Çok sevdiğim bir arkadaşımın nişanı için İstanbul’a gidiyorum bu haftasonu. Bugün biraz erken kalkıp hazırlık yaptım. Yine bir bavul hazırlayamama durumu var bende. İki gün için bile gitsem bavulum yine bir doluyor bir boşalıyor. Sürekli hava durumunu takip ediyorum kalın bir şeyler mi götürsem yoksa havalar güzel gidiyor ince bir şeyler mi alsam yanıma diye.

Bavul hazırlama işini bir kenara bırakıp bir iki parça şey almak için dışarıya çıktım. Yaya geçidine geldiğimde yaya işareti yeşili gösteriyordu. Tam ilerliyordum ki ambulans sesi duydum. İçim ürperdi o an. Aklıma dedem geldi birden. Kimbilir kaç kez duymuştum dedem iyi olsun diye çağırdığımız bu ambulans sesini. Gözlerim doldu birden. Siren sesinin yaklaşması ile trafikte bir telaş başladı. Kırmızı ışıkta yeşilin yanmasını bekleyen ambulansın önündeki bütün araçlar hızlıca geçmeye başladı. Ambulans önümüzden geçiyordu ki o da nesi ambulansın arkasından en az 10 araç geçti. Yaya geçidinde duran ben ve benim gibi diğer yayalar ise başladık “Uyanıklara bak. Bunların ne aciliyeti var acaba?” diye tepki vermeye.

Ambulansta kimbilir nasıl tarifsiz bir acı ve telaş vardı. Ambulansın arkasından ve önünden giden araçlardakilerin çoğunun yüzünde ise “oh iyi oldu kırmızı ışığı beklemedik” gülücükleri. Gün geçtikçe daha da uzaklaşıyor insan denilen varlık insanlıktan. Hayvanlaşıyorlar demek istemiyorum çünkü hayvanlar bu tarz insanların yanında bende çok daha büyük bir saygı uyandırıyor. İçlerinden ambulansla hastaneye götürülen hastaya “Allah acil şifalar versin” diyecekleri yerde, yüzlerinde saçma sapan kocaman bir gülümseme… Ne diyeyim Allah herkese akıl fikir versin tez günde…

İlginizi çekebilir

  • 08 Mayıs 2011 -- Kırmızı ojeli mutsuz kadınlar (8)
    Kıskanç bir çocuk değildim. Kıskanç bir insan da olmadım. İmrendiğim çok şey vardı elbette. Uzun boylu kadınlara imrendim. Burnu hokka olanlara, renkli gözlülere. Babamı ve annemi kaybettikten sonra b...
  • 24 Ağustos 2009 -- Deniz kızı efsane olarak kalmalı (3)
    En son Endonezya’daki tusunami sonrasında kıyılara vurduğu söylenen deniz kızına ait haberlerin ve çekilen o korkunç fotoğrafların sahte olduğunu öğrenmiştik. Şimdide gündemde İsrailin Hayfa yakınları...
  • 02 Şubat 2012 -- Haydarpaşa garında bir yolsuz(luk) hikayesi (2)
    Yer: Haydarpaşa garı Tarih:24 Eylül 1954 Cuma Lahza: ikindi sonrası ağır bir karanlık çökerken (sanki akşam olmadan gece olmuştu o gün) Elinde tahta bavulu, istasyonda genç bir adam. Tahsilli...
  • 30 Nisan 2010 -- Lanet adam: José Mourinho (1)
    "Dünyanın en iyi teknik direktörü ben değilim ama benden daha iyi bir teknik direktör yok" diyebilecek kadar ukala, işini iyi yapan bir dahi, şımarık, gizemli ve teknik direktörü olduğu takım taraftar...
  • 07 Şubat 2011 -- Suç (0)
    Sadece ağlayan şarkılar susturur bizi. Ve ben gelirim senin nezdinde Ürperir tenin, titrer ellerin, acır yüreğin. O sıra bende acırım bilmezsin. Herkes suçlu! Zaman suçlu, yedi yabancı eller, ...
  • 12 Mayıs 2011 -- Bilme Beni (0)
    Anlam arama söylediğim sözlerde... Düşünme, yargılama, sorma, sorgulama beni... Oluruna bırak, hatta beni kendi halime bırak... Üzerime düşme, üstüme gelme... Bana kendimi önemli hissettirmeye çalışma...