İçime doğmuş gibiydi sanki… gitme dedim, dinletemedim. Uzun zamandır gitmiyorum, çok ısrar ettiler kıramadım dedi…

Peki sen bilirsin, ama eve gelince oram ağrıyor buram ağrıyor demek yok! dedim… İşten akşam 8’e doğru gelmişti eve… yemek hazırlamıyorum maçtan (halı saha) geldikten sonra yersin dedim.. Yok yok kurt gibi açım bekleyemem maç saat 10’da arada 2 saat var bir şey olmaz dedi… Yemeği ısıttım, bir güzel yedi… çay da hazırdı üstüne 3 fincan çay içti ve formasını giyerek çıktı evden… Gece 12’ye doğru geldi eve, duşa girdi… Ben de kendime bol tarçınlı sıcacık bir salep hazırladım. Bir iki yudum aldım ki eşim banyodan çıktı…

Yetiş çok fenayım gel tut beni, tansiyonum düştü herhalde dedi. Eee olacağı buydu sana gitme demiştim diye söylenirken ben, birden banyonun önündeki koridora yığıldı kaldı… Nefes alamıyorum, midem bulanıyor dedi… Çok terlemişti, oluk oluk ter akıyordu tepeden tırnağa… Oturur pozisyona getirdim, önüne bir kova koydum… Hadi kus rahatlatır seni dememe kalmadan zaten kusmaya başladı… Panik halde hemen karşı dairemizde oturan ablamlara koştum… Yetişin Serkan’a bişey oldu dedim ve Serkan’ın yanına döndüm… Hemen arkamdan ablam ve eşi de geldi…  Serkan öylece yerde yatıyor yarı baygın halde, göğsüme bişey oturdu sanki nefes alamıyorum diyebildi… Hemen 112’yi aradık. Ambulans tahminimizden de hızlı bir şekilde geldi. Önce Haydarpaşa Numune Hastanesinin Aciline gittik, hemen EKG si çekildi… Kalp krizi geçiriyor, hemen Siyami Ersek Hastanesine götürün dediler… Aynı ambulansla Siyami Ersek’e gittik. Eşim kalp krizi geçirirken ben de aynı zaman da şok geçiriyordum. Yaşı henüz 35…

Hemen anjioya alındı… anjioda ne yazık ki bir damarın tamamen tıkanmış olduğunu saptadılar ve tıkanan damara stent takarak açtılar… Şu an yoğun bakımda tutuluyor… Aslında anjioya alınıp stent takıldıktan hemen sonra doktoruyla görüşmüştüm ama olayın şokunu atlatamadığımdan doktorun söylediklerini çok fazla anlayamamıştım… Tek derdim içeri girip bir an evvel eşimi görmekti…

Bugün doktoruyla tekrar görüştüm… Çok hızlı bir şekilde hastaneye yetiştirdiğimiz için kalp kasları ve oradaki dokuların herhangi bir zarar görmediğini, durumunun gayet iyi olduğunu ama yoğun bakımda tutmak zorunda olduklarını söyledi… Yoğun bakımda olduğundan kimseyle görüştürülmüyor… Doktor daha fazla burada beklemeyin lütfen evinize gidin ve dinlenin, görüş saatinde gelir görürsünüz, onun dışında burada yapacak bir şeyiniz yok dedi ve beni/bizi eve gönderdi…

Eşim bundan 5 yıl öncede kanser denen şu illet hastalığa yakalanmıştı… Operasyon geçirmiş ve 3 ay süre ile kemoterapi görmüştü… Allaha bin şükür ki onu atlattık gitti… Aslında şimdi düşünüyorum o günler çok daha zor günlerdi bizim için… hele o 3 aylık kemoterapi süresini Allah düşmanımın başına vermesin…

Bizim İlkokul 1. sınıfa giden bir oğlumuz var… adı Umut. Yavrum, o da ilki henüz 1 yaşındayken, ikincisi 5.5 yaşındayken olmak üzere her iki gözünden de ameliyat olmak zorunda kaldı…

Hal böyle olunca da ister istemez her b.k bizi mi buluyor diye isyan etmekten kendimi alamıyorum…

Evet arkadaşlar, bu benim 4. yazım sizlere… isterdim ki daha güzel şeyler yazayım ama içimi dökmek istedim, paylaşmak istedim. Bu arada paylaşmak demişken, 3 gündür benim ve eşimin telefonu hiç susmadı; sevenlerimiz, dostlarımız, akrabalarımız,  hastaneye gittiğimiz ilk geceden itibaren resmen hastaneye akın ettiler ve beni hiç yalnız bırakmadılar, herkese çok çok teşekkür ediyorum…

Sağlıklı günler diliyorum….

İlginizi çekebilir

  • 10 Ocak 2011 -- UGG (4)
    Kış mevsiminin kendini iyiden iyiye hissettirdiği şu günlerde dışarıya çıktığımızda şifayı kapmamak için en çok ayaklarımızın ve başımızın üşümemesine özen gösteriyoruz. Ya da kendi adıma konuşmam ger...
  • 12 Aralık 2011 -- Sevdiğim kız benden gözlerini kaçırınca (2)
    Her zamanki gibi gözlerin zor açıldığı, iki laf edecek mecalin olmadığı anlardan birinde karşılaştım onunla. O kestane rengi saçlarıyla yüzünü kapattı ve beni görmemeyi seçti. Bense anın durgunluğunda...
  • 24 Ağustos 2011 -- Yapamıyorum (0)
    nereye dönüp baksam hep seni görüyorum ne zaman yağmur yağsa sesini dinliyorum her rüzgar estiğinde kokunu soluyorum unutmak istiyorum ama yapamıyorum keşke yağmasa yağmur duymasam hiç se...
  • 23 Aralık 2010 -- Bay Gri.com iki yaşında (15)
    Vay be şurada yazdığım ilk yazıyla yayım hayatına başladığımızı haber vermiştim. Bak işte burada da birinci yaşımızı kutlamıştık. Ve bugün; içinden gökkuşağı geçirmeye çalışarak hayatın asık suratı...
  • 31 Aralık 2009 -- Mutlu aydınlık bir yıl diliyorum (2)
    Buz mavisi gecelerin ışıkları söndü...başka alışkanlıkların zilleri gece yarısından sonra uyanışlara sebeb oluyor... Sessiz kaçışların öyküleri yazılıyor, sahipsiz ellerdeki kalemlerle...tükenmez u...
  • 13 Ocak 2011 -- Ali Kırca/ Ali Sami Yen Sonsuza Kadar… (0)
    Ali Sami Yen'deki son maç sonrası Ali Kırca'nın okuduğu veda şiiri oldukça etkileyici. Türkiye'de kendine güvenin ve yapılamayanı yapmanın adı olan Galatasaray'ın son maçı sonrasındaki bu veda şiiri a...