma gelecek olursak haşa hiç öyle şeylere niyet etmedim etmem de.
Aralık 17th, 2010 on 18:25
kıskançlık bir kemirgendir ! temel iki neden özgüven eksikliği ve güvensizliktir. Kıskanılan kişinin yardımıyla çözülebileceğini düşünüyorum.
Aralık 17th, 2010 on 20:02
Karşılıklı anlayış ve destekle sizin de dediğiniz gibi halledilebilinecek bir mesele.teşekkür ediyorum yorumunuz için sevgili Sezgin.