Düş tü öyle gördüm onu…
Evet sanki sırtından bir dünya düştü…
Üşengeçliğinden eğilip alamadı yüzünden dökülen hüznü…
Karşımda bir dağ gibi mağrur …
Ama karınca kadar ezik duruyordu suratındaki ruh…
Ve ruh konuştu; (… )…
- Kolumdaki yaraları sordu?..
- “Tutunurken öle oldu” dedim
- Ya “yüreğindeki yaralar” dedi
- “Tutulurken öle oldu” dedim
- “Peki ya gözlerindeki suskunluk ne” dedi
- “Hiç dokunma,sus!…” dedim
Gözlerimden öptü ve sustu!..
- Sonra ellerimi tuttu..
- Nasırlı ve çatlak ellerim onun o küçük avuçlarında kayboldu!…
- “Hava çok soğuk üşüyor musun?…” dedi
- “Evet üşüyorum” dedim… “üşüyorum”
- “Gel bakiyim çocuk” deyip uzun uzun sarıldı… öyle bir sarıldı ki o an kendimi yok hissettim…
- “Çocuk hala üşüyor musun” dedi
- “Üşüyorum çok üşüyorum” dedim
- Güldü:) ve dedi ki…
- Çocuk oyun bozanlık yapma!…
- Her şeye rağmen şemsiyesini ters çevirip,
- Yağmur damlalarını kurumasınlar diye toplayan o kadın şimdi beni seviyordu…
- O kadar mutluydum ki yanında hiç utanmadan ağladım
- “Çocuk!” ;
- “Erkek adam hiç ağlar mı ?”.. dedi..
- “Daha büyümedim yüreğim çocuk kaldı”.. dedim..
- İç geçirdi ve
- “Keşke bende çocuk kalabilseydim” dedi…
Sonra yürüdük ağır ağır ve sustuk kör, sağır, dilsiz…
Bir kaç kaçamak bakıştan başka bir şey söyleyemedik bir birimize
Sahil kenarında kıyı kıyı yürüdük gün batımına doğru
Ellerimi sıkıca tutuyor, ara sıra titrediğini fark ediyordum
öyle bir hal almıştı ki ellerim sanki kime dokunsam o olu veriyor
Ve ben o günden sonra ellerimi hiç yıkamadım
Hep cebimde taşıdım, özenle, canım gibi
Sırf yüreğim onda çocuk kalsın diye!






Ocak 30th, 2011 on 13:55
teşekürler efendim… lütfettiniz okumakla…
Ocak 30th, 2011 on 00:52
çok anlamlı çok güzel yüreğinize sağlık Semih bey.
Ocak 30th, 2011 on 00:49
yüreğinize sağlık