Kısaca tanımlarsak; Otizm, üç yaşından önce başlayan ve ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan, beynin gelişimini engelleyen bir rahatsızlıktır. Aileler genellikle çocuklarının yaşamının ilk iki yılında belirtileri fark ederler. Otizmin çaresi yoktur. Otistik çocukların çok azı erişkin olduktan sonra bağımsız yaşamakta, ama sadece bir kısmı bunda başarılı olabilmektedir.
İşte benim etkilendiğim nokta da burda başladı. Cumartesi akşamı NTV de yayınlanan Otistik çocuklara destek amaçlı ve ünlülerin katıldığı bir program öncesi bir film yayınlandı. Film de otistik bir kızın hikayesi anlatılıyordu. Dört yaşına kadar hiç konuşmayan bu kızın adı Temple Grandin. Annesi, kızının asla bu rahatsızlığa yenik düşmemesi için elinden ne geliyorsa yapmış ve bunu da başarmıştır. O kadar zeki ve meraklı bir kız ki, bütün eğitim hayatı boyunca çok başarılı olmuş, araştırmalar yapmış, çalışma ve öğrenme isteğini hiç bırakmamış.
Kendisine dokunulmasından hoşlanmadığı için vücudunu sıkıştırarak sarılma hissi veren bir makina bile yapmıştır. Bu makina sayesinde yanlızlığından ve korkularından kurtulmuş olduğunu her fırsatta söylemektedir.
Üniversite mastırını sığırlar üzerine yaparken kimseden destek görmemiş ama yılmadan devam etmiştir. Daha sonra projelerini kabul ettirerek büyük başarılar sağlamıştır.
Aslında filmi anlatmakla olmuyor mutlaka seyretmenizi isterim. Ben çok etkilendim ve gördüm ki hayatta hiç bir şeyden vazgeçmemek en önemlisi de eğitim ve destek vererek herşeyi başarmak mümkündür.
Yedi Emmy Ödülü almış bir film, Pazar gecesi de Mini Film ödülünde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldı. Otistik çocukların nasıl olduğunu bilmiyor, merak ediyor ve onları anlamak istiyorsanız bu filmi mutlaka seyredin. Çünkü bu rahatsızlığı Ülkemizde pek bilen yok. Onları anlamak ve ailelerine destek olmamız gerekir. Eğer böyle bir ihtiyaç olursa ben elimden geleni yapmaya hazırım.
Film 1966 yıllarında geçiyor. Şu an 63 yaşında olan Temple Grandin hala otistik çocukların eğitimi için seminerler veriyor ve hala sığırlar üzerinde çalışmalarını hiç bırakmadan sürdüren bir profesör. Bu çok güzel ve gurur verici bir şey olmalı. Etkilenmemek mümkün değil…
Sevgi dolu, sağlıklı ve mutlu günler dilerim..






Ocak 19th, 2011 on 17:29
Umarım öyle olur Elif hanım… Ben çok etkilendim onun için yazdım. Bir katkım olursa ne mutlu bana.. Sevgiler..
Ocak 19th, 2011 on 03:24
Güzel bir yazı olmuş Saliha Hanım. Umarım insanlar otizm konusunda daha fazla bilinçlenir.