Ebru Şallı’nın kod adı olarak tabir ettiğimiz pilatese bugün itibariyle başlamış bulunmaktayım. Vücudum haşata dönmüş durumda. Allahım sağım solum, bacaklarım, her yanım ayrı kırılıyor ağrıdan. E ama normali budur zaten. Ağrı varsa doğru kasları doğru zaman çalıştırmış, doğru nefesi doğru yerde almışım demektir. Bunu nereden mi biliyorum? Bunu biliyorum çünkü bu sporu yeni değil seneler öncesinde zaten keşfetmiştim.

Daha önce masa tenisi takımında oynarken çıktığım maçlarda vücudumun daha esnek hareket etmesi için başladığım bu aktiviteye yıllar sonra geri dönmenin bende yarattığı ağrılara rağmen pilates yapmak yine de çok güzel. O zamanlar çok rahat bir biçimde bacaklarımı tıpkı bir pergel gibi ikiye ayırıp kollarımı öne doğru uzattığımda kendimi dünyanın en mutlu ve en esnek insanı gibi hissederdim. Tanrım şimdi ise resmen kireç bağlamış lavabolar gibiyim. Dvd deki hatun “bacaklarınızı açabildiğiniz kadar açın ve kollarınızı öne doğru uzatıp rahatlamaya çalışın” diyor” oldu canım başka derdin var mı” diyorum bende ona mızıklaya mızıklaya. Çok fena hırs yaptım eninde sonunda tekrar kazanacağım bu esnekliği artık ne gerek varsa :)

Halimi bir görmelisiniz bir pilates topu benim üzerimde bir ben onun üzerindeyim. Minik bir angora tavşanı misali evin içerisinde popomda topla zıp zıp zıp bütün odalara girip çıkıyorum. Annem “keseceğim o topunu” diyor mahallede arabasına top gelmiş teyzeler gibi :) Babam ise eve geldiğinde benim ona “baba zıpla hadi bak çok eğlenceli lütfen lütfen” diye baskı kurmamla birlikte bir iki haşır neşir oldu pilatesle. Sonrasında ise tepkisi “bence yeterli benim için baksana iki dakika yaptım inceldim bile ne göbek kaldı ne bir şey” oldu.

Kısacası ailecek sıyırdık, eğleniyoruz deliler gibi :)

İlginizi çekebilir

  • 06 Nisan 2011 -- Sahibinden hor kullanılmış iyi niyet (1)
    Çok vedalar unuttum otobüs duraklarında, ama yinede elimi her cebime soktuğumda yenisi avuçlarımdaydı. Şükür’dü veda kıtlığım yoktu… her veda yenisine gebe’ydi, işte iki veda arasında geçirdiğim zaman...
  • 02 Mayıs 2010 -- Olasılıksız (0)
    Sanırım kızgınsın bana, biraz da kırgın. Kaçıp gelmişliğin ve acemi adımlarını saklamanın telaşıyla sözlerini savurdun önüme. Anlaşılamaz bulduğum tavırların anlam kazandığı anda, evet uzun zaman ö...
  • 27 Temmuz 2010 -- Ay ne terbiyesizim :) (8)
    Ah bu telefon sapıkları insana illallah dedirtiyor. Neyse ki gsm şirketleri bu konuya kısmi de olsa bir çözüm buldu. Artık eğer isterseniz numaranızı özel numara aramalarına kapatabiliyorsunuz. Mesela...
  • 10 Mayıs 2011 -- Seviyoo, sevmiyooo… (0)
    Kirpiklerimden geçer ince bir sızı, ya yoksun ya gridesin güpegündüz... ve ben ne saklambaç oynuyorum artık... Ne de dar kaldırımlarımlardan geçiyorum sekerek, papatyalarıda koparmıyorum seviyoo, ...
  • 11 Mart 2010 -- Burası Türkiye sanat bizim neyimize… (0)
    Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi.... Türkiye'de sanat'ın devlet güvencesindeki çatısı, ama o çatı altında neler olup bittiğinden kimsenin haberi yok. Çalınan resimler, sahteleriyle değiştirilen or...
  • 04 Nisan 2012 -- Yüklemsiz (0)
    Adımlarımla ismini aynı cümlede kullanıyorum... İsmini adımlarıma yoldaş kılıyorum; Tasasız, sedasız ve kimsesiz. Hem de hiç kimsesiz... Yürüyoruz yanyana, Yana yana, Yanağımda sıcaklığınla... ...