İlginç bir ruh hali içindeyim son günlerde, ağzım kulaklarımda gülen halime herkes alışık ben dahil ama buna duyduğum gördüğüm yada düşündüğüm bir şeyde hemen gözlerimin yaşarması da eklendi.

Örnek vereyim haberlerde Ali Sami Yen’de oynanan son maçı gösterdiler ve veda olayları falan gözlerim yaşardı ama ben bir Fenerbahçeliyim… Son durum bu hadi hayırlısı. Ben bu ruh halini bana kimin bulaştırdığını da biliyorum sağolsun var olsun ömrü benden uzun olsun ne diyeyim…

Yalnız gün içinde gerçekten komik oluyor bir an acayip sinirlerim bozuk suratsız asabi bir tip olurken gülümseyen bir yüz görünce pamuk gibi oluyorum. Allahım çıldıracağım venüs bana ne yapıyorsun söyler misin?

Şu konuşulan sanat olayları sinirimi bozdu akşam akşam, mesele sanat ve sanatçı olunca duramıyorum bu ülkede sanata ve sanatçıya verilen değer ortada. Şimdi kalkmış bulunduğu yeri ve en önemlisi de lafını bilmeyen insanların sanata ve sanatçıya eleştiri adı altında yaptığı saçma sapan muamele cidden sinir bozucu.

Anlamaya bilirsiniz sayın başbakan hatta sevmeye bilirsiniz de ama siz bunu bu şekilde söyleyemezsiniz. Her gün tv’de saçma sapan isimler altında yarışmalar yayınlanıyor bir sürü genç saçma işler yaparak ünlü olma peşinde koşuyor o programların içine tükürün mümkünse sn. gökçek…

Sanata ve o ruhu taşıyan insanlara dil uzatmayın, hakkıyla bir yerlere gelmiş ruhundakileri yansıtmayı mutluluk bilmiş insanları rencide edeceğinize ucuz ve kolay yoldan köşeyi dönme çabasında olanları görün… (görmek isteyene örnek çok)

Her neyse severim ata sözlerini ne güzel söylemişler zamanında yüreği ve aklı büyük insanlar…

- Senden iyilere yerini vermesini bil. ( Terence )
- Küçük balıklar sahile yakın durmalıdır. ( Benjamin Franklin )
- Salim bir kafa istiyorsanız, kainatın idareciliğinden istifa ediniz. ( Larry Eisenberg )
- İnsan düşeceği yere çıkmamalı. ( Alain )

sondaki favorim :) )

Sevgili ruh halim ve ben hepinize iyi geceler diliyoruz :)

İlginizi çekebilir

  • 22 Ekim 2010 -- Çirkin Çocuk Günceleri – 2 (2)
    Üzerimden attığım yorganın aslında sandığımdan daha ağır olduğunu yatağın içine oturunca anlıyorum. Omuzlarımda ufak bir ağrı var. Ellerimle istemsizce ovuşturuyorum. Kirlenmeye başlamış çarşafa takıl...
  • 14 Aralık 2010 -- Aslında kaç kişi ile evleniyoruz (2)
    Üzülerek belirtiyorum ki aşk çoğu zaman iki kişilik yaşanmıyor. Daha doğrusu yaşanamıyor. İnsanlar iki kişi konuşurken üçüncüye ne yemek düştüğünü bir türlü öğrenemiyor. Akıllarına estiğince iki kişin...
  • 24 Temmuz 2010 -- Yazım ıssızlığım (1)
    Sabaha az var. Uykuya çelme taktım. Verendadayım. Çayımı demlemiş, sigaramın dumanını üflüyorum. Bir tuhaf dinginlik var üzerimde. Bir tuhaf dingillik de yanında bedava. Bir garip haller var iç çeperl...
  • 24 Ağustos 2011 -- Madam’ın Mezar(lar)ı (4)
    Yeniden doğuşumun ömür boyu garantisinde; ölümüne şahitlik edeceğim mahkeme duvarına karışmış yüz ifademle. “Yaz kızım” diyecek hâkime hanım, ılık suyu soğuk vücuduna dökerken “yalandan, riyadan arına...
  • 20 Nisan 2009 -- Hey Taksi (0)
    Taksi şöförlüğü bir sanattır: Her işsizin "iş bulamadım, bari taksicilik yapayım" mantığında olması, gerçek hizmet verenleride zor durumda bırakıyor. Duyduğum kadarıyla Avrupa ülkelerinde çok sıkı ...
  • 01 Eylül 2009 -- Sessizliğin karanlığını aydınlatır “ Anne” diye seslenebilmek (2)
    Anadolu’nun küçük bir ilçesinde yaşıyorlardı. İki tanede çocukları vardı. Baba ticaretle uğraşırdı. Ticaretin inceliğini ve detaylarını babasının yanında çalışarak öğrenmişti. Ufku çok açıktı. Çok kit...