17 Ağustos Gölcük depremini anlatan Lamekan/deprem belgeselini bir kez daha izledim bu gece. Ve yine gözyaşlarıma engel olamadım… Derin hıçkırıklara boğuldum… Depremi an ve an yaşayan insanların anlatımıyla oluşturulan belgeseli izledikçe sanki o cehennem gününe yeniden dönmüş gibi hissettim kendimi.
O felaket gecesini daha dün gibi hatırlıyorum. Yazlıktaydım, yatağımın içinde kim bilir bilmem kaçıncı uykumdaydım… Uykumun en ağır anında birden sarsılmaya başladım… Yatağım odanın içerisinde bir sağa bir sola doğru gidiyordu. Her şey kontrolden çıkmıştı sanki… Uyku sersemi ne olup bittiğini anlamaya çalışırken teyzem yattığı odadan koşarak yanıma geldi. Hemen bir kirişin altında sığındık… Ah o beklemek yok mu sanki saniyeler geçmek bilmeyen dakikalara, saatlere dönüşüyor gibiydi… Duvarlar çatırdıyordu bekleyişimiz eşliğinde…
Sarsıntı durduğunda kesin bir yerde hayat durdu dedim içimden… Alt kata inip hemen televizyonu açtığımızda ise bu felaket tahminimden daha da kötüydü. Hangi kanalı açsak son dakika haberi olarak kocaman bir başlık karşılıyordu bizi; “GÖLCÜK ÇÖKTÜ” diyordu haberler… Her kanalda ayrı bir can kaygısı naklen gösteriliyordu…
Etraf bağrışan, ağlayan, yardım isteyen, isyan eden vücudu ve yüreği yaralı olan insanlarla doluydu… Kimisi kaybettiklerine ağlıyordu, kimisi ise göçük altında can çekişiyordu… O gece bize, hayata başka bir pencereden bakmamızı sağlayan Gölcük sanki mahşer yeri gibiydi…
Bu gece Lamekan belgeselinde gösterilenler, anlatılanlar ve yaşananlar aslında hayatın ta kendisiydi… İşte bu yüzden bu belgesel diğerlerinin yanında çok daha özeldi… Belgeselin sonunda ise bir cümle vardı, gözyaşlarımı tutmadan yarım yamalak okuyabildiğim bir cümle… Diyordu ki;
“Kalanlar birer ceset, gidenler ise melekti…”
Bütün o güzel insanların acılarına bir kez daha ortak oldu bu gece yüreğim… Allah bu felakette hayatını kaybetmiş insanları nurlar içerisinde yatırsın, yakınlarını kaybetmiş insanlara ise sabır ve yaralarını sarma azmi versin inşallah…






Son yorumlar