Çocukluktan çıkmış, henüz gençliğe adım atma çağlarında körpe bir delikanlıydı. Rahatsızlığı nedeniyle olur, olmadık yerlerde başı dönüyor, gözü kararıyor, düşüp bayılıyor ve kendinden geçiyordu. Bu nedenle zaman zaman üzerine kara bulutların çökeceğini bildiğinden sokakta, bağda bahçede ve okulda gönlünce coşup oynayamıyor, dahası seyyar satıcılık yapan babasına yardım edemiyordu.
Oysa o daha yaşamının baharındaydı. Umutları, hayalleri, yaşayacağı acı tatlı nice günleri vardı önünde, onu bekleyen. Ama gün geçtikçe yarınlara dair umutları, hayalleri yitip gidiyordu. Kum tanecikleri gibi kayıyordu hayatı sanki ayaklarının altından. Çaresizdi. Kendisiyle baş başa kaldığı gecelerde bir el uzanır değer omzuma ümidiyle tatlı hayaller kurar öyle uykuya dalardı. Anne ve babanın çabaları ise yetersizdi. Fakirlik fukaralık bellerini bükmüş, uzaklar da bir ışığı arayacak takat bile bırakmamıştı. Evlat sevgisiyle dolu yürekleri yinede çocuklarının yarınlarını aydınlatacak bir ışığa kavuşabilmesinin hasreti ile yanıp tutuşuyordu.
Hani hep çaresiz kaldığımız günlerde gün doğmadan neler doğar deyip teselli ederiz ya kendi kendimizi, bazen de çevremizi. İşte öyle bir şey olur. Okulundaki öğretmeni bir elektronik posta ile onun için bir mum ışığı yakar! Ve o mum ışığının aydınlattığı gün Batman’lı Veysel için doğar.
Esma öğretmenin yüreği öğrencisinin bu çaresizliğine daha fazla dayanamaz. Doktorlar da bu tür ameliyatın bulundukları şehirde yapılamayacağını belirtince kendi kendine bir şeyler yapmalıyım der. Sonunda ileri düzeydeki ameliyatların yapıldığı büyükşehirdeki bir merkeze aşağıdaki elektronik postayı gönderir.
Merhaba
Ben batmana yeni atanmış bir öğretmenim ve sınıfımda, beyninde sağlık durumunu etkileyecek ciddi bir sorunu olan bir öğrencim var. Beyindeki bir damar tıkanmış ve damar yerine elastik bir hortum takılmış. Ama öğrencinin gözlerinde kararma ve baş dönmesi var iki gündür hastaneydik ve öğrendik ki hortum artık işlevini yitirmiş. Değiştirilmesi lazım. Ama sorun para. Maddi durumları hiç iyi değil, babasıyla beraber evi geçindiriyorlar. Hem seyyar satıcılık yapıyor, hem okuyor. Biz elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Tanıdıklarımız sayesinde paranın birazını temin ettik. Batmanda bu ameliyat yapılamıyormuş. Merkezinize getirmeye karar verdik. Ama bu ameliyatın tam olarak ne kadara mal olabileceği konusunda bilgimiz yok. Bu konuda beni bilgilendirmenizi rica ediyorum.
Merkezin idarecisi mektubu okur. İçinden, ilkönce bu mektubu ne annesi ne babası nede diğer akrabaları göndermiş. Belli ki Esma öğretmen eğitimciliğinin yanında topluma duyarlı birisi ki her ne kadar ameliyatın maliyetini öğrenmek istese de onlar için bir umut ışığı ve şefkatli bir el arayışı içine girmiş ve bu elektronik postayı göndermiş der. Duygulanır ve mektubu bir daha okur.
Sonra çok uzaklardan gelen bu çığlığı yüreğinin derinlerinde hisseder. Kendi çocukları aklına gelir. Empati yapar. Şimdi her şeyi devlet ödüyor, masrafınız pek olmaz yalnız randevu alın, randevunuz ne zamansa o gün gelin, ben randevu vermiyorum. Şu numarayla irtibata geçin, gibi klasik cevaplar vermek istemez.
Rahatsızlığın önemini de göz önüne alarak, hemen görüşmesi ve onayını alması gereken beyin cerrahı hocalarını bulmaya çalışır. Merkez dışında olan hocaları birer birer cep numaralarından arar. Onlara durumu izah eder ve tedavi için onaylarını alır.
Elektronik postasında” lütfen cevabınızı bekliyorum” diyen Esma öğretmene o akşam üzeri döner ve “ sizin hiç para pul toplamanıza gerek yok bilet parasını ayarlayın akşam otobüse bindirin ve merkezimize hastayı gönderin” diye mesaj atar.
Veysel ertesi günün sabahı merkezdedir. Bu kısa sürede olup bitene bir anlam vermeye çalışır ama veremez ve bu yüzden biraz şaşkın da olsa aslında mutludur. Yüzündeki tebessümler ile operasyonun saatini beklemeye başlar…
Batman’lı Veysel’in hikâyesinde Esma öğretmen her ne kadar elektronik postasında sorun para demiş olsa bile aslında şimdi sorun parada değildi. Çünkü o eskidendi. Şimdi her şeyi devlet ödüyor. Şimdi sorun ilgide alakada, insana değer vermede. Yeter ki ilgi alaka olsun. Yeter ki makam odaları ve o koltuklarında oturanlar zaman zaman kendi ellerine bakabilsinler! İşte o zaman devletin şefkatli elleri denilen şeyin aslında kendi elleri olduğunu rahatlıkla görecek ve ona göre hareket edebileceklerdir.






Son yorumlar