O benim alelacele toplanmış, sanki dağınıklığın azarından korkmuş, savruk yanımdı…
Bense, yaşamak için yaratılmış olan…
Oysa bilmiyorlardı, o yaşamak istemeden benim yaşamak istememin bir anlamı yoktu…
Ne zaman doğmak istesem hayata, tutuyordu ellerimi, gitme!
Kalıyordum sersem bir âşık gibi. Kalıyorduk. Biz iki kişiydik… Ben ve o…
O benim acıtılmış yanımdı ben onun hiç tatmadığı şımartılmış…
Ağlamalısın diyordu yapabilirsin, ben hep susuyordum. Onun hıçkırıklarını alıyordum, gözlerime hüzün takındığım zamanlarda. İğreti duruyordu.
Bir gün sordu, ne zaman sevecekler beni… Oysa sen… Ne çok sevmişlerdi seni… Damarıma basmışlar gibi bağırdım ona belki de ilk defa… Sen varken sevseler ne olur ki, sen varken ben kimseyi sevemiyorum… Git artık bıktım senden!
Gözlerindeki hüznü hiç o kadar canlı görmemiştim… Sustu o günden sonra, sesini hiç duymadım… Dizleri kanadığında da, canı yandığında da hiç konuşmadı… Hiç ağlamadı, tuzun kokusunu hep duydum ama yaşlarını görmedim… Biliyordum içine akıtıyordu…
Mavi kız sustu o günden sonra… Şimdi iki kişiyiz diyemiyorum sadece yarım bir ben var… Çok sonraları öğrenecektim. Onun bir buçuk benimse yarım olduğumu… O gülmeden benim gülemeyeceğimi… Şimdilerde kimse sevmiyor beni… Ben ona bağıralı beri, içimde bir şey kopuk… Adı yok… Suskun bütün cümleler. Sanki o ölmüş ardında daha ölü bir ben bırakmıştı… Söylemek istedim bunu ona, defalarca ama yapamadım…
Resimlerde gezdim bir süre… Bana benzeyen ama ben olmayan resimler, gözlerimin karasına hapsettiğim onu gördüm… Sesler çınladı kulaklarımda, gülerken bile gözlerimdeki hüznü görenlerin sözleri… Gözbebeklerinde ki bu hüzün de ne? Diyemedim onlara ben yarattım bunu… Onu sessizliğe hapsettiğimden beri ben artık sadece hüzünüm diyemedim… Sustum, ne zaman yaşamak istesem kursağıma takıldı. Şeytana yenilen Âdem’in elması gibi…
Bir gün ne kadar geçti bilmiyorum ellerini buldum saçlarında, ellerimin aksine sıcacıktılar… Baktı gözlerime o kocaman gözleriyle… Biraz annem, biraz babam kokan… Bana en çok benzeyen yanıyla… Susarak sevdi beni, özlediğim huzurla… Önce kendini sev dedi… Yoksa kimsenin seni sevmesine izin veremezsin… Ağladım, ellerine damlayan yaşları sevinçle izledi… Oda ağladı, kokusu genzime doldu… Sustuk beraber, bir ömre yetecek suskunluktu bizimki… İçimdeki çocuk bozmuştu sessizliğini, önce kendini sevmelisin… Sevdim, bana rağmen beni sevdim… Sustum, sustuk…







Ocak 20th, 2011 on 21:39
Çok ilginç bir makale hazırlamışsınız..:) İlginç fakat çok güzel…:)) Şu da bir gerçekki hayatımız boyunca bazı eksiklikleri hissediyoruz zaman zaman…:))) Cevabınıda bulmuş değilim…yazınızı bir daha okuyayım bakalım, işin içinden çıkacakmıyım..:))))
Neşeli bir akşam diliyorum…
Ocak 19th, 2011 on 00:12
Şaire’nin gizli bahçesinde kendine rağmen sevmeye çalıştığı kendisiyle yaptığı iç konuşma…şizofrenik bir diyalog…
Çok etkileyici
güzel olmuş kutluyorum.