Bir erkek çok iyi anlaştığı normal bir kız arkadaşına, herhangi bir zaman diliminde, kısa ya da uzun süreli ufacık olsa bile bir his beslermiş… Onu sahiplenir, korur, fark etmeden şuursuzca kıskanırmış… Neden böyle yaptığını kendi içerisinde sorguladığında ise cevabını vermekten korktuğu yeni sorularla karşılaşırmış. Bu yüzden de hislerini görmezden gelir hep ertelermiş… Ta ki aşık olduğu en yakın kız arkadaşı “hayatıma artık birisinin girmesi gerektiğini düşünüyorum” diyene kadar…
Mete, Ceren’in yaptığı bu açıklamadan sonra birden hayatındaki en değer verdiği varlığı göz göre göre kaybedeceğim endişesi içerisinde ne yapacağını şaşırdı. İlk önce kendine itiraf etti hislerini. “Ben bu kıza sırılsıklam aşığım!” diye. Sonrasında ise beraber birçok fasıl sofrasında, hoş sohbetiyle onun yanında olan en yakın dostuna açıldı, ondan bu konuda kendisine yardım etmesini istedi…
Mete her haltını bildiği ve her haltını anlattığı Ceren’e engellenemez bir biçimde aşık olmuştu ve ne yapsam diye dehşete kapılmış bir biçimde umarsızca düşünmeye başlamıştı. Ceren’e ne zaman birisi ilgi gösterse ve Ceren ne zaman böyle birinin varlığından bahsetse Mete başladı “ya ben tanıyorum o çocuğu hiç sağlam ayakkabı değildir o. Yanına bile yanaştırmam sakın bak telefonunu bulur da seni aramaya kalkarsa açma telefonunu ve bana haber ver tatlım tamam mı?” gibi enteresan tepkiler vermeye …
Ceren dostu olarak gördüğü Mete’nin ilişkiler konusundaki devamlı akıl veren hallerinden ve sert çıkışlarından bunalmış bu yüzden de bir karar alıp hayatına dahil olan adamı ondan gizlemişti.
Aradan iki hafta geçmişti Mete Ceren’in ne zaman arasa sürekli meşgul olan telefonundan bir şeyler olduğunu sezmiş ama bir tarafı da “Biri olsa bana söylerdi. Zaten aramız nane molla bir de biri mi var diye sorup canını sıkmayayım kızın. En iyisi içimde ne varsa söyleyip kurtulmak. Yoksa içimdeki bu hisler beni bitirecek” diye düşündü Ceren’i arayıp en neşeli ses tonu ile aralarındaki buzlara inat “hadi kalk çay içmeye gidelim zilli” dedi. Ceren bu telefon karşısında an itibariyle yaşadığı mutluluğa mutluluk katmış hemen çay içecekleri yere doğru koşmuştu.
Mete, Ceren’den daha heyecanlı hallerde iki haftadır görmediği sevdiceğini karşısında görünce ona sıkıca sarıldı. Ceren ise Mete’nin yanağına kocaman bir öpücük kondurup “seni özledim. Hem sana anlatacaklarım var ve hepsi çok birikti” dedi. Masalarına oturdukları gibi Ceren ağzını açıp tam hayatında birisinin olduğunu söyleyecekti ki Mete iki parmağını Ceren’in dudaklarının üzerine doğru götürdü “Bu kez ben anlatacağım ve sen hiç sözümü kesmeden beni dinleyeceksin. Anlaştık mı zilli?” diye sordu. Ceren dudağı mühürlenmiş gibi bir hisse kapılıp göz kapaklarını sıkıca yumup açtı.
Mete başladı içindekileri bir bir dökmeye meydana; “Ne tepki vereceğini bilmiyorum. Bunları sana söylememek için uzun zamandır kendimle savaşıyorum. Ama olmuyor kendime yenildim, hislerime yenildim ben… Anladım ki insan aşık olunca bir hiç oluyormuş. yaptıkları ve yapacakları karşısında anlamsızlaşıyormuş. Demek istediğimi anlayıp anlamadığından emin değilim. Sadece lütfen düşün. Belki sana delice geldi bu fikir ama gerçek bu. Seni hayatımda istiyorum ama arkadaş gibi ya da dost gibi değil… Seni hayatımda istiyorum. Kısacası benim hayatımdaki her şey olmanı istiyorum…” dedi.
Ceren şaşkın bir halde boş gözlerle Mete’ye bakıyordu. Her şey anlamını yitirmişti. Artık onunla ne arkadaş olabilirlerdi ne de dost… Mete’ye hiç o gözle bakmamıştı ki… Boş gözlerle Mete’ye bakıp bunları düşündüğü sırada omuzunda bir elin sıcaklığını hissetti Ceren. “Hayatımın manası geç kalmadım değil mi?” dedi ve haylazca Ceren’in yanağından sıkı bir makas aldı Kerem, sonrada gözleri dolu dolu bakan Mete’ye doğru elini uzattıp “Merhaba bu şirinlik muskası senden o kadar çok bahsetti ki seninle tanışmak için sabırsızlanıyordum Mete” diye sözlerine ekledi.
Mete ne yapacağını şaşırmış vaziyette zoraki bir şekilde elini sıktı Kerem’in. Sonra birden ayaklandı “gitmeliyim yetişmem gereken bir yer var” dedi ve koşar adımlarla bulunduğu yerden uzaklaştı. Ceren Mete’nin gidişini an ve an izlerken kendini daha fazla tutamayıp gözyaşlarının damlamasına engel olamadı…
Mete tek başına bir yolculuğa çıkmıştı ve o an Ceren için sonsuza dek kayıplara karışmıştı…
Belki sevebilirim, belki farklı görebilirimleri yoktu ikisinin de. Belkiler tüketilmiş, keşkeler yalnızlığın tam ortasına özgürce bayrak dikmiş, sadece aşk değil bu kez dostluk da kaybedilmişti…






Ocak 7th, 2011 on 18:16
Off be ablam! Finallere calisiyorken bu hikaye hic olmadi ya. Kahveye falan vurayim kendimi dagildim valla. Allah kimsenin basina boyle dert vermesin. Cok akici ve gercekci yazmissin. Tebrik ederim:)
Ocak 7th, 2011 on 18:47
az kaldı bebeğim şu finallerin bitsin acısını çıkartırız stresinin.Seni çok seviyorum. Neyse bu kadar ilgi yeter
Şimdi totonu kaldır ders çalış eşşek sıpası