son cengiz aydin*Yaşıyorum, liğme liğme laneti kesen bıçağın sırtı gibi, pişmanlıklarımı kurşuna dizer gibi. Yaşıyorum işte… kendimi dünyadan def edip, cehennemin dibini bekler gibi..

*Duymadığım cümleler kur bana… iyi niyetle yıkanmış, duyunca kalbimi eline vereceğim, duyunca varlığımı kalbine gömeceğim…

*Sen; tepeden tırnağa bana soyunuk, ben; tepeden tırnağa sana giyinik… ama ikimiz de tanrının hiçbirşeyi…

*Ey gözlerini gözlerime misafir edemediğim sevgili, yumma gözlerini hala ümidim var…

*Senden bana kalan şizofren şiirleri, derilerimden yüzdüğüm kırmızı öpüşleri ve dokunduğun tüm organlarımı, seri katil ruhlu bir öykücüye, katil bir ruh karşılığında sattım… İsmindeki sesli harflerin sesini kıstım, bağırsalarda duymuyorum, kulaklarım sana kapalı. Çok anlamsızsın, adsızsın artık, mütemadiyen kısık, anlamsız ve adsız kalacaksın…

*O gece müsait bir yerine aşk bırakırken, sonraki gece gümbürtüye gideceğimden haberim yoktu ve şimdi bana iç acılarımın toplamı sen ediyor diyebiliyorsan, beni kendinden çıkarıp saydam bir yalana büründüğün sonraki geceyi hatırla…

*Yine bir aşk kendini gömüyor ilk tomurcuklandığı yere ve biz birbirimizden soyunup sıfırın göbeğinde çırılçıplak ölüyoruz…

*Parça tesirli paranoyalar doğuruyorum aklımın kucağına, ve yine sıkı sıkı sarılıyorum acemi şairliğime sesim çıkmıyor…

*ilkbahar doğurganlığında ve gece yarısı kışkırtıcılığındaki tüm sevişmeleri tetikleyen militan, bir bilinçaltı cinayetinin kimliksiz faili, hiçliğinden tutularak, günahlarından arındırılarak ve şefkatle masumlaştırılarak, kendinden çıkartılıp sana giydirildi. Şimdi sen soyunursan o çırılçıplak kalır…