Bir sonraki yeninin eskisi olarak geldi bu yeni yıl da. Her şey bu diyalektik akışla gidip geliyor aslında. Bugünün yenisi yarının eskisi; o yüzden İngilizler güzel söyler “ Yaşlanmaktan korkmayın, zira uzun yaşamanın tek yolu şimdilik oradan geçiyor” diye. Yeni yıl ile yenilenecekmişiz gibi gelir, biraz daha eskiyeceğimizi bile bile oralı olmayız hiç.

Yeni heyecan vericidir, kışkırtıcıdır zira. İnsan doğayla hep bu yüzden çatışır. Doğa kısa yaşamdan yanadır, insan ise olabildiğince uzun yaşamak ister. Lakin doğa bunun bedelini uzun yaşamak isteyen insanın yaşlandıkça her alandaki menzilini daraltarak ödetir. Örneğin yaşlı iken hayat arkadaşı arayan birinin menzilini düşünün; gençken faraza yüz kişi içinden seçebilecekken yaşlandıkça bu beşe, üçe düşer. Uzun yaşar, lakin verileni yaşar, menzilini daraltıp eskiden uzlaşmadığı şeylerle uzlaşmak zorunda kalır vs.

Bu paradoksa inat yaşamalı “Bugün”ü işte; doğa bize hiç aman vermeyecek, o kendi patikasında acımasızca kendini tekrar ederek bize bunları dayatacaktır. O halde bize düşen, şimdinin, bizi, hareketlerimizi, söylemlerimizi belirleyen şimdinin eleştirel değerlendirilmesi ve şimdiyi yaşamaktan bizi ne alıkoyuyorsa ona karşı mücadele etmek ve şimdinin sınırlarını olabildiğince zorlamaya çalışmak olmalı. Kendi üzerimize düşünürken bunun bizi uysal bedenler haline getirmemesine dikkat etmeliyiz. “Kendini bil” çok tehlikeli bir sarkaçtır aslında; “kendini bil ki bana söyle ve ben seni sömürmekte zorlanmayayım” girdaplarına gebedir, zira!

Gelin şimdiyi ertelemeyelim; karşılaşacağımız sonuçlar ne olursa olsun bunu göze alalım; insanı oradan bulalım; fantezilerimizden, ütopyalarımızdan vazgeçmeyelim; şimdiye kurban olalım ki şimdi hiç eskimesin bizim için! Bitpazarı ruhuyla değil de bir turfanda pazarı ruhuyla dokunalım şimdimize, şimdiden tezi yok!

Hepinizin yeni yılını kutluyorum, sağlıklar, mutluluklar diliyorum!

İlginizi çekebilir

  • 23 Ekim 2009 -- Küçük kabukların içindeki büyük lezzet (1)
    İş yerime gidiş gelişlerde ve tüm acil sevkiyatlarda Mecidiyeköydeki Oya Taksiden araç isterdim, zamanla tüm şöferleri tanıdım ve samimiyetimiz oluştu, acil birşeye ihtiyacım olduğunda ve aynı anda iş...
  • 22 Ocak 2011 -- Niye Anlattınız Bu Masalları (6)
    Duymuştum bir varmış bir yokmus diye başlıyordu masallar. Güzel kızlar, iyi kalpli torunlar,  geniş adamlı omuzların ardından bakan kızlar. Pembeden ibaret yaşanan zamanlar ardından gökten düşen elmal...
  • 29 Eylül 2009 -- Sayemde cennete gideceksiniz (3)
    Bu gün piyasa araştırması yapmak için uzunca zamandan sonra dışarı çıktım, iflasın bağrımda açtığı yaraları sarmak, yeni bir yer açıp herşeye yeniden başlamak adına araştırma yapmak için. Ama gödüm...
  • 29 Mart 2010 -- Neden affedeyim ki? (9)
    Çocukluğumuzdan beri, ''Affetmek, büyüklüktür'' diye diye büyüttüler bizi. Hep sorguladım kendimde bu sözü. ''Affetmek büyüklük müdür? Affetmenin içinde büyüklük varsa, Büyüklüğün içinde de kibir var....
  • 21 Şubat 2012 -- Kaybetmek; korkunun en cahil halidir (0)
    Kaybetmek; dokuz harf ve üç heceden oluşur. Ama ne alfabeleri ne lügatleri ne kütüphaneleri çaresiz dermansız bırakmıştır. Mantıksal olmayan bir eylemdir. Zihinsel engellidir. Farkında değildir. Umulm...
  • 27 Ekim 2010 -- Tanımak (4)
    Kolay değildir bir insanı tanımak. Merhaba merhabanın ötesinde tanımak hem de.. Neye güler acaba? Neye üzülür? Kimler onu üzer, kimler sevindirir? Kimleri hayatınından hiç çıkmayacakmışçasına çok seve...