Galatasaray’ın yeni stadı Türk Telekom Arena Ajax maçıyla sancılı bir şekilde açıldı. Açılışa damgasını vuran protesto ise gündemdeki yerini hala korumakta ve tartışılmakta.

Ben eğer maça gitseydim Toki başkanının konuşmasını heyecanına verip bir kenara koyar, stada girdiğimde bir GS taraftarı ve futbolsever olarak UEFA standartlarında yapılan tertemiz, pırıl pırıl bir stada kavuşmanın gururunu yaşar bunun doyasıya tadını çıkarmaya çalışırdım.

Sonra diğer statların özellikle Şükrü Saraçoğlu’nun yanında artık gecekondu vari kalan Sami Yen de maç seyrettiğim o cefalı günleri hatırlardım. Türk Telekom Arena’nın bin bir zorluk içinde yapımı sürdürülürken/sürdürülemezken karşılaşılan zorlukları, kulübün çaresizliğini, firmaların inşaatı yarım bırakıp gitmelerini tam bu zamanlarda verilen desteği gözümün önüne getirirdim. Yapandan, destek olandan herkesten Allah razı olsun, eli kolu dert görmesin derdim. Tıpkı Anadolu’da bir çamurlu yolun asfaltlanması ve dere üzerine bir köprü yapımı gibi kendisine bir hizmetin getirilmesinden sonra o insanların gösterdiği kadirşinaslık gibi.

Yani böyle bir protestoya katılmazdım.

Ha protestoya katılanlar babasının parasını mı verdi, devletin parasını verdi yapacaktı tabi o onun görevi diyebilirler.  Ama unutmayalım ki bu destek idarenin yetkisindedir. Onu bu yönde kullanıp kullanmama seçenekleri vardır önlerinde. İstenilse idi bana ne! Denilip iş içinden de çıkılabilirdi. O finansman başka bir projede kullanılabilirdi. Destek verilmeyebilirdi. O zaman kim ne söyleyebilirdi? Sadece başbakan FB’li belki o yüzden destek vermedi denilebilirdi:)) O kadar. Stadın inşaatı ise işin içinden bir türlü çıkamayan kulübe kalabilir ve sittin sene bitmeyebilirdi.

Ayrıca bu işler öyle atıp tutmakla da olmuyor. Nereden biliyorsun diyenler olabilir. Kaç başkan geldi geçti takip edenler bilir bu stat işi bir türlü yoluna koyulamadı. Kolay değildi tabi. Büyük bir proje ve hep bir şeyler eksik kalıyor, olmuyordu bir türlü. Nihayetinde Aslan tepe’ye başlandı. Ama iş yine tıkandı. Sporun içinden gelen başbakan bu durumu görüp işe gönül verdi, destek verdi.

Hata mı yaptı?  Yapmasa mıydı?

İşte işin önünü arkasını unutup bir taraftar olarak dörtdörtlük localarda bir elde puro bir elde kahve bir yanda özel misafirlerin keyifle maç izleyeceksin, sonrada bu ortamı sana sağlayana katkısı olana kuru bir teşekkürü bile çok göreceksin.

Böyle olmaz, olmamalı!

Üstelik yakıştı mı hiç?  Okullu bir geleneği ile övünen Galatasaray taraftarına!

Bence hiç yakışmadı!

İcraatını, ideolojisini ve diğer söylemlerini beğenelim veya beğenmeyelim o muhteşem stadyuma bir şekilde destek veren her kim olursa olsun, eğer ki ben maçta olsaydım sapla samanı birbirine karıştırmadan davranır, kerhen bile olsa alkışlar, desteği için teşekkür ederdim. Islıklamazdım.

Bu bana bir taraftar olarak hiçbir şey kaybettirmezdi. Ama şimdi birçok şey kaybettirdi. En azından stada desteğini veren bir başbakanı açılışta ıslıklayan taraftar olarak hafızalara yer etti.

Ayrıca tüm bunlara rağmen ben yinede protesto edeceksem de kendimle tutarlı olur, koşa koşa açılış maçına gitmezdim.

Mecidiye köyde toplanır protestoyu orada yapardım.

İlginizi çekebilir

  • 23 Eylül 2009 -- El öpenleriniz çok olsun (0)
    Nerede olursak olalım, bayram bizde bir gece önceden eşimi ertesi gün bayram namazına gönderebilme şirinliklerimle başlar. Gitmediğini hiç bilmem ama neden bilmem sanki gitmeyecekmiş gibi ille bana na...
  • 19 Ocak 2009 -- Ağva’da huzur var (1)
    Geziyorum da bu hafta nihayet Ağvadayım.    Nihayet diyorum çünkü “ Bir İstanbul masalı” dizisini seyrettiğimden beri aklımdadır Ağva. Ağzımda da hep Ağva’ya gitmek istiyorum lafı. Çok söylemiş olmalı...
  • 16 Aralık 2010 -- Yanılgı (0)
    Hayattaki en büyük yanılgısını yaşıyordu onun kalbi... Sen susuyordun, o ise senin ona ne yaptığının farkında durmadan ağlıyordu senin geride bıraktıklarına... İçinden çıkılmaz bir oyunun tam ortasınd...
  • 22 Nisan 2011 -- Yarın 23 Nisan (0)
    Çocukluğumun geçtiği seksenli yıllarda gösterişten uzak, mütevazi evlerimizin duvarında mutlaka bir Atatürk resmi olurdu. Eskiden misafir odaları vardı bilen bilir. En güzel koltuk ve vitrin takımları...
  • 12 Haziran 2009 -- Korkmalısın, seni sevdiğini söyleyen kadınlardan (0)
    Yüzünden kaldırılmayı bekleyen cenazeleri, yüreginle yıkamayı ve defnetmeyi neden düşünmüyorsun...dünya düşlediğin gibi değil elbet. Güzel olan sensin ve senin düşlerin, öyleyse mertliğini düşlerine n...
  • 03 Ekim 2011 -- Sönence (0)
    bu kalp bu gönül zulümleri sayıp kimine kayıp kimine ayıp kim kimde saklanır kim kimle aklanır vurulmaksa beyaza düşen kurşuni kırmızı hangi siyah paklanır eğilmekse sevgiye başım gözüm üst...